Gece, dağın eteklerine inmişti. Gökyüzü bulutlarla örtülü, ay ise sanki Lyra'nın kalbi gibi gizlenmişti. Soğuk rüzgar, kurdunun tüylerini ürpertiyor ama onu uyarıcı bir dost gibi takip ediyordu. İçinde kıpırdayan bir şey vardı — uğursuz, kadim ve başından beri onunla olan bir karanlık. Küçükken bile sıradışıydı. Annesi hep tembihlerdi: “Sen sıradan değilsin Lyra. İçindeki ses, sana ait değil. Ama seninle birlikte büyüyor.”
O zamanlar ne demek istediğini anlayamazdı. Şimdi ise çok geç olduğunu hissediyordu. Her dönüşümünde biraz daha derine işliyordu bu karanlık. Artık sadece kurdu değil, zihni bile ona aitmiş gibi hissettiriyordu. Bazen düşüncelerine bile karışıyor, öfkesini körüklüyordu.
Son günlerde bu karanlık daha da güçlenmişti. Çünkü biri onu fark etmişti: Zack.
---
Zack, Lyra'yı ilk gördüğünde büyülenmemişti. Onun güzelliği ya da gözlerinin derinliği değil, içindeki karanlık dikkatini çekmişti. Bir alfa olarak her şeyin kontrol altında olması gerekirdi, ama Lyra’nın çevresinde bu düzen dağılır gibi oluyordu. Ve o… o bu düzensizlikteki gücü fark etmişti.
Zack, Lyra’ya karşı bir şey hissetmiyordu — ne sevgi, ne şefkat, ne arzu. Ama o güç… Lyra’nın içindeki şey… işte ona sahip olmalıydı. Rose’la birlikteydi çünkü Rose ona denge sunuyordu. Onunla geleceği, ailesi, soyu vardı. Ama Lyra’nın içindeki karanlık, Zack’in kendi içindeki açgözlü tarafı harekete geçiriyordu. Onunla bir bağ kurmak istemiyordu. Sadece bu gücü yönlendirmek, belki ele geçirmek istiyordu. Belki de kullanmak.
Rose bunu bilmiyordu. Zack’in Lyra’ya neden bu kadar yaklaştığını anlamıyor ama güvenmeye çalışıyordu. Oysa Zack, her fırsatta Lyra'nın yalnız kaldığı anları kolluyordu. Onunla konuşmak, onu çözmek, karanlığın iç yüzünü görmek için.
---
Lyra o gece yalnızdı. Dağın eteklerinde oturmuş, içindeki uğultuya kulak veriyordu.
“Yine geldi,” dedi sessizce.
“Zack mi?” diye fısıldadı karanlık.
“Evet. Ama bana değil. Sana geliyor. Gücünü istiyor.”
“Onun gözlerinde sevgi yok, Lyra. Ama ihtiyaç var. Açlık var. Seni değil, beni istiyor.”
Lyra gözlerini yumdu. Tüyleri diken diken olmuştu. Bu sesin haklı olduğunu ilk kez bu kadar derin hissediyordu.
“Beni kullanmasına izin vermeyeceğim.”
“Beni serbest bırak. Ben onu kullanırım.”