10. BÖLÜM

2072 Words
Gözlerimin üstündeki ağırlığa rağmen yavaşça açmaya çalıştığımda başımda dikilen kişiyi net göre bilmek için gözlerimi kırpıştırdım. "Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" diye hemşire sorarken koluma takılı olan serumla ilğileniyordu. "Biraz halsiz." diyip gücüm yettiği kadarıyla yatakta doğrulmaya çalışırken hemşire oturmama yardım etti. "Sonunda uyandınız sevgiliniz çok endişelendi." "Sevgilim?" dedim sorarcasına öylece hemşireye bakıyorum. Kimmiş benim sevgilim? En son Barış hoca yokmuydu yanımda.... "Doktorla görüşmeye gitti, birazdan gelir." dediğinde kapı açılınca hemşirenin arkasındaki kişiyi görmek için başımı uzattım. "Uyanmışsın." dedi Barış hoca yanıma doğru yürürken. Oha artık! Ne yapmıştı da herkes sevgilim şanmıştı..... En son hatırladığım gözlerimi açık tutmakta zorladığım ve onun telaşıydı. Beni kucağında hastaneye getirdi desem sevgilim diye taktim edicek hali yok ya. "Serum bittiğinde seslenirsiniz, tekrar geçmiş olsun." diyip hemşire bir Barış hocaya bir bana bakıp gülümserek odadan çıktı. Neydi bu şimdi? "Ada sana ulaşamadığı için beni aramıştı, telaşlanmasın diye hastanede olduğumuzu söylemedim ve telefonun birden fazla çaldı." diyip ayak ucumdaki çantamı bana uzattı. "Teşekkür ederim." dedim elinden çantamı alıp hızla içini karıştırmaya başladım.Telefonumu çıkardığımda Eğe yine defalarca aramış ve bir çok mesaj atmıştı. Özğür abinin bile bir kaç kere aramış olduğunu görünce bir sorun olma ihtimali düşünüp önceliğimi ona verdim. Telefonu tek çalmada açmıştı. --'Ufaklık nerdesin sen? Ada'yı arıyorum, dışarıda işi vardı diyor. Seni arıyorum bakmıyorsun. Eğe'yi bile aradım onun hiç haberi yok.' Telefonu açar açmaz bir solukta o kadar sitem etti ki beni bu kadar düşünmesi iyi hissettirmişti. -'Sakin olur musun?' Güldüğümü sesimden anlamasın diye dudağımın kenarını ısırdım. --'Gülüyor musun sen?' -'Ya ne yapıyım çok tatlı sitem ediyorsun.' Saklıyamadığım gülüşümü beli ettiğimde Barış hoca sandelye çekmiş yanıma oturmuştu. --'Sabah hastayım diyordun aklım sende kaldı.' -'Hastanedeyim......' --'Kızım niye en başta söylemiyorsun, konum at geliyorum.' Özğür abi daha da telaşlanıp konuşmama izin vermeyince en sonunda isyan ettim. -'Özğür abiii yalnız değilim telaş yapma, şey yanımda..... Barış hoca.' Uzatarak sitem ederken göz ucuyla Barış hocaya baktığımda şaşkınla kaşlarını kaldırıp baksada huzursuzca kıpırdandı. --'Barış ne alaka ufaklık?' Buyur işte abilik damarı tuttu. -'Sabah vedalaşırken Peri'm için alışverişe çıkıcağımızı söylemiştim, hatırlarsan.' --'Bir sorun yok dimi? İstersen gelebilirim.' -'Gerek yok ya, bizde birazdan çıkarız.' --'O zaman evde görüşürüz. Gelirken bir şey istermisin?' -'Bana en son aldığın çilekli pastadan alırmısın?' Şuan çocuk gibi pasta istesemde Özğür abi kıyamaz bana. --'Alırım ufaklık.' -'O zaman görüşürüz." Telefonu kapatıgımda Eğe'nin attığı mesajları okumaya başladım. Peş peşe hep aynı şeyleri yazıp durmuştu. Ayarsızım:Telefonunu niye açmıyorsun? Ayarsızım:Gece nerdesin? Ayarsızım:Özgür abi aradı beni merak ediyorum aç şu tefonu. "Giderken pastayı bizde alabilirdik." dediğinde telefondan başımı kaldırıp baktığımda, kollarını göğüsünün altında billeştimiş stresten bacağını salllıyordu. "Özğür abinin aldığı pastalar çok güzel oluyor." dedim onun aksine gülümseyerek. Telefonuma tekrar döndüğümde Eğe'nin attığı mesajların çoğu aynı olduğunu için okumadan geçtim. Barış hoca o sırada sandalyesinden kalkıp yavaş adımlarla cam kenarına yürüdüğünde öylece dışarı izlemeye başladı. Keyfi yoktu da niye? Doktorla görüştüğünde kötü bir şey mi söyledi aman bilmediğim bir şey söylememiştir. Ama Barış hocaya söylemiştir.... "Doktorla ne konuştun?" diye sordum meraktan ziyade tıbbi geçmişimi öylece sergilemiş olamaz heralde, bakışlarımı cevap vermesi için ona diksemsede duruşunu bozmamıştı. "Daha çok doktor bana soru sordu ama bilmediğim için cevap veremedim." dedi ve hâlâ dışarıyı izliyorken, Offf ..... söylesene ne sorduysa illa kıvrandırcak beni... "Ne sordu ki?" dedim tereddütle, duymak için kendimi hazırlarken derince nefes aldım. "Regl döneminin hep böyle sancılımı geçtiğini ve bu dönemde tansiyonunun ne kadar sıklıkla düştüğünü sordu." diyip duruşunu hiç bozmamıştı. "Anladım." dedim kısa geçiştirip. "Hep böyle mi oluyorsun?" dedi sonunda bakışlarını bana çevirken. "Yooo ilk defa böyle oluyorum. " dedim umursamazca omuz silkerek. Yalandan kim ölmüş dimi? Benim umursamaz cevabım onu memnun etmemiş olcak ki bir kaç adımda yanıma gelip tepemde dikildi. Tam bir şey demek için ağzını açıcaktı ki odanın kapısı açılıp içeri giren doktor ve hemşireyi görünce suspus olmuştu. "Merhaba Gece hanım, sevgilinize sordum ama cevap alamayınca sizi bir görmek istedim." Doktorun sevgilinin demesiyle göz ucuyla Barış hocaya baktığımda ne doktora ne bana bakıyordu, odaya yeni girmiş gibi biz hariç her tarafa bakıyordu. İşte yine yapıyor, konuşulmasını istermiyorsan niye sevgilim diyorsun.... "Gayet iyiyim, her zaman ki basit ağrı iste." dedim önemsizmiş gibi. "Bakın Gece hanım yumur-......." "İyi olduğumu söyledim, serum bitdiyse çıkmak istiyorum." diyip inatla konuşmak istemediğimi belirttim. Sanki bilmiyorum rahatsızlığımı kişisel haklarım var benim ister tedavi olurum ister olmam..... "Tabi ama en yakın zamanda bir jinekologa görünmenizi tavsiye ederim." diyip uyarıda bulunurak odadan çıkarken hemşire kolumdaki serumu çıkardı. ☆ Hastaneden çıktığımız andan beri ikimizde sessizliğimizi koruyorduk. Konuşmaya ilk neyi sorarak başlamalıydım, doktorunun onu sevgilim sanması ve doktorun bana sormak istediği soruyu ona sormuş olmasımıydı merak ettiğim. Sorularıma cevap alabilmek için sormam lazım maalesef. "Doktor neden seni sevgilim sandı?" diye birden sorunca bir anlık direksiyon hakimiyetini kaybetmesede hemen kendini toparladı. "Bu arabayı kullanırken mi sorulur?" dedi bir kaç saniyeliğine bana baksada yola tekrar bakmıştı. "Bilmem, basit bir soru işte." dedim ne kadar merak etsemde önemsiz gibi omuz silmiştim. "Basit bir soru öyle mi?" dedi bu sefer bakışlarını uzunca bana çevirmişti. Niye sordu basit değilmiydi? Merak ediyorum sadece, bunu yapmasındaki amaç neydi. "Birde ben basit bir soru sorayım o zaman. Niye tedavi görmek istemiyorsun?" dediğinde bakışlarımı anlık kaçırıp sessizce uzun bir nefes aldım. En azından sorularımdan birinin cevabını almıştım, hadi sen cevap ver soruya..... Cevap vermek zorunda değilim ki... "Ne tedavisi?" dedim sanki hiç sorun yokmuş gibi tebessüm ederek. "Geceeee." dedi sinirle uzatarak yoldan gözünü ayırmamak için saniyelik bakıyordu. "Efendim." dedim inatla sorusuna cevap vermemek için ama bu sefer de benim sorum cevapsız kaldı. "Yanlız ben soruma cevap alamadım." diye tekrar hatırlattım. "Bende öyle." dedi kaşkarını çatıp baksada, gözlerimi devirmemle yetindim. Bunun üzerine başka bir söylemeyince başımı çevirip yolu izlemeye başladım. İkimizde pes edip tek kelime konuşmadan evin önüne geldiğimizde Barış hoca arabayı park ederken son kez dönüp baktım. Yok gerçekten inatçı bu adam basit bir soruya bile cevap vermiyor. 'Aman Gece boş ver soru basitse niye düşünüyorsun bu kadar.' diye içimden söyeniyordum ki emin olmak için Barış hocaya baktım, bu sefer gerçekten içimden söylenmiş olmama sevindim. Arabadan inip evin önündeki merdivenleri çıkarken telefonum çaldığında Eğe'yi aramadığım aklıma gelince hızla çantamdan çıkarıp açtım. -'Özür dilerim çok özür dilerim. Ben seni aramayı tamamen unuttum.' Telaşla konuşmasına fırsat vermeden. --'Bak bu iki etti, üçte affetmem." Hem Eğe'yle konuşup hemde kapıyı çalmıştım eve girmek için. -'Haklısın ama bu sefer bahanem var, hastanedeydim........' --'Gece seni Allah bildiği gibi yapsın, niye aramıyorsun beni.' Eğe'nin bağırmasıyla telefonu kulağımdan uzaklaştırırken kapıyı Emir hocanın açmasına şaşkınlıkla bakıyordum. --'Evden çıkıyorum görüşürüz.' -'Tamam.' Telefonu kapattırken Özğür abinin sesini duymamla Emir hocayı kolumdan tutup çektim. "Çabuk ayakkabılarını giy." dediğimde Özgür abiyi fark ettiği an itiraz etmeden söylediğimi yapmıştı. Ah Ada ah, buluşucak yer mi kalmadı........ "Ufaklık neden içeri..........?" diye söylenerek Barış hocayla yanıma gelirken Emir hocayı fark etmişti "İyi akşamlar Emir." diyip öyle bir bakmıştı ki resmen varlığını sorguluyordu. "Bende karşılaşmışken Peri'mi soruyordum." Ah Ada nerdesin sen. Ben burda seni kurtarma derdindeyim "Eee nasıl Peri?" diye sorduğunda bakışları hâlâ Emir hocadaydı. "İyi abi." diyip geçiştirir gibi cevap verdiğinde konuyu nasıl farklı tarafa çekebilirim diye düşünürken Özğür abinin elindeki pizzalar dikkatimi çekti. Yani şuanda Barış hocadan bir destek iyi olurdu, öylece bizi izlemese...... "İyi ki pizza almışsın çok acıktım." dedim elindeki pizzaları alıp içeri gireceğim sırada, sonunda sesimize Ada geldi. "Abinin pizza almış." dedim onu görür görmez. Ada'nın şaşkınlığıda sevgilisinden farkı olmayınca iş yine bana kalmıştı. "Ada çay yapmış, gelin hep beraber içelim." diyip tekar başımı dışarı uzattığımda benden çok Özğür abiye bakıyorlardı. "Hastanede sana serum niyetine ne verdiler ufaklık? Eve ilk defa misafir davet ediyorsun." diye benimle uğraşsada az önce gerginlikten iyidir. "Ask olsun ya." Onlar arkamdan içeri girerken elimdeki pizzalarla mutfağa girdiğimde Ada'da elinde pasta paketiyle gelmişti. "Aklın nerde senin, ya bizden önce abin gelseydi?" diye sessizce fırçalıyordum. "Neyse ki durumu kurtardın." diyip gülerek elindeki pastayı tezgahanın üstünne koyup açmaya başlamıştı. "Beni abine yalan söylemek zorunda bırakma Ada." diyip yeniden uyardığımda yüzündeki gülüşü kaybolmuştu. "Sende ilişmizi abime kabul ettirmeme yardım et." dediğinde ona vereceğim cevabı düşünüyordum. Bu ilişki için ne yapabilirdim?...... En başta aralarındaki sevgiden emin olmadan onlara yardım edemezdim ki..... "Bir şartla, sevgilinle buluşurken benden izin alacaksın." diyerek Ada'ya tek kaşımı kaldırıp baktım. "Saka yapıyorsun herhalde. " dedi söylediğimi umursamayıp paketteki pastayı tabağa koyarken duruşumu hiç bozmadığımı fark ettiğinde bakışlarını bana çevirdi. "Sen ciddisin." "Aynen öyle, bu tek şartım." Eğer Ada'nın her adımı bilirsem onu korumak daha kolay olurdu hem Özgür abiye yalan söylememiş olur hemde bunu tatlı dille çözerdim... Ama nasıl?..... "Off tamam kabul." dedi istemeyerek kabul ettiği o kadar belliydi ki ama şuan ona bir tek bu şekilde yardım edebilirim. Ada'nın kabul etmesi iyi oldu da bu sefer kimden destek alıcaktım. Salonda oturan beylerle göz teması kurmadan odama yöneldim. Üzerime sinenen hastane kokusundan kurtulmak için kıyafetlerimi biran önce çıkarıp eşofmanlarımı giydim ve tekrar salona döndüğümde kapı çalmıştı. "Ben bakarım." dedim hiç kimsenin yerinden kalmasına fırsat vermeden gidip kapıyı açtım. "Bu ne hız Eğe?" dedim karşımda onu görmemle. "Sen hastanedeydim diyeceksin, uçarım kızım ben." diyip kollarını boynuma doladığında nerdeyse nefes almakta zorlanıcaktım. "Eğe iyiyim." "Yine aynı sebepten gittin dimi?" dedi boynumdaki kollarını gevşetip yüzüme bakmıştı cevap vermem için. "Hı hı." diyip hızla kollarının arasından kurtulmaya çalışırken birden beni kucağına aldı. "O zaman seni yormayalım." diyip içeri girerken ayağıyla kapıyı örtmüştü. "Eğe dur......" dememe fırsat kalmadan bir kaç adımda salona girmiştik. Karşımdaki üçlünün tepkisini görmemek için Eğe'den bakışlarımı çekmediğimde en fazla ne olabilir diye düşünüyordum. Hayatımdaki Eğe farkı...... "İyi akşamlar beyler." diyip gülümserken beni kucağında unuttuğunu düşünmeye başlamıştım. "Eğe non ci sono abituati, lo fraintenderanno.(Eğe onlar alışık değiller, yanlış anlayacaklar)" diye İtalyanca mırıldandım göğüsüne iyice sokulurken. "Eğe!" diye Özğür abi resmen kükrediğinde Eğe'nin kucağından inmek için hamle yaparken daha sıkı sarıldı. Gerçi ne babadan ne de abimden korkmazdı ki Eğe. "Efendim abi." dedi hâlâ kucağında olmam normalmiş gibi ağır adımlarla koltuğun kenarına yavaşça bırakırken, koltuğun başlığına oturup kolunu boynuma doladı. Göz ucuyla Özğür abiye baktığımda sinirlenen tek onun olmadığını fark ettim, Barış hoca ne alaka bilmiyorum ama onunda Özğür abiden farkı yoktu. Ada'nın çay uzatmasıyla alırken az önceki olayı umursamadan çayımı içmeye başdım. Ufak ufak alışmaları lazımdı.. Hem Barış hoca niye kızıyorsa sanki bu gün oda kucağına almadı... Ay ne diyorum ben ya...... "Eğe, Allaha aşkına şu saçmalıklarını okulda yapma." dediğim an masada küçük bir öksürük krizi yaşandığına şahit oluyordum. N'oluyor ya ne dedim ben..... Özğür abinin sırtına hafiften vururken Emir hocada Barış hocanın sırtına vurmaya başlamıştı. "Okulda 'yoruldum Eğe' diye sızlandığında görücem ben seni." diyip önümde yere bağdaş kurup oturduğunda sussun diye hızla ensesine vurdum. "Ah! Mesaj alındı. Sustum." dedi ensesini ovuşturken, "Gece sakin ve çalışkan bir öğrencidir." diye Barış hoca beni överken Eğe kız gibi küçük bir kahkaha atığında hepimiz ona baktık. Gülmesininden ona kaşlarımı çatarak baktığımı gördüğünde kendini toparladı. "Anlaşıldı, okulda size dikkat etmek lazım." dedi Emir hoca. "Tabi tabi, mesela sevgili filanda yapmayalım isterseniz." dedim sinirle yaptığım imâya anlık Ada'ya baksada boğazını temizleyip kolukta geriye yaşlanıp çayını içmeye başladı. İşte böyle susarsın....... "Hayırdır ufaklık. Bir sevgili adayı mı var?" diye Özğür abi sorduğunda nereye bakacağımı şaşırmıştım. Karşımda Ada'yla sevgili olan Emir hoca, oda yetmiyormuş gibi daha iki saat önce hastanede beni sevgilisi olarak gösteren Barış hoca vardı. Emir hocaya göz dağı vereyim derken araya ben kaynadım iyi mi...... "Hayır yok." diye Eğe benden önce net şekilde cevap verirken gözleri tam karşında oturan Barış hocadaydı. "Abi kız hastaneden eve kendini zor attı, bırakta bir şeyler atıştırsın." diyip Ada masaya koyduğu pizza ve pastayı yememiz için hatırlatğında herkes suspus olmuştu. Sanki gizli saklı ben buluşuyorum, şu düştüğüm duruma bak. Kendi evimde sığamamış koltuğun en uç köşesine oturup elimde çay kucağımda pastamı yiyordum. Ben hocaları okulda bu kadar görmüyorum. Okuldan kaçtığım kafemi ve eve yorgun geldiğim zamanları şimdiden özledim. "Hazır bi araya gelmişiz, anlat bakalım oynayalım mı?" diye soran Emir hocaya göz ucuyla baktım. İşte bu muhabbete hiç dahil olmak istemiyordum, ailecek oynadığımızda bu oyunu çok severdim. "Sizi yenmeye doyamadım, demiyorsunda." dedi Özğür abi. "Yalnız Gece varken bu imkansız." diyip Eğe hiç söylememesi gereken bir cümle kuduğunda, yerimde huzursuzca kıpırdandım. "Bu oyunu Gece sevmez ki, çocukça bulur." Ada'nın söylediyle Eğe bakışlarını bana çevirken tebessüm etmeye çalıştım. "Size iyi akşamlar." dedi oturduğu yerden kalkıp elini bana uzattığında "Hadi bitanem beni yolcu et." diyip elimdekileri masaya bırakıp beraber kapıya yönlendik. Ayağıma terlik giyip dışarıya kadar Eğe'yi yolcu etmek için çıktığımda merdivenlerden inip önüme geçti. "Bitanem." dedi ellerimi ellerinin arasına alırken gözlerini gözlerime sabitlediğinde ne diyeceğini az çok tahmin ediyorum Eskiyi unut dicekti..... "Mesut amcayı bende çok seviyorum, üç senedir tuttuğun yaş bitsin artık. Seni böyle görmek beni çok üzüyor." dediğinde ağlmamak için bakışlarımı kaçırırken Eğe yüzümü avuçlarının arasına aldı. "Ben burdayım o bakışlarını herkesten kaçır ama benden kaçırma. Yanımda ağla, bağır çağır, öfkelen ama artık bu yaşı bitir." dediğinde tutamadığım göz yaşlarım yanaklarımdan süzüldüğünde Eğe baş parmağıyla silip beni göğüsüne çekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD