8. BÖLÜM

1245 Words
Günler işkence içinde öyle bir geçmişti ki bir ayını tamamlamıştı bugün tamı tamına. Odasına kapanmış pencereden konağın avlusuna dalmıştı gözleri. Kafasının içinde dönüp duran düşüncelere öyle dalmıştı ki açılan kapının sesini duyunca irkilmişti. Hızla başını yasladığı elinden kaldırdı. Ela gözleri kocasının kehribarlarına tutundu. O gün yaşananlardan sonra kocası artık odaya çok geç saatlerde o uyurken geliyor sabah erkenden de uyandığında çoktan gitmiş oluyordu. Birbirlerinin yüzünü üç haftadır bir kaç defa tek görmüşlerdi. Şirvan yine karısının uyuduğunu düşünerek odaya gelmişti fakat beklediği gibi olmamıştı. Odaya girip karısını gördüğünde içindeki öfkesi kaynamaya başlamıştı. Nupelda ile tartıştığından beri ekstra sinirli hallerini çevresine de yansıtmaya başlamıştı. Önüne gelen herkes sinirinden nasibini alıyordu. Kısa bakışmalarını kesip kehribarlarını ela gözlerden kopardı. Giyinme odasına geçtiğinde Nupelda da derin bir nefes bıraktı. Kocasıyla göz göze gelmek onu germişti. En son üç gün önce görmüştü onu. Ne kendisi bakıyordu kocasının yüzüne ne de kocası onun yüzüne. Tartışmalarından sonra herkesin gözüne daha çok batmaya başlamıştı. Konakta kalan kocasının halası, babaannesi, ve kuzenleri sürekli ona laf söylüyor yaptığı her hareketin altında bir şey arıyorlardı. Resmen sabrıyla sınanıyordu. Onun elinde olsa çoktan ağızlarının payını verirdi ama ona fırsat kalmadan kaynanası hepsini susturup geri püskürtüyordu. Yine de Nupelda bir yerde patlayacağına emindi son şanslarıydı dayanamıyordu artık. Saygı falan dinlemeyecek kaynanasına bile fırsat vermeden gerekirse hepsiyle teker teker tartışacaktı. Başını sallayarak yaşanmışlıkları def etti. Ağır ağır yatağına geçti. Kocasının sesi soluğu çıkmıyordu. Kendi tarafına geçerek uzandı gözlerini kapatıp uyumaya çalıştı. Uyuyamıyordu. Vücudu artık yavaş yavaş gücünü kaybediyordu. Burada bir lokma bile yemek yese boğazına diziyorlardı. Gittikçe zayıflamış direncini kaybetmişti. Gözleri doldu. Bir zamanlar çekinmeden yer içer elini her şeye atardı abileri hiç bir şeyi gözünde bırakmaz bir dediğini iki etmezlerdi. Her yemeği de yemez diye annesi her akşam onun sevdiği yemeklerden yapar iştahı olmasa da kendi elleriyle yedirirdi. Evin en küçüğü olduğu için hep şımarık büyütülmüştü. Ablası, abileri annesinden ve babasından bile daha çok el üstünde tutar onlara fırsat vermeden her dediğini yaparlardı. Bir kere abi ya da abla demesi yeterdi. Şimdi ise hiç kimsesi kalmamıştı. Ne abileri ne annesi ne de babası.. Kapalı gözlerinin ardından birer damla yaş süzüldü. Zor olsada uykuya yenik düştü gözleri. Şirvan, odanın karanlığa gömülmesiyle giyinme odasından çıktı. Yatakta yatan karısına baktı uyumuştu sonunda. Yatağın diğer tarafından dolaşıp kendi yerine geçti. Başını yastığa koyduğunda düşünmekten kaçmak için çalıştığı her şey yerle bir olmuş düşünceler dört bir yanına üşüşmüştü. Başı çatlıyordu artık. Uyumak, dinlenmek istiyordu ama yapamıyordu. Annesinin her akşam rapor verir gibi gün içinde karısının yaşadıklarını anlatması geriyordu onu. Babaannesini ve halasını uyarmıştı ama belli ki uyarılarına kulak asmıyorlardı. Bugünde babaannesi karısının yediği bir lokmaya gözünü dikmiş önündeki yemeğini almıştı. Karısı o sofradan aç kalkmıştı bugünde. Annesinin sözleri tekrar kulaklarında çınladı. ‘Şirvan’ım, annem kurban olayım sana. Oğlum yaden durmuyor durmayacak bunlar daha hiç bir şey oğlum. O kızın yediği bir lokma yemek bile ağır geliyor ona rahat vermiyor karına. Konuşman yetmez o sofraya sen oturmadığın sürece her günümüz böyle zehir zemberek olucak. Yazık değil mi oğlum? Benim kızlarımda el kapısında yüreğim kaldırmıyor babaannene gücüm yetmiyor bir yerden sonra.” Kelimesi kelimesine bütün cümleleri aklındaydı. Beynine kazınmıştı. Sertçe yüzünü sıvazladı. Tamam düşmanlardı ama bu kadarı fazlaydı. Bir insan düşmanı da olsa o sofraya oturana bunu yapmamalıydı. Geceyi sabah etti de gözüne gram uyku girmedi. Düşündü durdu babaannesine halasına karşı. Sabah karısından önce çıktı yataktan. İşe gitmek için hazırlandı. Gitmeden önce babaannesiyle de sert bir görüşme yapacaktı. Çoktan hazırlanmış telefonuna gelen maillerini kontrol ederken yavaş yavaş yatakta kıpırdanan karısına baktı uyanmıştı. Tekrar telefonuyla ilgilenmeye başladı. Karısının gözlerini üzerinde hissetse de dönüp bakmadı. Nupelda, uykudan arındığında oturur pozisyona geçmiş geçtiği anda da karşısındaki koltukta oturan kocasını görmüştü. Şaşırsa da belli etmeden ayaklandı. Odanın içinde bulunan banyoya geçerken kocasının sesiyle duraksadı. “Hızlı ol, aşağıya birlikte ineceğiz.” Ürpertici derecede soğuk sesiyle başını çevirip omzunun üzerinden baktı. “ Efendim?” Soru yüklü sesiyle kocasının dikkatini çekmeyi başarabilmişti sonunda. Elindeki telefondan başını kaldırıp karısına baktı. “Ne dediğimi duydun. Çabuk ol.” Sinirle gözlerini yumdu Nupelda üstten tavırlarına katlanamıyordu. Haftalardır tek kelime etmemişken bugün gelmiş emir veriyordu. Sinirle banyoya girip kapıyı kapattı. İşlerini hallettikten sonra giyinme odasına geçmiş uzun koyu kahve elbisesini üstüne geçirmişti. Sırf kocasını bekletmek için biraz daha oyalanıp odaya geçti tekrar. Makyaj masasının karşısına geçip çekmeceden siyah yazmasını çıkardı. Kenarları iğne oyalı yazmayı masanın üstüne bıraktı. Evet hala siyah takıyordu takmaya da devam edecekti fakat düz siyah bir şal değil kenarları işlemeli olan yazmalardan takmaya başlamıştı son günlerde kaynanasıyla konuştuğundan. Aynadan yüzüne baktı gözlerinin altı çökmüş zayıfladığından yanakları erimişti. Bugün sırf kocasını sinir etmek için makyaj yapmaya karar verdi. Geldiği ilk günden beri doğru düzgün kendine bakamamıştı bile. Görümcelerinin aldığı makyaj malzemeleri hala paketli bir şekilde masanın üzerindeydi. Hepsinde teker teker göz gezdirdi. Önce yüzünü nemlendirdi ardından gözlerinin altına bolca kapatıcı sürdü. Sünger yardımıyla dağıttı bir güzel. Kirpiklerine rimel sürüp gözlerinin içine siyah kalem çekti. Ela gözleri daha da ön plana çıkmıştı. Yanaklarına da birazcık fırçanın ucuyla allık sürdü. Rengi gitmiş yüzü artık biraz daha canlı görünüyordu. Tüm işlerini de ağır ağır yaparak bir güzel oyalanmıştı ve kocasının sinirli homurtularını işitiyordu. Son olarak saçlarını tarayıp ensesinde topladı uzun olduğu için topuz yapmıştı. Yazmasını alarak yeni gelin gibi taktı. Alayla güldü içinden ne yeni gelindi ama bir ayda bin yıl yaşlanmış gibiydi. Sonunda masadan kalktığında kocası kapının orda onu bekliyordu. Birlikte odadan çıktıklarında Şirvan önde Nupelda hemen arkasındaydı. Merdivenlerden ilk katı inerken son basamaklarda Şirvan elini uzatmış izinini bile almadan elini tutmuştu. Ne yaptığını anlayamadığı için avucuna hapsettiği elini çekmeye çalışıyordu ama kocası izin vermeyerek onu yanına çekti şimdi ikisi yan yana avlunun ortasında duran herkesin karşısındaydı. Herkes çoktan kahvaltı için avluda toplanmış onları beklerken Şirvan masanın karşında baş köşede oturan babaannesinin gözlerine dikti gözlerini. Karısının ellerini sımsıkı tutmuştu. Herkeste sırasıyla gözlerini gezdirip tekrar babaannesine bakarak konuşmaya başladı. “ Herkes kulağını açsın beni iyi dinlesin!” Bağırmıyordu ama sesi öyle gür çıkıyordu ki ürperdi Nupelda. Gerilen çenesi sinirden şakağında atan damarı belli ediyordu kendini. “İlk ve son kez söyleyeceğim karşı çıkan olursa sonuçlarına katlanacak-“ avucundaki eli sımsıkı tutmuşken kaldırdı sanki kimse daha önce fark etmemiş gibi”Nupelda benim karım! Hepiniz kabul edeceksiniz, etmek zorundasınız. Hiç birinizin karıma tek bir yanlışı olmayacak bundan sonra. Yanlış yapan beni karşısında bulur. Karıma yapılan bana yapılmıştır! Ben bu konağın, aşiretin ağasıysam karımda hanımağasıdır! Herkes yerini yurdunu bilecek bundan böyle!” Masadakiler duyduklarının şokunu atlatamazken Şirvan karısını da alarak kendi yerlerine geçmişti karısının sandalyedini çekmiş Nupelda oturduktan sonra oda kendi de masanın başındaki sandalyede yerini almıştı. Nupelda duyduklarının gerçek olup olmadığını daha kavrayamadan kocasının onu çekiştirmesine izin vermişti. Masadaki yerini aldığında herkesin onlara baktığını biliyordu. Başını kaldırdı sırasıyla göz gezdirdi. Meryem hanım diğer baş köşede öfkeli gözlerini dikmişti ona yanındaki kızı Aysel halada tıpkı onun gibi bakıyordu. Kaynanası ve görümceleri ise gözlerinden taşan mutlulukla gururla bakıyorlardı. Şüphesiz en çok Azade hanım sevinmiş göğsü gururla kabarmıştı. Nupelda en çokta Sedayı merak etti, bakışları onu buldu. Nefretle bakan gözleri dolmuştu. Bu kızda bir şeyler hissediyordu ve hislerinde yanılmamıştı adı kadar emindi ki bu kız Şirvan’ı seviyordu. Kocasın baktı Nupelda. Şirvan hiç bir şeyi umursamadan kendi tabağını doldurmuştu. Nupelda’nın tabağının hala boş olduğunu görünce karısının çekindiğini düşünerek doldurdu onunda tabağını. Herkes dikkatle onları izlerken ne Şirvan ne Nupelda takmıyordu kimseyi. Nupelda kocasının yaptıklarının bir oyun olduğunu düşünüyordu içten içe. Büyük olasılıkla kaynanası her şeyi ona anlatmış oda çözümü öyle bulmuştu. Şirvan da yaptıklarının annesinin söyledikleri yüzünden olduğunu düşünürken bu kadar ileri gideceğini beklemiyordu. Kendi kendini sorguladı bir an. Hepsini babaannesi ve halasının oyunlarını yerle bir etmek için yaptığını düşünerek telkin etti kendini. Farkında değildi ama yaptıklarının asıl sebebini geç kaldığında anlayacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD