Eve geldimden beri elimde telefon bir sağa bir sola dönüp duruyordum. Ada kafeden resmen kaçar gibi gitmişti. Ben kime neyin hesabını vericektim, Özğür abi her şeyi en başından biliyor muydu? Kerem abim her şeyi geldiğinde zaten öğrendi, Eğe en baştan biliyordu. Bir tek Barış vardı, hiç bir açıklama yapmadığım ama ona da Ada kendi anlatmamışmıydı. Barış'ın İzmir'deki gerçekleri nasıl öğrendiğini bilmesemde bana hiç bir şey sormamıştı.
Hayattımla ilğili hatayı en başta ben yapmıştım, cezasını kendime kestim.
Ama asıl soru; ben ona anlattımğımda yanımda olurken neden şimdi karşımdaydı? Önce abisini kıskanıyor diye düşünmüştüm ama ya tüm yalanlara rağmen herkesin yanımda olmasını kıskanıyorsa o zaman Ada'ya ne diyebilirdim.
Ada'nın yaptığını bir başkası yapsa görmeden gelirdim ama arada Özğür abi var.
Ada'yı düşünmekten Eğe'yle olan tuhaf telefon konuşmasını da unutmuşum. Eğe'nin ani okul değiştirmesi ve benim hayatımda tamamen yer almak isterken kendini hayatını yok saymıştı. Eğe hayata hiç sahip olmadığım erkek kardeşim gibi hata bazen kız kardeş gibi çünkü onunla her şeyimi paylaşa biliyorum.
Artık evde düşünmekten duvarlar üstüme üstüme gelmeye başlayınca dayanamayıp kendimi kapının önüne attım ama mahallede klasik yaz akşamı her kapının önünde bir grup oturmuş muhabbet halindeydiler.
Kalabalıktan kaçmak için merdivenlerden inip yürümeye başladım hem hareket etmek düşüncelerimi de dağıtırdı.
Zaten Eğe'de aramadı acaba kız arkadaşı filan mı var?
Yok canım olsa söylerdi, sürekli beraberiz...
Eğe'de hayatıma dahil olduğundan beri benim sorunlarımla o kadar uğraşmıştı ki kendisiyle iliğili bir şey paylaşmamıştı....
Omuzuma birinin dokunmasıyla sıçrarken refleks olarak kolunu kavrayıp çevirdirğim an Barış ancak fark etmiştim.
"Barış!" dedim endişeyle kolunu bıraktığımda "Özür dilerim bilerek olmadı." diyip kolunu ovuştururken güldüğünü fark ettiğimde kaşlarımı çattım. "Ya ben senin için endişeleniyorum, sen gülüyor musun?" diyip koluna vurdum.
"Tamam canım haklısın." dedi koluna vurduğum elimden tutarken. "Ee nereye böyle?" diye sorarken hâlâ elimi tutuyordu.
Kime neyi ispatlamak istiyordu.....
Eminim mahallede dedikodu arıyanlar da bizi izliyordu.....
"Yürüyüşe çıktım." diyip elimi tutması normal olsada yavaşça çektim.
"Beraber yürüyelim."
"Konuşmadan sessizce yürüye biliceksen gel." diye yolu gösterip uyardım çünkü şuan dün olanları konuşmak istemiyordum.
"Demek öyle, ben konuşmadan saatlerce durabilirim. Ya Sen?" dedi yine benimle eski gibi inatlaşırken "Bende...." diyip aklıma gelen şeyle sustum bian. "O bir kere olur, ben seninle iddiaya girmem." dedim net şekilde.
Bu sefer öyle kolay kandıramazdı beni.
"Girme zaten kaybedersin." dedi gülerek.
"Hiç de bile."
"O zaman iddiaya giriyorsun." dedi gülmeye devam ederken
"Of susmayacaksın dimi?" diye sorduğumda başını sallıyarak onaylarken mecburen iddiaya gircektim. "Eve geri gelene kadar konuşmak yok." dedim saatlerce susmak yeterli olacaktır.
"Kazanırsam, seninle bir gün istiyorum." dedi birden.
İlla yalnız kalmak istiyorsa sessizliğe de alışması lazım.
"Kazanırsam, benimle bir gün konuşmadan duracaksın." dediğim an kaşlarını çatsada kabul etti.
"Tamam." diyip ağzına fermuar çektiğinde ben de aynı şekilde onu onayladım.
Yan yana sessizce yürümeye başlamıştık. Barış'ın yanımda olduğunu unutmak için aklımdaki sorulara odaklanmaya çalıştım. Ada'nın sebepsiz kıskançlığı ve Eğe'nin benden sakladıkları derken Barış'ın elimden çekmesiyle aklımdaki sorular uçup gitmiş bakışlarımı ona çevirdim. Bakışlarıyla işaret ettiği tarafa bakarken parkı görmemle başımı hayır anlamında sağ sola salladım ve yeniden yürümeye başladık hem de elle.
Park bahanemiydi elimi tutmak için bilmiyorum ama bu tuhaf hallerine alıştım ve el elle yürürken hiç bir şey düşünemiyordum. Caddeye kadar yürüdüğümüzde ilk gördüğüm kafeye yönelip girerken Barış'da itiraz etmeden beni takip etti. Masaya geçip oturduğumda elimi bırakırken yüzünde farklı bir gülümseme vardı, gözlerin içi gülüyordu. Elimi her zaman tutmuyor muydu?
Garson siparişleri almak için geldiğinde ikimizde birbirimize baktık. "Ne alırdınız?" diye tekrarladığında masanın üzerinde işaret parmağını sallarken garson anlamadığı için kendimi tutamayıp gülmüştüm. "Ben size en iyisi menü getireyim." diyip ayrıldıktan kısa süre sonra geri geldi. Menünün resimlerini kullanarak çay ve pasta istemiştik.
Barış pastasından yiyip çayınından içerken onu izliyordum, hayatıma giren herkesi çikolata bağımlısı yapıyordum anlaşılan. Barış'ın telefonu çalarken cebimden çıkarıp ekranına baktıktan sonra meşgule atıp masaya bıraktı. Umarım önemli arama değildir. Barış'ı izlemeyi bırakıp çayımdan içerken bu sefer benim telefonum çalmıştı. Cebinden çıkarıp baktığımda arıyan Eğe'ydi, kaç saattir beklediğim arama gelmişti ama açamıyordum. Meşgule atıp bende masanın üzerine bıraktım. Bu sefer ikimizin telefonu aynı anda çaldığında birbirimize baktık ya açıcatık ya meşgule atıcatık. Barış aramayı meşgule attığında bende Eğe'yi meşgule atıp telefonumun mesaj kısmına girdim. Konuşmak yasaktı, mesajlaşmak değil ya.
Sen: Telefonlar susmuyor, iddiayı bitirelim mi?
Barış: Mesaj atmak serbest mi?
Sen: Önce ben sormuştum ama konuşmuyorum, yazıyorum.
Haklı olmanın verdiği keyifle telefondan başımı kaldırıp Barış'a baktığımda gülerek cevap yazıyordu.
Barış: Yine haklısın :)
Barış: Seninle bir gün istediğim için bitmek istemiyorum.
Barış mesaj atarken telefonu tekrar çaldığında hemen meşgule atmıştı. Eğe'de beni tekrar aradığında uzunca çaldıktan sonra meşgule attım. Barış kabul etmesede ben pes etmeliydim.
Sen: Beni arıyan Eğe onu daha fazla meşgule atamam.
Barış: Beni de ısrarla Emir arıyor.
Sen: Ya pes edelim ya da ikimizin istediği olsun.
Barış: Seninle bir gün konuşmadan duramam, başka bir şey iste.
Sen: Şimdi sorun bu mu Barış, mesaj atabiliyorsun.
Barış: Of Gece :(
Barış'ın telefonu tekrar çaldığında bakışlarımı dikkatle ona çevirdim ama aynı anda Eğe'de aradığında daha fazla çalmadan telefonumu açıp kulağıma götürürken Barış'da telefonunu açmıştı.
--'Oh sonunda açtın. Öğlen ki durum için bana çok mu kızdın?'
Barış'a baktığımda konuşmam için başını salladığında Emir'e cevap vermişti.
-'Kızmadım Eğe.'
--'Telefonlarımı açmıyorsun? Bir de kızmadım diyorsun güzelim.'
-'Biz Barış'la iddia..... Bi dakikaya ben sana niye anlatıyorum ki? Önce sen anlat bakalım, öğlen ki tuhaf telefon konuşması neydi?
--'O önemli değil ya, yanına gelince anla..... Eğe adaya kafa dinlemeye..... Sus lan iki dakika....
Pardon, yenğemle....
-'Müsait olunca mı ararsın? Dönünce mi arasın? Bilmem ama merakta bırakmayıp aradığın için sağol. Görüşürüz.
Telefonu masaya bırakıp pastamdan büyük parça ağzıma aldım. Kızmayayım diyorum yok, anlamıyor. Bana ulaşamadığında Barış'ın attığı bir mesajla telaşlanıp kendisi abimi devreye sokmuştu. Bende Asaf amcayımı arasam?
"Gece." dedi Barış tam pastadan büyük bir parça ağzıma tekrar attığımda "Hı." dedim sadece.
"Sinirli misin?" diye sordu.
Sinirliyim, evet sinirliyim.....
İkidir arkadaşları beni sevgilisi sanıyor, buna ne kadar kızdığımı biliyor düzeltmemiş hâlâ......
"Hayır." dedim ne kadar sinirli olsamda, "Telefonun çalıyor yine." dedim elimdeki çatalla işaret ederken.
"Emir sana bir şey soracaktı." diyip telefonu uzatıp uzatmakta kararsız kaldığında elimi uzattım. Telefonu açıp uzattığında aldım.
-'Efendim Emir.'
--'Özel değilse Ada'yla bugün ne konuştunuz?'
-'Ada'ya mı sorsan.'
--'Sordum zaten anlatmayınca belki dedim sen anlatırsın. Ne yapacağımı şaşırdım? Ada'yla bu aralar biraz uzaklaştınız ya beraber bir şeyler mi yaparsak?
-'Olur yapalım.'
"Bana gelice hayır, Emir'e gelince evet." dedi Barış geriye yaşlanıp kollarını göğüsünde birleştirdiğinde şuan kesinlikle trip atıyordu.
--'Harika, Barış'la ben bir plan yaparım.'
-'Size gerek yok, planı ben yaparım. Özğür abiyle, abime de haber verdikten sonra Barış seni arar.'
Telefonu Barış'a uzattığımda gülerek alıp kulağına götürüp bir süre dinledikten sonra cevap verdi. "Gece bu yapar mı yapar." diyip telefonu kapattı.
"Özğür abiye yalan söylemeyi sevmiyorsun."
"Kalkalım mı?" diye sordum.
Şimdi yine söylenen yalan üzerinden konuşma yapamıcaktım.
"Kalkalım." dedi itiraz etmeden hesabı ödediğinde kafeden çıktık.
Sessizce yürüdüğümüz yolu sanki hâlâ iddia varmış gibi sessizce yürümeye devam ediyorduk.
Bugün Ada'yla olan tartışmazı görmezden gelip yarını beraber geçircektik hem de Özğür abi de yanımızda olucaktı. Özğür abiyle, Emir bir arada olursa sevildiğini hisseder de umarım saçma şekilde kıskanmaz.
"Eee yarın ne yapıyoruz?" diye sordu Barış.
"Piknik. Ada, Emir, Özğür abi, abim, sen ve ben hep beraber piknik yapıcaz." dedim hekesi tek tek sayarak.
"Eğe'yi saymadın." diye hatırlatığında gözlerimi devirdim.
"O biraz meşgul." dediğimde Barış şaşkınlıkla baktı. "Niye şaşırdın ki meşgul olamaz mı?" dedim bakışlarımı ona çevirdiğimde "Tabi ki olabilir."
Barış'a biraz sert tepki vermiştim sanırım, ya da sinirli olduğumu fark etmişti, yol boyu konuşmadan eve gelmiştik.
☆☆☆
"Ufaklık, Yusuf abinin böreklerini seversin." dedi Özğür abi börek tabağını uzattı.
"Abi bana simit al demiştim." diyip araya Ada girdiğinde tabağa uzanmak içimden gelmiyordu.
"Ver abi. " dedi Barış tabağı alıp önüme börek koyarken Özğür abi Ada'ya simit uzatmıştı.
"Al kuzum sana da simit."
"Abi kuzu ne ya?" diyip huysuzlanarak simiti aldı
Ne var ki kuzu da insan sevdiğine söyleye bilir..
"Al benim küçük kardeşim." diye düzeltti bu sefer Özğür abi.
"Sahi Gece, Eğe niye yok?" diyip abim sorarken gözlerimi devirsem de telefonum çaldığında cebinden çıkardım. Arıyan Eğe'ydi, bakalım bu sefer konuşabilcek miydim?
"İyi insan lafın üstüne mi arar ya da o iti an çomağı hazırlamıydı." diye kendi kendime sorduğumu düşünsemde abim cevap verdi.
"Bence ilki." dediğinde yine gözlerimi devirsemde telefona cevap verdim.
-'Efendim Eğe.'
--'Günaydın, sinirin geçtiyse konuşalım mı?
-'Yemin ederim Eğe kaşınıyorsun.'
--'Tamam güzelim kızma....... Eğe, tura geç kalıyoruz,...'
Telefonu suratına kapatıp tabağıma börek alıp yemeğe başladım. Özğür abiyle abim kulaktan kulağa konuşsalarda sormadım. Özğür abiyle az muhatap olsam yeridir. "Eğe'yle aran mı bozuk?" diye Barış fısıldıyarak sorsada gülümseyip cevap verdim.
"Hayır aramız gayet iyi." dedim onun gibi fısıldıyarak.
"Kahvaltıyı hemen yapalım da voleybol oynayalım. Hata Kerem ip getircekti, bize salıncak kurarsınız." dedim ortamı biraz neşelendirmek için.
"Ufaklık bize de salıncağa biniceğiz dimi?" diye Özğür abi her zaman ki gibi bana takılarak sorsada benim bakışlarım Ada'ya takımıştı.
"Önce Ada'yı salla Özğür abi. " dedim gülümsemeye çalışarak.
Telefonuma mesaj geldiğinde bu kesinlikle Eğe'ydi. Konuşmadığına göre mesaj atmıştı.
Ayarsızım: Güzelim ikidir arkadaşlarım seni sevgilim sanıyor diye kızıyorsun. Valla gelince sana uzunca anlatıcam. Arkadaşlarımı ekemediğim için onlarlayım. Akşama sende olurum.
Mesaja cevap vermeyip kahvaltımı yapmaya devam ettim. Ada'yla ve Özğür abiyle fazla sohbet etmeden kahvaltımızı bitirmiştik. Ada, Özğür abi ve abim salıncağı kurmak uygun ağaç ararken biz masaya toplamaya başladık. "Gece, Ada'yla aranızda-...."
"Emir gidip sevgiline sor." diye dayanamayıp çıkıştığımda Emir'le Barış birbirlerine baksalarda onları umursamadan elimdekileri panik sepetine yerleştirmeye başladım.
"Ben bi salıncağı kurmuşlar mı bakayım." diyip Emir yanımızdan gitti.
Barış masadaki son tabakları uzatırken "Gece." dediğinde az önce ki soruyu tekrarlıyacak gibi bakıyordu.
"Sana yalan söylemek istemiyorum, sorma." dedim elindekileri alıp sepete koydum.
"Sepeti arabaya bırakalım." diyip eline aldığında oturacakken izin vermedi "Bagaj kapağını açsaydın." diyip mızmızlandığında Barış'ı takip ettim.
Arabanın arka kısmına geçtiğimiz an bagajı kendi açıp sepeti koyduğunda kaşlarımı çatarak baktım. "Of Barış dalga mı geçiyorsun?" diye söylenerek gidicekken kolundan tutup çekti.
"Ada'yla aranızda ne oldu?" diye sorarken üzerime doğru bir adım attı.
"Boş ver."
"Bunu nasıl yapıyorsun? Ada'yla tartıştığın halde buraya geldik." diye sorduğunda bakışlarımı yere çevirdim.
Suçlu değilim ama Ada'yla sorunumu kendim çözmek istiyorum.
"Sorunu çözmeye çalışıyorum."
"Anlat o zaman beraber çözelim." diyip elini çeneme koyarak ona bakmamı sağladığında zorlukla yutkundum.
Ada'yı benden daha iyi tanır da söylesem inanırmıydı.......
"Sanırım Ada abisini kıskanıyor." diye tek nefeste itiraf ettiğimde kaşlarını çattı.
"Çocuk mu be bu kız! Ne diye kıska-....." diyerek bağırdığında elimle ağzını kapattım.
"Şşş bağırma." dediğimde gözlerini kapatıp nefes aldı. "Barış." dedim fılsıldıyarak biraz olsun sakinleşirdi.
İsmini söylediğimde gözlerini açarken hiç sakinleşmişe benzemiyordu. "Bu aramızda kalıcak. Tamam mı?" diye sorduğumda cevap vermesini beklerken başını salladı.
Ağzını kapatırsan nasıl cevap vermesini bekliyorsun.
Fark eder etmez elimi hızla çektim.
"Ada'yı kafana takmadan normal davranıyorsun-...."
"Olmaz." dedim itiraz ederek
"Olur, olacak seni aileye kabul etmesi lazım." diyip elimden tutarak çekiştirmeye başladı.
"Nereye?"
"Salıncağa." dedi bana bakmadan cevap verirken elimden niye tutuyordu, bu herkes oyun olduğunu biliyor.
"Ya tamam elimi bırak." diyip çekmeye çalıştığımda elimi daha da sıkı tuttu. "Barış oyun-..." dediğim an duraksayıp bana döndüğünde lafımı tamamlayamadım.
"Gerçekten hâlâ oyun olduğunu mu düşünüyorsun?" diye sorduğunda güçlükle yutkundum.
Oyun değil mi?
Sanırım artık oyun değil......
"Gençler! Yalnız biz burdayız!" diye Kerem abim bağırırken Barış'la arama mesafe koysamda elimi zorla çektim.
Abim sesniyor bu ne cesaret anlamadım ki......
Aramızdaki mesafeye dikkat ederek yanlarına yürümeye başladık. İki tane salıncak kurmuş Ada birde sallanırken ben de diğerine bindim. "Salıncağı kim kurdu?" diye sordum sallamaya çalışırken.
"Ben." dedi Özğür abiyle, abim aynı anda.
"İkinizinde eline sağlık." diyip sallanmaya devam ettim.
Bir süre sonra Ada sıkılıp salıncaktan indiğinde abim binicekken Özğür abi önce davrandı. "İn lan ben bincem." dedi abim inatlaşarak.
"Lan seni-..." dediğinde susması için öksürmeye başladım
"Ne o beş yaşındasın heralde." dedi abim niye öksürdüğümü fark ettiğinde laf tokturmasa olmazdı.
"Of Kerem burası yerimi." dedim salınırken abime bakmaya çalışıyordum.
"Bilmem Özğür'e soralım." dedi abim dalga geçerek Özğür abiye döndü.
"Daha ilk günden uyardın Ufaklık." dedi Özğür abi gülerek söylerken sonunda abim önünden çekildiğinde sallamaya başladı.
"Geçin siz dalganızı bunu yarın öbür gün kalabalıkta yaparsanız. Sizi hiç uyarmıcam." dedim saçlarımı ikisine savurdum.
"Sen abimi niye uyarma gereği duyuyorsun?" diye Ada küçümser bakışlarla sorguladığında sallamama rağmen bakışlarım ondaydı.
"Aramızda şaka Ada, sen böyle şeylerden hoşlamazsın ya." diyip Özğür abi sert şekilde tepki verip uyarmıştı.