Gördüklerim karşısında ne yapmalıydım? Ada ve Emir hoca düşünebiliyor musunuz? Ben düşünemiyorum. Aralarındaki yaş farkını geçtim, Ada onun öğrenci ve daha da önemlisi Özgür abi Emir hocayı kardeşi gibi görünüyor. Bu nasıl ihanet böyle? İnatla hayat beni burdan mı sınıyor? Bu bildiğimi saklasam Özgür abiye haksızlık yapıyor gibi hissedicektim. O bana bu kadar yardım ederken ve güven konusunda hassas olduğumu bildiği hâlde bana yalan söylemezken, saklamam doğrumuydu ki?
Ada'yla o akşam konuşmadık ve diğer günlerde de konuşmaya da fırsatımız olmamıştı. Olaylar tazeyken konuşursak tartşabilirdik ve ben her şeyi sakinlikle çözmek istiyordum. Hem Ada'yı zor durumda bırakmamak için hem Özgür abiye yalan söylememek için ortak bir çözüm bulamam gerekiyordu. Zaten araya o kadar çok sorun girdi ki, Ada'nın ilişki durumunu bir süreliğine rafa kaldırdım ama sadece bir süreliğine..
Sabah Özgür abiyle beraber Asaf amcayla buluştumuzda ve tahmin ettiğim gibi oda Eğe'yle gelmemişti. Duygusal bir kavuşmanın ardından bu kadar zaman neler yaptığımı sorup durdular. Ben neler yaptığını kısaca anlattığımda Asaf amca uzun uzun annemin yaptıklarını anlatmıştı. Sırf beni bulmak için İstanbul'da bir kaç üniversiteye bursluluk sınavı düzenlediğini öğrendiğimde bian sevinmiştim ama sadece bian. Çünkü daha sonra anlatıkları içimdeki anne özlemini öldürmeye yetmişti. Bursluk sınavına girseydim attığım tek imzayla hisseler komple onun olucakmış. Bu nasıl bir oyundu? Babamın geleceğimi düşünerek bana bıraktığı hisseleri annemin kullanması şirkete ortalığı baya karıştırken, beni hiç düşünmeden hisselerden biriken üç senelik parayıda kullanmak isteyince Asaf amcanın sabrı taşmış. İstanbul'daki her üniversite 'Kozan' adını duyunca öğrenci kayıtlarını açıklarken Özgür abinin gizlemesi yüzünden fark etmeden kendimizi ele vermiş olduk.
Asaf amcanın, bu olanlardan sonra ne yapacağımı sorduğunda bir süre cevapsız kalıp düşündüm. Siz olsanız ne yapardınız? Annenizin tek derdi, elindeki hisseleri kaybetmemek olurken siz ne yapardınız? Aslında hayatımdan çıkması için güzel bir seçenekti ama o zamanda ona keyifli bir yaşam verecektim. Hisselerimi ve hesaptaki parayı alabilmek için Asaf amcaya vekalet verdim, bundan sonra başına ne geleceğini biraz da annem düşünşün.
Asaf amcayla vedalaşırken Eğe bana yapışıp kalmıştı. Üç senenin ardından saatlerce oturup sohbet etmek isterdim ama Özgür abi okula gitmemizi hatırlatmasıyla kalkmıştık. Tam Eğe'yle vedalaşıcakken benden önce arabaya bindi ve gün boyu dibimden ayrılmadı. Eğe'nin yakınlığı Ali ve Demir'i şaşırtırken çokta umursamamıştım ama Eğe diğer günler okula benden önce gelip bütün günü beraber geçirirken gülmem için türlü türlü oyunlar yapar hâle gelmişti. Uzun zaman görüşmediğimiz için, bu davranışını özlediğine versemde kendi okuluna gideceği günü sabırsızlıkla bekliyorum. Aslında onu seviyorum ama lisede eğlenmek için yaptıklarımızı düşündükçe aynı okulda olsak rahat durur dururmuydu acaba?
Gündüz Eğe'yle uğraş akşamda eve gidince Peri'nin bize gelmesi derken Ada'nın durumuna bir çözüm bulamadım. Hatta daha cesaretimi toplayıp Asaf amcanın verdiği babamın mektubunu bile açamadım, elime alıp dakikalarca zarfa bakıp durdum.
Ama tüm sorulara rağmen Peri'yle geçirdiğim vakitler hayatta hâlâ masumiyetin var olduğunu gösteriyordu. Ben bütün sorunlarımı onun gülüşüyle unuta biliyordum.
"Kömür gözlü abla." diye Peri kaydırağın tepesinden el sallayınca ona gülümseyerek öpücük yolladım. Okulda bugün bursluluk sınavı olduğu için Ahmet amca izinli olduğumu söylemişti. Ben zaten sınava girmicektim bütün gün Peri'yle evde vakit geçirip sıkılınca parka gelmiştik.
"Dikkatli kay Peri kızı." dediğimde telefonum çalarken arıyan yine Eğe'ydi, onu meşgule atıp telefonu cebime geri koydum. Bu kaçıncı aramasıydı, saymadım ama tek derdi yanıma gelmekti. Eğe'de mimarlık okudugunu bizim üniversiteye geçmek istediğinde öğrendim. Deliliğinden hiç bir şey kaybetmiş son sene olmasını umursamadan okul değiştiriyordu. Umarım ciddi değildir.
"Dayı!" diyerek Peri bağırdığında koştuğu tarafa baktım, bir kaç adım uzaklaştığımda durmuş beni izliyordu. Peri'yi kucağına alıp öptükten sonra geri indirdi.
"Hadi bitanem, sen oynaya devam et." dediğinde Peri arkadaşının yanına giderken Barış hoca gelip yanıma oturdu. "Biraz konuşalım mı?"
"Ada ve Emir hocanın sorununu seninle konuşucak değilim." dedim kollarımı göğüsümde birleştirip Peri'yi izlemeye devam ettim. Ada'yla evde konuşmayınca Emir hoca okulda şansını denemek iştemişti ama o zaman Eğe engelledi. Şimdi son çare Barış hocayı başıma yollamışlar.
"Konu Ada ve Emir degil, Sensin?" dediğinde kaşlarımı çatarak dönüp baktım. Nasıl sorun benim ya, sanki ben sevgili yaptım. Tövbe estağfurullah. İç sesimi Barış hoca kaküllerimi kulağımın arkasına yerleştirdiğinde donup kaldığım için suspus olmuştu. "Bu bikaç gündür, aklını meşgul eden sorun ne?" diye sorup o bal gözlerini gözlerime sabitlerken, ben anlamasına şaşırdım. Ne yani son bikaç gündür Barış hoca beni mi izliyordu.
Peri'in ağlama sesine dönerken "Peri kızı!" diyip telaşla yanına vardığımda düştüğü yerden kaldırdım. "Peri'm, bir yerin acımı? Hı?" diyip yanaklarından süzülen göz yaşlarını silerken kızaran minik ellerini gösterdi.
"Ellerim...." dedi miniğimin avuçlarının içinden bir kaç kere öptüğümde hemen tebessüm etti.
"Bak geçti bile." diyip parkın içinde tekrar koşturmaya devam ederken dönüp Barış hocaya baktım. Ben Peri'yle ilğileniyorken o ne yapıyordu dersin? Oturduğu yerden bizi izliyordu. Benim sorunumla ilgilenek kadar Peri'yle mi ilğilenseydi.
"Peri düştü, farkındasın dimi?" diye söylenerek yanına geri oturdum.
"Peri'de sana çok alıştı, sen farkında mısın?" diyip yine bilmiş bilmiş konuyordu. Bende biliyorum alıştığını, tek o değil ki bende ona alıştım.
"Olabilir, iyi anlaşıyoruz ama sen dayısı olarak ilgilene bilirdin." diyip inatlaşırken Peri'yi izlemekle meşguldüm
"Ben ilğilenseydim şuan ağlamaya devam ediyordu. Seni çok seviyor ama bir gün gitmeye niyetliysen bağlanmasına izin verme." dediğinde duraksadım, gitmek mi? Nereye? Ben hiç bu mahalleden taşınmayı düşünmedim ki?
Düşüncelerim telefonumun sesiyle bölünürken cebimden çıkardığımda arıyan yine Eğe'ydi.
-'Efendim Eğe.'
-'İnatlaşmaya devam mı? Kafeye uğradım, okulda sınava gitti dediler. Okulda gidiyorum orda yoksun.'
-'Sınava zaten girmicektim.'
-'İyimisin?'
-'Evet, konum atıyorum, gel hadi.'
-'Tamam geliyorum.'
Telefonu kapatıp Eğe'ye konum atarken gitme fikrini düşündüm bian, daha düne kadar mahalleyi umursamayan ben taşınma fikrimi tuhaf hissettirmişti.
"Eğe hâ. Kim bu Eğe hayatına birden girdi?" diye merakla sorduğunda bakışlarını üzerimde hissediyordum.
"İzmir'den çocukluk arkadaşım." dedim bakışlarımı ona çevirerek, bu konuda yalan söylemek gereksizdi.
"Hımmm." dedi bakışlarını benden çekip kollarını göğüsünde birleştirdi. İnanmadı? Ben ona ilk defa doğru söyledim, o inanmadı?
"Pardon da, seni inandırmak zorunda değilim." dedim kızdığımı belli etmemeye çalışarak, gerçi kızmamda çok saçma değilmi ya?
"Sen ne söylersen inanırım." diye sessizce ağzının içinde söylesede duymuştum ama doğru mu duydum.
"Anlamadım." dedim ne söylediğinden emin olmak istiyordum, tereddütsüzce her dediğime inanıcakmıydı yani.
"Yok bir şey." diye kızıp yanımdan kalktığında Peri'ye seslenmişti. "Peri hadi eve gidiyoruz, bitanem."
"Seninle sinirlenmeden beş dakika sohbet edilmiyor." dedim birden, ne diyorum ya ben? Benimle sohbet etmeye mecbur sanki?
"Suç bende yani?"
"Evet" dedim bakışlarımı ona dikerek.
"Demek öyle, ben bir gün sinirlenmeden durabilirim. Ya sen?" dedi oda benim gibi bakışlarını bana dikmişti
"Bende durabilirim." dedim inatla.
"Göreceğiz, kim kazanacak?" diyip gülümsediğinde şaşkınlıkla baktım.
"Neyi?"
"Az önce benimle iddiaya girdin."
"Ben mi?" diye şaşkınlıla sorarken gülüşsemesi büyüdü.
"Kendine güvenenmiyorsan vazgeçilim."
"Hiç bile, ben kazanıcam." dedim inatlaşırken hızla oturduğum yerden kalktım.
Az önce ben ne yaptım? Niye iddiaya girdim durup dururken? Of yine dakikada ayarlarımla oynadı.
Peri'nin koşup yanımıza gelmesiyle, Barış hoca elinden tutarken Peri'de benim elimi tutmuştu. Üçümüzün bu hali şuan tuhaf değilmiydi.
Peri'yle el elle parktan mahalleye kadar yürütmüştük, evin sokağına girdimizde elimizi bırakıp biraz koştu ama önünü benim yaşlarda esmer kız geçti.
"Peri kızı, nerden böyle?" diyince gülümseyip elinden tutarken Peri birden "Sanane!" diye bağırıp koşmaya devam etti. Kızda benim gibi Peri'nin arkasından baka kalmıştı. Niye kızmıştı ki?
"Seda huyunu biliyorsun, yapma." diye Barış hocanın uyarısıyla Seda'nın bakışları bize dönerken gözleriyle beni sürüyordu. Adını bile yeni öğrendiğim kızının bana böyle bakması kaşlarımı çatmama yetmişti.
"Barış ben Gece söyleyince...."
"Sen yinede söyleme, o Peri'yle Gece'nin arasında." diyip Barış hoca lafını tamlanasına fırsat vermeden uyanırken Peri'nin niye kızdığını anlamıştım da neden tek benim söyleme izin veriyordu. Birde bu kız adımı nerden biliyor dicem, bu mahallede oturuyorsa bilir tabi. Barış hoca hafiften koluma donup 'hadi' dercesine yolu gösterince sonunda seda'dan bakışlarımı çektim.
Kapının önünde üstü açık arabasına yaşlanmış Eğe'yi gördüğümde parkta konum attığım aklıma geldi. Barış hoca iddia diyince aklımdan uçtu gitti, Eğe'yi beklemek ama mahalleye arabasıyla gelmese olmazmıydı.
"Nerelerdesin bitanem sen ya? Parkta konum atıyorsun, ortalıkta yoksun. Allah'tan Ada'yla yolda karşılaştık." diye tatlı tatlıda olsa sitem ederken Ada'da Türkan teyzeyle kapının önünde merdivenlere oturmuştu.
"Hoş geldin, ben seni arayacaktım." dedim sevimlice gülümseyip affetmesi için sarıldım.
"Neyse ki sana kıyamıyorum." diyip kıkırdarken saçlarımı gözümün önünden çekti. Belimdeki elini çekip arabadan bir şey aldı. "Al bakalım, bu senin." dedi bir kutu çikolatayı uzattı. Ah, var bir karın ağrısı ya. Etrafıma Peri'yi bakınırken yaşıtlarıyla top oynuyordu.
"Peri'm, yanıma gelir misin?" diye seslenmemle koşup hemen yanına geldi. Elimdeki çikolata kutusunu açıp ona verdim. "Hadi bunu ardaşlarınla paylaş." dediğimde heyecanla gözlerin içi parlarken 'teşekkür edip' kutuyu aldı. Çocukları mutlu etmek bu kadar kolay işte, az önceki halinden eser yoktu.
"Bu küçük hanım kimdi?" diyip arkasından bakıp bana geri döndü.
"Tanışırsın birazdan, sen önce ağzındaki baklayı çıkar."
"Ee şey?" dedi benden biraz uzaklaşıp arabanın önüne geçti.
"Ney Eğe?" dedim olduğum yerde hâlâ ona bakarken.
"Aslında babam izin verdi, Özgür abiyle de konuşup hallettim." diye kelimeleri yavaş yavaş söyleyip arabanın diğer tarafına geçince ona doğru döndüm.
"Hâ, diyorsun ki sana halt yemek düşer." dedim başımı tehtit edercedine sallarken.
"O ne haddime canım? Olur mu öyle şey?" diyip sırtı.
"Eğe vallahi elimde kalırsın." dedim onun yanına doğru hızlıca yürüğümde oda diğer tarafa geçti.
"Ya ben boşuna mı rüşvet getirdim?" diyip çikolatayı yiyen çocukları gösterdiğinde Peri'nin bizi gülerek izlediğini görünce, gülümseyip göz kırptım.
"Fena mı çocuklar mutlu oldu."
"Okula gelebilir miyim?" diye hemen sordu, gülmemi fırsat bilirken.
"Bir şartla." diyip cebimden çıkardığım anahtarla arabayı çizerek yanına kadar gittim.
"Buna şükür, barıştık mı?" diyip yaptıgımı umursamadan arabaya yaşlandığında beni kolunun altına geçip sarıldı.
"Barştık ama Eğe okulda usulu duracaksın, birde böyle sarılıp durma ya." diye uyarıp kızarken kolunu ittim.
"İyi o zaman ben gidip kaydımı geri alıyorum." diyip çocuk gibi mızmızlanıp gidicekken kolundan tuttum.
"Tamam tamam, sana serbest."
"Serbest olcak tabi yirmi iki senenin hatrı var. Hadi son üç seneyi saymıyorum." diyip yeniden sarılırken gülümseyince bende güldüm. Az önce arabasını boydan boya çizdim, bir şey demedi. Sarılma dedim diye nerdeyse okula gelmicekti. Eğe'nin hayattıma geri girmesiyle eski halime döndermiydim bilmiyorum ama onu çok özlemişim.
"Gece kızım sen böyle delilikler yaparmıydın?"
Türkan teyzenin bize seslenmesiyle Eğe'yle bakışlarımızı çevirmiştik.
"Ooooo teyze bu ne ki? Daha neler yapı......" diyip bir çırpıda yaptığımız her şeyi anlatıcakken elimle ağzını kapattım.
"Yok Türkan teyzecim, biraz kızdırdı da ondan." dedim kendimi savunmaya çalışarak.
"Sen kızınca başka neler yapıyorsun acaba?" diye sorduğunda vardığını bile unuttuğum Barış hocaya bakarken kızıp kızma konusunda karasız gibi bakıyordu. Acaba kendinini yarına mı hazıryor.
"Aaa, Barış hocam sizde mi burda oturuyorsunuz?" diye şaşkınlıkla bakınca araya girdim.
"Türkan teyzenin oğlu ve ev sahibimiz." diyerek kim olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldum.
"Sende Gece gibi inatla hocam mı diceksin?" diyip yine 'hoca' kelimesini baştırmıştı.
"Gece'den abi demesini bekleyin." dedi Eğe emir verir gibi.
"Barış diyin, ne hocam, ne abi demeye mecbur değilsiniz." dedi sesini sakin tutmaya çalıssada kızdıgı belliydi.
"Güzelim kapının önündeki fırçan bittiyse artık bir çay ikram edermisin?" diyip Eğe gülümseyerek bakışlarını çevirdiğinde Barış hocanın söylediğini umursamadı bile. Ah kimin arkadaşı be. Öyle kolay mı bize adını söyletmek. Biz eski olaylardan akıllandık.
Eğe'nin çay istemesi üzerine eve girdimizde hemen mutfağa girip demliğe suyu koydum. İçeri girdiğimde Eğe etrafı incelerken benim geldiğimi fark edince koltuğa oturdu. "Görmesem inanmazdım, Gece Kozan böyle bir evde." diyip odayı gösterdi. Klasik öğrenci evi işte iki koltuk bir masa ve televizyon. Başka ne olcaktı ki?
"Nesi var lan evimin? Pis." dedim yanımdaki yaştığı alıp ona attığımda yüzüne gelmeden tuttu.
"İzmir'deki odan bu kadardı, ona rağmen Mesut amcadan kıyafetlerin için oda istiyordun. Hatırlatırım." dediğinde ben o güne gitmiştim.
"Babacım, bak o eşyalarla odam çok küçük oldu. Kıyafetlerim için ayrı istiyorum." diyip yanına oturup yüzümü astım. Çünkü babam bu halime hiç dayanamazdı. Eğe'yle rahat vakit geçirelim diye koltuktu, tefeviyondu derken oda biraz küçülmüştü.
"Gece'm böyle şeyler için asma suratını kızım, yarın istediğin odayı yap." dedi saçlarımı oksayıp gülmem için gözlerime bakmıştı.
"Bitanesin babacım." dedim gülerek boynuna sarılırken.
"Evet yine Mesut amca tarafından şımartılan bir Gece." diye Eğe sitem ederken ben ona dil çıkarmıştım.
"Benim Gece'm şımarmaz, o ne zaman ne yapıcağını bilir." dedi beni kolunun altına alıp sarılırken.
"Şşş özür dilerim. Birden babanı hatırlatıp seni üzmek istememiştim." diyip beni kollarının arasına alırken şimdiye kadar tuttuğum göz yaşlarımı serbest bıraktım.
"Onu çok özlüyorum." dedim zor çıkan sesimle ağlamamam için Eğe daha sıkı sarılmıştı. Biraz sakinleştiğimde Eğe göz yaşlarımı ulsulca sildi.
"Ben yanındayım, güven bana seni bırakmıcam." dedi yüzümü avuçlarının arasına alırken "Söz mü?" diye sordum
"Söz." dedi gözlerim içine bakıp.
Ada'nın eve girmesiyle ağladığımı anlamaması için tuvalete giderken yüzümü bir kaç kere yıkayıp kendimi toplamaya çalıştım. Daha sonra dikkat çekmeden mutfağa gidip çayı demledim. Havadan sudan gibi boş şeylerden konuşsakda mutfağa gidip çay doldurmamla Eğe lise anılarımıza geçiş yapmıştı. Uzun muhabbetin ardından çayımız bitmesede saat epey geç olduğu için Eğe'yi yolcu edip biraz kapının önümde oturdum.