Bölüm 5

1013 Words
Günlerimiz karşı pencereye bakmakla geçmişti. Sonrasında annemlerden izin alıp ben Buket'lere gitmiştim. Derken tatilimizi bitirmiş kalıcı olarak evlerimize dağılmıştık. Artık okul başlıyo sıkıcı ama sevdiğim o hayata geri dönüyordum. Bu vesile ile kafam daha meşgul olacaktı. Bu süre zarfında adamla çok karşılaşmamıştım. Ama aklım fikrim oradaydı. Gelişen ve her geçen gün değişen hormonlarım yüzümden rüyalarımda hep onu görüyor onun yatağına doğru çekiliyordum. Yüz yüze geldiğimizde ise baya tırsıyordum. Ne diyebilirdim ki. Yaşadığım her şey normaldi benim gözümde. Normal olmayan oydu. Okulun ilk günü koşarcasına evden çıktım. Taksi bulmam oldukça zor olmuştu. Bugün kendimi taksiye bineceğim diye şartladığım için evden geç çıkmıştım. Aslında riske atılacak bir durum değildi. Okula vardığımda dersin başlamasına beş dakika vardı. Nefes nefeseydim. Buket yerinden kalkıp el sallayınca onu gördüm. Hemen yanına geçip oturdum. "Geç kalıyorum." "Kaldın zaten." diyerek gözüyla şimdi farkettiğim asistanı gösterdi. "Ooo yeni asistan." Yakışıklıydı. Buket'in ilgisini çektiyse baya iyiydi diyebiliriz. Ama sınıfın geri kalanı da aynı fikirdeydi. "Pek şansım yok ama hoş çocukmuş." Güldüm. Suyumdan içerek kendime gelmeye başladım. "Merhaba arkadaşlar. Hocamız birazdan burada olacak. Bu sürede kendimden bahsedeyim." Asistan Fikret ilgi odağı olmuştu. Buket hayran hayran adamı izliyordu. Hoca gelince genel bir giriş yapmıştık. Bu hocayı geçen dönemden tanıyorduk. İki dersimiz bitince herkes hocanın ve aslında asistanın etrafını sarmıştı. Bizse diğer sınıfa geçerek dersin başlamasını bekledik. Buket çatı katındaki adamı sordu. En son iki gün önce gördüğümü biliyordu. Neredeydi bu adam? Bu dersi de bitirdikten sonra artık mola zamanıydı. Okulun bahçesine çıkarak kahve alacağımız kafeye yöneldik. Hangisi boşsa ondan almaya karar verdik. İlk ikisi baya doluydu. Üçüncüsü biraz uzak olduğu için gelen olmamıştı. Sıra beklemektense yürümeyi tercih ettiğimiz için burası bize uygun gelmişti. Önümüzde bir kişi vardı. Sıra beklerken Buket, "Annem gelecekmiş bu hafta. Evinizi dip köşe temizleyeyim diyor. Kadın durdu durdu tam okulun açılacağı hafta gelmeye karar verdi." güldüm. "Bence amaç temizlik değil söyleyeyim." "Amann abim istemiyor biliyor." "İsteyip istememesi önemli değil ki! Annenin eli bu sefer kuvvetli olmalı ki geliyor. Belki hayır diyemeyeceği bir kısmet çıkmıştı." Yüzünü buruşturdu. Böyle konuşunca bana da iğrenç gelmişti ama kadın takmıştı oğlunu evlendirmeye. Bu yola başını koymuştu resmen. Sıra bize geldiğinde kahveleri sipariş ettik ve ödemesini yaptık. "Sen beklerken ben tuvalete gideyim." dedi Buket. Yan tarafa geçerek kahveleri beklemeye başladım. Telefonuma bakıyordum. Yanıma başka biri geldi. Güzel kokulu biri. İstemsizce derin bir nefes aldım. Hafifçe başımı çevirdim. Amacım göz ucuyla bakmaktı ama adamla bir anda göz göze geldik. Gözlerim fal taşı gibi açılınca gülümsemesi genişledi. "Merhaba." dedi. Etrafıma bakındım. Burada mı okuyordu? Aman Allahım! Bir yerden tanıdığımı düşündüğüm adamla aynı okulda mıydım? "Konuşma yetin duruyor değil mi?" Titremeye başlamıştım. Güzel bedeni, kokusu, ses tonu, gülümsemesi... "Hocam buyurun." dedi barista. İkinci bir şok dalgası daha gelmişti. Önce kıza sonra hocam dediği adama baktım. "Teşekkür ederim." Kız hala bize bakıyordu. "Bir saniye konuşalım mı?" Başımı hayır anlamında sağa sola salladım. Ne konuşacaktım hocayla. Hocam pardon ben sizi her gece seks yaparken dikizliyordum mu diyecektim. Lanet olsun! "Geldi mi kahvelerimiz." Buket gelmişti. Bana ve yanımdaki adama baktı ama tanımamıştı. O benim kadar fazla görmemiş hatta yüz yüze gelmemişti. "Yok bekliyorum." dedim kısık sesle. Adamın elinde kahve bedeni bana dönüktü. "Siz?" Buket kaşlarını oynatarak soru dolu siz demişti. Adam elini Buket'e uzattı yanımdan. "Ercüment Eroğlu." Buket'te karşılık verdi ama hala soru doluydu. Benim gibi. "Arkadaşınla bir süredir karşılaşıyoruz ama tanışma fırsatımız olmadı. Burada öğrencisiniz sanırım." "Evet siz?" Ben etkisiz elaman olmaya devam ediyordum. "Psikoloji bölümünde hocayım. Siz hangi bölümdesiniz?" "Felsefe." dedim bir an. Buket bana baktı ama susmayı becerdi şükür. "Siz nereden tanışıyorsunuz ki?" "Henüz tanışamadık." diyerek elini uzattı. Ben de uzattım çünkü herkes bize bakıyordu. "Nazlı." elimi çekerken daha kuvvetli sıktı. "Memnun oldum hocam." kahvelerimiz geldi. Kızın da dikkatini çekmiştik. "Hocam bizim yolumuz uzun. Kahvelerimizi yürüyerek içeceğiz izniniz olursa." Ters ters Buket'e baktım. Sapık bir adamdan izin isteyecek değildim. "Tabii. İyi dersler." Adamın yanından ayrıldığımızda betim benzim atmıştı. Elim ayağım titriyordu. Artık benim için sadece adam değildi. Ercüment hocaydı. Aman Allahım. "Neler oluyor kuzum ya? Anlayamadım. Sen nereden tanıyorsun bu yakışıklı hocayı?" Hızlı adımlarla yürüyordum. Buket bana yetişmeye çalışıyordu. Ardıma baktım. Yeterince uzaklaşmıştık. Tuttuğum nefesimi vererek Buket'e döndüm. "Bu o Buket. Çatı katındaki adam." Buket'in gülen yüzü soldu önce. Sustu. Anlayabildi mi anlayamadı mı bilemedim. "Buket beni duyuyor musun?" kendine geldi bir anda. Neredeyse fısıldayarak çığlık attı. "Ne diyorsun Nazlıııı!" Tek elini ağzına götürmüştü. Yine hızlı sayılabilecek adımlarımızı atıyorduk. "İnanmıyorum." deyip durdu sürekli. Bizim binaya yaklaşırken kolumdan tuttu. "Kızım bu seni tanıyor ve izlediğini de net biliyor. Nasıl imada bulundu baksana." "Farkındayım. Büyük sıçtım. Ne yapacağım?" "Nazlııı, uzak durmalısın. Hatta bence taşın." Bıkkınlıkla soludum. Bu hoca hayatımı kaydırabilirdi. Soyunup kadını beceren o hayatı kayan ben. Oh ne güzel dünya. Ama onun ne dediği daha önemli olurdu bu ortamda. "Nasıl taşınayım Buket! Ne diyeceğim bizimkilere. Hemen anlarlar bir şey olduğunu. Üzerime gelirler. Böyleyken böyle de diyemem ki!" Binanın önündeki çimlere oturduk. Yıkılmış durumdaydım ama olaya farklı bir gözle baksam belki düzelecektim. Bakabilseydim tabi... "Ne dedi ben gelmeden önce." Buket'in kafa daha yeni çalışmaya başlıyordu. Kahvemden bir yudum alarak Ercüment'i düşündüm. "Konuşmamız lazım dedi." Bir an arkadaşıma döndüm. "Ne konuşacak ki benimle? Ne diyecek? Buketttt kafayı yiyeceğim." "Sakin ol." "Şimdi diyeceksin izlerken iyiydi. Evet o an gerçekten aklıma gelmedi. Vallahi böyle hayati bir yerde tanıdığım olacağını düşünmemiştim. Erkek eskort sandım adamı." İkimizde sustuk. "Erkeklere de eskort deniliyor mu?" bilmiyordum ki. Buket'te bilmiyordu. "Şimdi sakin olmalısın. Ne konuşacak acaba seninle. Durup dururken karalar bağlama. Önce bir ne konuşacağına bak." kahveyi bitirip yanıma koydum ve kendimi çimenlere serdim. Sırt üstü yatarken gözlerimi kapattım. "Kafamı toparlayamıyorum. Evime gelebilir." "Nereden çıktı bu?" "Bilmiyorum öyle hissediyorum. Bir akşam kapımı çalıp konuşacağız diyebilir. Ne demem lazım o zaman? İçeri alamam. Tamam burada hoca ama ona nasıl güveneyim?" ikimizde sustuk. Düşünmeye çalışıyordum. "Bence sen ne yap biliyor musun?" hıı diye ses çıkarttım. "Oraya tekrar git ve masasına otur konuşun. En azından fikirlerini ve tavrını görürsün. Ne istiyor senden onu öğrenirsin. Belki sikine bile takmıyor seni. Sen bu kadar kuruntu yapıyorsun." "Ya orada değilse." Mantıklı gelmişti dediği. "Otur bir masaya bekle o zaman. Senin tekrar döneceğini tahmin etmiştir." Derin derin soludum ve ayağa kalktım. Üzerimi silkeleyerek kararımı verdim. "Sen derse gir. Bir şey olursa yazarım. Olmazsa da yazarım. Burada buluşuruz."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD