Emir, sevdiği genç kızın gözlerine baka baka anahtarı avuçlarından aldı. Ece'nin anahtarı uzatan eli, avcundaki boşlukla havada kaldı. Emir sanki avcundan anahtarı değil de, göğsünden kalbini almıştı. Dudakları titremeye başladı. Sonra bir ses duydu. Yabancı bir ses gibiydi. Buz gibi bir ses... Emir'in değildi bu ses. Emir'in sesi içini ısıtırdı. Bu sesse buz sarkıtları gibi kalbine batıyordu. Karşısında konuşan kişi Emir'di ama ses onun değildi, olamazdı. Bu söz Emir'in dudaklarından çıkamazdı, mümkün değildi... Aynı sözü bir kere daha duydu. Karşısındaki dudaklar oynuyordu ama ses çok uzaklardan geliyor gibiydi. Emir, bu sözü söyleyeceğine, o ağzıyla Ece'nin kalbini çiğnese, genç kızın canı daha az acırdı. Emir, son bir kere daha tekrarladı son söylediği sözü. Ece bu sefer, sevdiği adama

