GİRİŞ

672 Words
İlk bölüme kısa bir giriş yaparak başlamak istedim. Umarım beğeneceğiniz bir kitap olur. Keyifli okumalar size... 🥰 💫💫💫💫💫 Kimseye dokunmamıştı henüz elleri. Kirlenmemişti gözleri ve şimdi olduğu gibi güvensiz bakmıyordu hayata. Küçük bir kız çocuğu sayılmazdı ama yine de başına neler gelebileceği hakkında da hiçbir fikri yoktu. Birkaç başarısız üniversite sınavından sonra kaybettiği senelerini çalışarak yeniden kazanmak istiyordu. 21 yaşında çalışmaya başlamıştı. Hayat bir nehirse eğer bundan sonra daha hızlı akacaktı. Tesadüfler sonucu belki de hayatında yapacağı en son işi ilk işi olarak seçmişti... Ve geçen son senesini okuduğu kitaplar ve derslerle geçirmişti. İş tecrübesi olmayan bir insandan verimli bir çalışma bekleniliyordu. Oysa o kendini büyük denize açılmış küçük bir sandalda acemi balıkçı gibi görüyordu. Ama tüm olumsuzlukların üstüne gitmiş, kısa sürede elinden gelenin en iyisini yaparak işinde başarılı olmuştu... Bir akşam vaktiydi. İşten çıkmış eve gidiyordu. Sabahtan beri oluşan ve akşama kadar da büyüdükçe büyümüş olan içindeki hisse ne kadar dur demek istediyse de başaramamıştı. Bu yüzdendir ki eve giden adımları tedirgin ve usul usuldu. Neydi bu his bilemiyordu. Belki sadece bir kuruntuydu. Belki de dün gece gördüğü rüyanın etkisi vardı üzerinde, bilemiyordu. Yağmur damlaları düşüncelerinin üzerine akmaya devam ediyordu. Yağmur şiddetini arttırmıştı fakat genç kızın adımlarında hiçbir değişiklik yoktu. Biraz daha yavaş yürürse eğer sırılsıklam olacağı an meselesiydi. Ama o bunu umursamıyordu. O gece hava her zamankinden daha karanlıktı. Genç kız bu zifiri karanlığı da umursamadı. O bir an önce eve gitmek istiyordu fakat adımları sanki tam aksini söyler gibiydi. En sonunda eve vardığında cebinden anahtarını çıkardı. Küçük bir mahallede ailesiyle yaşıyordu o. Maddi durumları o kadar da iyi değildi. Kendisi bir Cafe de garsonluk yaparak, annesi de gündelik temizliklere giderek geçindiriyorlardı evi. Babası ise küçük bir şirkette çalışıyordu. Annesini ve babasını çok seviyordu o. İkisini bir arada görmekten ise bir o kadar mutluluk duyuyordu. Belki de bu birlikteliği bir daha göremeyecekti. Babasını eskisi kadar sevemeyecekti. Küçük mahallenin küçük evine sonunda girebildiğinde annesini ağlarken görmesiyle birlikte yanına koştu. "Annecim, ne oldu sana? Neden ağlıyorsun?" diye endişeyle sorduğu anda bakışları buluştu. Hala iki gözü iki çeşme ağlamaktaydı kadın. Ağlamaktan göz bebekleri beyazlaşmış, göz altları kıpkırmızı olmuştu. Bu genç kızı daha fazla endişelendirdi. "Anne cevap versene ne oldu? Ne bu halin?" etrafına kısaca göz attıktan sonra, "hem babam nerede?" diye son sorusunu da sorarak annesinin kan çanağına dönmüş gözlerine tekrar odaklandı. Bu son soruyla birlikte annesinin ağlaması şiddetlendi. Genç kızın kaşları çatıldı. Sabahtan beri hissedip durduğu içindeki kötü hissi hatırladı bir an. Ne kadar unutmak istese de... Kalp atışı hızlandı, nedensiz. "Kızım, baban..." dedi ve ağlamasına kaldığı yerden devam etti. Annesinin çatallaşmış sesini duyan kızın bakışları sorgu dolu şekilde tekrar kadını buldu. Devam etmesini bekler nitelikteydi bakışları. Annesi derin bir nefes alarak, acılı bir iç çekti ve kızının mavileriyle buluştu gözleri. Böyle bir şeyi nasıl diyeceğini bilemiyor gibiydi bakışları. Ama başka da çaresi yoktu. "Baban... Evi terk etti kızım." Annesinin ağlamasında hiçbir azalma olmazken genç kız duyduğu cümleyi idrak etmeye çalışıyordu. İleriye doğru donuk bir şekilde bakarken, ağzından tek kelime döküldü. "Ne?" Ama bunu öyle kısık söylemişti ki annesinin duyduğundan şüpheliydi. Lakin o bile zor duymuştu kendi sesini. O sırada annesinin elinde sımsıkı tuttuğu fotoğrafı fark etti. Üçünün çekildiği aile fotoğrafını... Ve tekrar duydu annesinin sesini, "baban başka bir kadın için, bizi terk etti kızım. Evini, yuvasını..." bir hıçkırık girdi araya. Annesinin acı hıçkırığı. "Terk etti." O hıçkırıkta bir çok duygu vardı. Bir kadının acı dolu hıçkırığı. Aldatılmış bir kadının hıçkırığı. Ve o hıçkırığa, kızının sessiz ağlayışları da eşlik etmeye başladı. Bundan sonra babasını sevmeyecekti. Bir daha görmek bile istemeyecekti. Bundan sonra onun babası yoktu. Ona göre ölmüştü. Onun sadece annesi vardı. Onun annesinden başka kimsesi yoktu artık. Babası ise hiç yoktu. Babasına karşı olan nefret tohumları çoktan ekilmeye başlamıştı bile. Ve kadın, bundan sonra da aynı adama sadık kaldı. Erkek ise, bütün kadınlara sahip olmaya çalıştı. İşte bu yüzden adamlık en çok kadına yakıştı. O gece, odada sadece sessizlik vardı. Artık bir şeyler bitmişti. Bir kapı kapanmıştı. Ama başka kapılar açılacaktı. ☀️ DEVAM EDECEK... ☀️ Sence, bir insan kaybettiklerinden sonra tamamen değişebilir mi? Yoksa içindeki kırık parçalar her zaman hatırlanır mı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD