Aklımdaki soruları dile getiremezken söylediği şey yüzünden tüm vücudum ateş almış gibi sıcaklamaya başlamıştı ya da onun sıcaklıydı beni bu hale getiren.
Ama iyi hissettirmişti.....
Kollarının arasında tatlı bir huzur varken çıkmasam olmaz mıydı? 'Saçmalama Gece olmaz öyle bir şey Barış hocan ya senin, sürekli kendine tekrar et.' diyip içten içe kendime kızıyorum. Göğüsüne sertçe elimi baştırdığımda bedenimi yavaşça bırakırken elimi tutmak istesede izin vermedim ve az önce ki soruduğu soruyu terarlamıştı.
Yankındı çok yakın ve düşünmemi engelleyordu......
"İyiyim ve evet gitmeyi düşünüyorum." dediğimde her kelimeyi tek tek söylerken adımlarımı balkonun diğer ucuna yöneldirdim.
Uzak durursam düşünebilirim ve o bunu engelliyordu......
"Madem öyle bende geliyorum."
"Nereye?" dedim anlık şaşkınlıkla bakarken.
Bugün beni şaşırtmaya yemin mi etti bu adam.....
"Sen nereye gidersen oraya." diyip karşıma dikilmişti.
Nereye gidiyorsun diye sorar insan belki gelemiceksin.
Hem ben tekim senin ailen var......
"Olmaz, Türkan teyze var, Peri'm var." diye önüne engelleri sıralamıştım, zaten benimle gelmek istemesi de saçma değil miydi?
"Annem seni kızı gibi sever, Peri'de sensiz yapamaz yani gelebiliriz." diyip öylece peşimden gelmeyi kabul ediyordu.
Gel birde evlenelim de istersen...
Of onu dün demiştim dimi itiraz bile etmemişti..
Yok inatlaşmayınca anlamıyor........
"Gelemezsin." dedim inatla gözlerine bakarak.
"Gelirim." dedi benim aksime inatla değilde ciddiyetle gözlerime baktı.
"Gelemezsin diyorum."
"Bende gelirim diyorum."
"Ya ben nereye gidiyorum da sen geliyorsun." dedim inatla peşimden gelmek isteyen Barış hocaya.
Hâlâ mı Barış hoca?......
Bilmiyorum şuan gerçekten bilmiyorum......
Yine aklımla oynuyor......
"Bilmem, sen yanımda olduktan sonra dünyanın öbür ucunada olur." diye tebessüm ederek söylediğinde kendimi orda bıraktım ona. Şuan balkonda olmamıza rağmen nefes alamıyor ve kalbim bile onun sözleriyle farklı atıyordu.
Bunu bana mı söylemişti.....
Yanında ben olduğuma göre bana söyledi.......
Barış hoca.....
Barış hoca diye tekrar ediyorum ama işe yaramıyor......
"Yapma şunu." dedim yanından uzaklaşmak isterken elimden tuttu sıkıca, "Kızıyormusun?"
Kızmıyorum...
Daha doğrusu kızamıyorum ki......
"Ben senin hayatına yalanlarla girdim, farkındasın dimi?" dedim gerçekleri hatırlatıp benden uzaklaşmasını istedim o an çünkü ben yapamıyordum.
"Hayır yalanlarla girmedin ayrıca şuan sorun bu değil. Bana kızıyor musun?" diyip sorusunu tekrarlarken tam karşıma geçip gitmemi engellediğinde ellerimden tutup gözlerime baktı ve ben bakışlarımı kaçırdım.
Kızıyorum ama sana değil.....
Kendime kızıyorum, yanında olduğum için, elimi tutmana izin verdiğim için.......
Ayrıca nasıl yalanlar sorun olmayabilir......
"Barış ho-..." dediğim an çenemden tutup ona bakmamı sağladığında lafım yarım kalmıştı. İçimden tekrar ederken gözlerine bakıp söylemek niye zordu ki? Niye kalbim şuan senin için farklı atıyor?
"Sözünü niye tamamlayamadın?" diye sordu gözlerime bakıp, bilmiyorum ki...
Bu duyguyu hiç sevmedim, istemiyorum.......
Ben öğrencinim senin ne yaptığının farkında mısın?
"Ben senin öğrencinim." diye hatırlatmak istediğimde gözlerini kapatıp derince nefes aldı.
"Gece ben senin hocan olmak istemiyorum." diye fısıldar gibi söylediğinde heycandan boğazımı işgal eden yumruyu geriye itmeye çalışırcasına yutkundum fakat bir işe yaradığını sanmıyorum.
Hocam olmalısın başka bir şeyim olamazsın.........
Ada'nın sesini duyduğumda panikle elimi çekip bir adım uzaklaştım Barış yani Barış hocayla bizi yanlış anlamasını istemediğimden uzataştığımda kapının cam olduğunu unutmuştum.
"Bölüyorum ama Kerem abi telefonda." diyip telefonu bana uzatırken elinden aldım.
Şuan bir sen eksiktin burada, bir de Özğür abi.....
-'Efendim.'
--'O odadan beş dakika içinde çıkmazsan, Özğür'le gelirim.'
-'Sen beni tehdit mi ediyorsun?'
--'Hayır. Seni Koruyorum.'
-'Geç kaldın, yaklaşık altı sene kadar.'
Telefonu suratına kapatıp Ada'ya geri verirken "Ada gitmemiz gerek." dedim zaten burdan çıkmak istiyorum, gitmek için attığım adımı Barış hoca kolumdan tutarak engellemişti.
Barış mısın? Hocam mısın?
Neyimsin bilmiyorum, bunu yapmaktan vazğeçmen lazım.......
Canım yanıyordu ama kolumu sıktığı için değil aldığım nefes canımı acıtıyordu......
"Gece abin neyle tehdit etti?" diye kaşlarını çatarak sorarken, hâlâ yalan söylesem benden nefret edermiydi? Umarım nefret ederdi.
"Yok bir şe-....." diyip tam yalan söyleyecektim ama Emir hoca araya girdi.
"Barış sakin mi olsan?" dediğinde Emir hoca gelip benden uzaklaştırırken nefes almaya çalıştım.
"'Sen beni tehdit mi ediyorsun?' dedi Emir." dedi kendini haklı çıkartmaya çalışırken Kerem'in verdiği süre neredeyse dolmak üzereydi ve bugün herkes benim sabrımı sınıyordu.
"Yine benim yüzümden sorun çıksın istemiyorum!" diye aralarındaki konuşmaya son versinler diye sesimi yükselttiğimde "Yine mi?" diyip Barış hoca tekrar dikkatini bana versede belliki bakışlarını benden hiç çekmemşti, umursamazca davranmaya çalıştım.
"Ada." dedim Barış hocanın söylediğini duymazdan gelsemde ona bakmamak için kendimi zor tutuyordum. "Kerem, odaya abinle gelicek çıkmamız lazım." dedim çaresizce, konu ben olsam hallederdim ama konu onlar.
"Tamam gelsin, öğreniceksede öğrensin artık." dedi Emir hoca sitemle.
Hayır ya her sorun benim yüzümden ortaya çıksın istemiyorum.......
"Emir bugün hiç sırası değil, en iyisi biz gidelim." diyip Ada sırrın ortaya çıkmasına izin vermeyince daha fazla orada kalmak istemediğimden hızlı adımlarla yürüyerek odadan çıktım.
Nefes olmaya ihtiyacım vardı. Bu odanın hata okulun dışına çıkıp nefes almaya ihtiyacım vardı. Fısıldıyarak söylediği şeyi hâlâ duyuyor gibiydim 'Gece ben senin hocan olmak istemiyorum.' dedi açık açık. Ona Barış hocam dedikçe kızdığını fark ediyordum ama böyle bir duygu yüklemedim hiç.
"Gece beni bekle!" diyip Ada arkamdan bağırırken kendimi güçsüz hissettiğim için öylece merdivenlere oturdum. "Ne oldu kızım? Ne bu halin? Barış kötü bir şey mi söyledi?" diye soruları peş peşe sıralasada ellerimi ovuşturup başımı kaldıramadım.
Utanmıyorum sadece cesaret edemiyorum......
"Benimle dünyanın öbür ucuna gelirmiş dahası hocam olmak istemiyormuş." diyip sitem edercesine söylemek istesemde sesim hiç öyle çıkmamıştı.
"Sonunda." dedi rahatlamış bir şekilde.
Bunu bekliyormuş, bir kör ben miyim acaba?.....
"Herkes hayatıma girmek istiyor ama biride bana hayatında yer var mı diye sormuyor?" dedim isyan edercesine bakışlarımı Ada'ya çevirdim. Tepkime şaşırırken hiç bir şey söyleyemedi ve sustukça ben devam ettim. "Yok Ada. Benim hayatımda kimseye yer yok. Önce Eğe geldi hayatıma neredeyse kazada ölüyordu. Abin okulu kaybediyordu benim yüzümden. Ya sen az önce abinle benim yüzümden tartışa bilirdin. Belki de Barış hocanın iftiraya uğraması bile benim yüzümden." diye soruları öyle bir sıralamıştım ki Ada sustukça haklı olduğum gerçeği ile yüzleşiyordum.
Hâlâ Barış hoca dimi benim için......
Ada bana önce sarıldı ve sonra sıkıca ellerimden tuttu. "Eğe kaza yaptığında Barış yanındaydı, okulu kayberken abim. ben, sen olmasanda abimle tartışırdım ve dün Barış iftiraya uğrarken de sen yanındaydın." diye tüm samimiyetiyle söylerken durdu birden sonra "Sen güçlü bir kızsın ama iş sevdiklerinin zarar görmesi olunca aptallaşıyorsun kızım." diyip gülümsediğinde onun bu olumlu bakış açısı iyi hissetmi sağladığında kendimi tutamayıp ben de güldüm.
Birkaç dakika sonra gülmemiz kesildiğinde koridorda bağırma seslerine baktık ikimizde. Anlaşılan bugünün olaysız bitmek gibi bir niyeti yoktu. Tüm koridoru Kerem'in sesini kaplarken oturduğumuz yerden kalkıp hızla köşeyi dönmemizle kalabalığı gördük. Neredeyse tüm öğrenciler burada toplanmış; duvarın köşesinde üç öğrenci ve onlara kızmakta olan Kerem vardı.
"Nasıl bu kadar tutarsız bir öğrencisiniz siz!? Birde geleceğin mimarları olacaksınız!" diye Kerem sesinin çıktığı kadar bağrıyordu.
"N'oluyor burada?" diye Ada yanındaki öğrenciye sorsada kalabalığı adım adım aşıp ön tarafta yürümeye çalıştığımda duyduğum şeyle durmuştum.
"Gece hocayla tartıştı diye bu üç akılı kurdukları sitede ikisini sevgili diye paylaşmış. Kerem hocanın da maşallahı var, yapanları hemen buldu."
Kerem'le ben; yani abimle ben...
Çüş artık bu kadarını yapmış olamazlar..
Karşımdaki adamın abim olduğunu bilseydiler yapmazlardı......
Kerem öğrencilere kızarken o kadar kalabalığın arasında beni fark ettiğinde uzaklaşmak istedim. Girdiğim kalabalıktan çıkarmaya yeltenendiğimde adımı haykırmıştı, yine. Duymadım; duymazdan geldim, inatla tekrar bağırdı. Yönümü Kerem'e döndüğümde öğrenciler geçmem için yolu açtıklarında ağır adımlarla yürüyüp tam karşısına geçtim.
İnatlaşmak istiyorsa varım......
"Adımı mı ezberliyorsan soyadımı unutma bari." dedim kaşlarımı kaldırarak. Kollarımı göğüsümün altında birleştirip cevap vermesini bekledim.
Söylesene soyadımı nasıl unuturum diye....
Kabul et işte sen de Kozan'sın kabul et ki kapansın konu.........
"Gerçekten sana laf yetiştirilmiyor." diyip konudan alakasız bir şey söylediğinde sinirlenmiştim.
Eşek ya......
İnatçı Keçi......
"Bak yine yapıyorsun, sonra da öğrencilere kızıyorsun!" diye çıkışırak bağrırken kızdığımı umursamadan dibime kadar geldi.
Beni neysede kalabalığı umursasaydı.........
Ah abi Ah......
"Seni korumak dışında bir şey yapıyorum." dedi fısıldıyarak.
Beni koruyordu...
Böyle mi?
"Benimle tartışıyorsun ve az önce beni tehtit ettin. Çağla hanımdan ne farkın kaldı senin?" diye onun gibi fısıldadım. Dudaklarımdan dökülen kelimeler en çok benim canımı yakıyordu, aramızda kapanmayacak yaralar açıyordum sanki. Kerem karşımda öylece bakarken gözlerinin dolduğunu fark ettiğimde söylediklerime pişman olmuştum.
Ağzımın ayarı yok ki benim, oysa bu söylediğim benimde canımı yakıyor. Çok mu şey istiyorum? Bana güvenen, her konuda bana destek veren, yanlışımı gördüğünde söylemek yerine yanımda duran bir abi istiyordum.
Ne konuştuklarını önemsemeden öğrencileri iterek aralarından geçip seri adımlarla bahçeye çıktım. Temiz havayı içime çekerken nereye gittiğimi bile bilmediğim için önüme çıkan ilk banka attım kendimi.
"Sen ne söydin? Abine yine kâl geldi." diye Ada yanıma otururken sakince sordu.
"Onu annemle aynı kefeye koydum." dedim mırıldanarak. Artık güçsüzlüğüm sesime yansıyordu. Derince bir iç çektim "Daha fazla katlanamıcam, ben eve gidiyorum." dedim banktan kalkıp.
"Eğe seni merak ederse ne dicem?" diyip huzursuzca oturduğu yerde kıpırdandı. "Sıkıldı eve gitti de ya da olanları anlat." dedim omuz silkerek.
☆
Tam binanın kapısından girerken Peri'm bana seslenerek merdivenlerden iniyordu. İste benim ilacım, bir gülüşüyle kendimi iyi hissetmeme sebep olan tatlı Peri kızım.
"Kömür gözlü abla!" diye son basamağı inerken tekrar bağırmıştı. Kapıdan girip dizlerimin üstüne eğilirken kollarımı açtım.
"Peri'm." dediğimde kollarını boynuma dolayıp yanağıma öpücükler kondururken, şu son birkaç günde onu çok ihmal ettiğimi fark ettim. Minicik kollarını boynumdan çekerken ellerinden tutup önce avuç içlerinden sonra yanaklarından öptüm uzun uzun, çok özlemişim.
Hata yapmıştım, Barış hocayla tartışıp Peri'mi ihtimal etmiştim....
"Seni çok özledim. Bize niye gelmiyorsun?" dedi dudaklarını büzerek.
"Peri'm, Peri kızım benim. Bende seni çok özledim ama bu ara çok ders çalışmam gerekti. O yüzden gelemedim." diyip tatlı tatlı ikna etmeye çalıştım.
"Ben biliyorum sen dayıma küstüğün için gelmiyorsun." dediğinde şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım. Oda da konuştuklarımızı mı duymuştu? Belki de duymamıştı.
Sakin ol, Peri'mi üzmeden halletmeye çalışmalısın.
"Oda nereden çıktı Peri? Olur mu öyle şey?" dedim sanki Barış hocayla hiç tartışmamışım gibi.
"Sen dayıma kızdın o yüzden beni görmeyede gelmiyorsun." diyince anladım ki duymuştu. Şimdi önemli olan bunu toparlıya bilmemdi.
"Bitanem, Peri kızım benim. Ben seni çok seviyorum." diyip küçücük bedenini kollarımın arasına alıp sarılırken saçlarının üstüne öpücük kondurdum. "Dayına kızmış olmam seni görmeme engel değil. Okular kapanacağı için çok dersim vardı." diyip yine bahaneyi söylerken Peri'm kıkırdamaya başlamıştı.
"Okula gitmezsen her gün seni görebilirim!" diye sevinçle bağrırken "Evet Peri'm." dedim gülümseyip.
Peri'mle iki dakika barışa bilen Kerem'le Özğür abiyle Barış'la niye barışamıyordum.
Barış hoca bu arada unutma hocan....
Peri'nin elimden çekiştirmesiyle merdivenleri çıkıp açık bıraktığı kapıdan içeri girdik. Mutfaktan gelen sesleri duyduğumda Peri neşeyle bağırıp içeri girdi. "Biz geldik, biz geldik." dedi gülerek.
"Hoş geldin, hoş geldin." diyip Peri'ye ayak uydurmaya çalışırken ocağın üstündeki yemeğin altını kapattı. "Hoş geldin kızım." dedi bakışlarını bana çevirip "Gece, kızım yüzün solğun görünüyor hasta filan mısın?" diyip yüzümü incelerken yanağımı sevkatle okşadı.
"Yok, Türkan teyze iyiyim ben." dedim telaşlanmasın diye yanağımdaki elini tuttum.
"Hiç yalan söyleme, anneler anlar. Çantanı ve üstünü çıkar otur şöyle bakalım." diye sitem etsede beni kızı yerine koyması iyi hissettirmişti. Çantamı ve hırkamı çıkarıp sandalyenin kenarına asarken Peri'mi kucağıma alıp oturdum.
Türkan teyzenin beni gbi kızı gördüğünü bilmiyorum da böyle bir anne tarafından düşünülmek çok güzel bir his.
"Bunlar biticek sonra oyun mu oynarsınız resim yaparsınız, orasına karışmam da" diyip önümüze iki tabak makarna ve köfte koydu. Peri'm neysede beni de çocuk gibi tembihlemesi gülümseme sebep olmuştu. "Dayının yeni aldığı masal kitaplarına bakın hem Gece ablanı da yormamış olursun." diye yine beni düşünerek Peri'yi uyarsada bakışlarını kısa süre üzerimde gezdirip başını çevirdi.
"Evet evet onları oku, resimlerini görünce merak etmiştim." dedi Peri'm heycanla.
"Tamam Peri'm tabağındakileri bitir okurum." dedim yanağından tekrar öperken kucağımdan inip yanımdaki sandelyeye oturmasını sağladım.
"Sende tabağımdakileri bitir kızım." dedi Türkan teyze.
Hem kendim yemeğimi yiyerek hemde Peri'nin de yemesine yardım ettim. Elimden yemek yemeği özlemişti sanırım. İkimizin birbirine düşkünlüğü her geçen gün artsada kimse şikayetçi değildi.
"Hadi bakalım Peri ellerini yıka sonrada masal kitaplarını hazırla ablan geliyor." diyip Türkan teyze Peri'mi mutfaktan çıkmasını sağladığında onun yerine oturdu. "Gece kızım koluna ne oldu?" diye birden sorunca ne cevap vereceğimi bilemedim.
"Şey oldu.... Kapının kulpuna çarptım." dedim birden aklıma hiç bir şey gelmemişti.
Nasıl unuttum bunu.....
Tamam beş parmağının izi çıkmamış olabilirdi ama birinin tuttuğu belliydi.
"Kızım belli ki bir şey olmuş-....."
"Vallahi bir şey olmadı Türkan teyze." dedim konuşmasına izin vermeyerek inandırmaya çalışsamda Türkan teyze yerinden kalkıp dolada bir şey aramaya başladı. Elimde kremle yanıma geri otururken kapağını açıp morluğun üzerine yavaşça sürüyordu.
"Korkma kızım. Ben varım dahası Barış, Emir, Özğür var. Çekinme eğer biri bir şey yaptıysa söyle." diye gözlerme sevkatle bakarken tatlı dille ikna etmeye çalışsada şu durumda zorda olsa yalan söylemeye devam ettim.
Kerem'in yaptığını diyemiceğime göre....
"Yok Türkan teyzecim vallahi kimse bir şey yapmadı." dedim elimden tutup inandırmaya çalıştım.
Niye bu kadar üsteliyordu morluk çok değildi?......
"Bak kızım basit bir tartışma da olmuş olabilir ama daha fazlası olur da ve sende buna göz yumarsan devamı gelir." diyip sustuduğunda anlatmam için hâlâ bakıyordu. "Kardeşim yani Peri'nin annesi bizden şiddet gördüğünü hep gizlemişti." diyip başını eğdiğinde güçlükle yutkundum.
Peri'min annesi şiddet mi görmüştü?
"Öğrendimizde eşini çok sevdiğini söyleyip, karışmamıza izin vermedi ama Barış eniştesiyle konuşup durumu düzeltene kadar Peri'nin bizde ara sıra kalmasına karar kıldı. Zaten ne olduysa o zaman oldu?" diyip güç almak istercesine tuttuğum elimi sıktığında, aklım duyduklarımı idrak etmekte delicesine zorlanırken dopdolu gözlerle baktım.
"Peri'yi eve geri götürdümüz gün kardeşimi yerde yatarken bulduk. Başını sertçe bir yere çarptığı için hayatını kaybettiğini söylediler. Eminiz kocası yaptı ama ispatlıyamadık." diyip anlatmaya devam ederken göz yaşlarım sessizce yanağından sürüyordu.
"Ben..... Ben bilmiyordum." dedim sesim titrerken ağzımdan kelimeleri zor çıkarmıştım.
"Biliyorum kızım hiç birimiz anlatmadık." diyip bana baktığında yavaşça göz yaşlarımı silerken derin bir iç çekti. "Barış engel olamadığı için bu durumdan hep kendini suçladı, o günden beri Peri'nin velayetini almaya çabalıyoruz. Şuan geçici velayet bizde, iki hafta sonra tekrar dava görülecek inşallah bir aksilik çıkmazsa tam velayet alıcaz." dedi gözlerindeki hüzne rağmen tebessüm etmeye çalışsada ben farkında olmadan Türkan teyzenin en büyük yarasına dokunmuştum. Teselli etmek istercesine sıkıca sarıldım boynuna, bazen kelimeler yetersiz kaldığında sevdiğini hissettirmek en büyük tesellidir insana. Peri'nin sesi bizi ayırırken kendimizi toparmaya çalıştık.
"Kömür gözlü abla, seni bekliyorum." dedi heycanla elimden tutup çektiğinde bu haline Türkan teyzeye gülümseyerek izliyordu.
"Özür dilerim Peri kızım." dedim tebessüm etmeye çalışarak.
Peri'min çekiştirmesiyle odasına girerken yatağın üstünde o kadar çok kitap koymuştu, hepsini okumamı istediğinde şaşkınlıkla baktım. Gelmediğim günlerin özrü olarak düşünürsek okumam şarttı. Yatağın üstüne uzanıp Peri'mi kollarımın arasına alırken kitaplardan birini aldım. Kitaptaki resimleri inceleyip kelimeleri okurken Peri'mden gözlerimi çekmekte zorlanıyordum. Tüm bu olanlar küçük bedeninde yaralar açarken unutması için sevdiklerinin yanında olması lazımdı ve Barış kendini suçlasada en azından Peri'mi korumak için elinden geleni yapıcağına eminim. Saatler geçerken nereyese bütün kitapları okumayı bitirecegimde Peri'm göğüsümde uyumuştu. Peri'yi rahatsız etmeden kitapları kenara koymaya çalıp üzerimi örttüm. Saçlarını okşayıp öptükten sonra bu geceyi onunla uyuyarak geçirmeye karar verdim.
☆▪︎☆
Yanağıma kondulan öpücüklerle gözümü açarken Peri'min kıkırdamasını duydum. "Sabah oldu, günaydın!" dedi bağırıp kocaman gülümsedi. "Günaydın Peri kızım." dedim yatakta otururken yanaklarından öptüm.
"Günaydın kızlar." dedi Türkan teyze odanın kapısından bakarak. "Hadi yataktan çıkıp hazırlanın herkes gelir şimdi." diye telaşla söyleyip giderken 'herkes' kısmına takıldım. "Gece, oyalanma hadi kızım." diye telaşla tekrar bağırdığında gözlerimi ovuşturup yataktan kalktım. Peri'nin üzerine dolaptan bulduğum ilk kıyafeti giydirip yatağı düzelttim. Peri'yi yüzünü yıka yıkaması için banyoya yoladığımda merakımdan telaşla Türkan teyzenin yanına gittim.
"Türkan teyze kahvaltıya kim geliyor?" diye sordum. Bu evin gelenine gidenine karışmak gibi huyum yok da, Türkan teyzenin bayram sabahı gibi telaşla hazırlık yapması merak uyandırdı.
"Herkes kızım, Eğe'yle abimle dahil." diyip sigara böreği kızartıyordu.
Özğür abi desem abin demez....
"Abim?" dedim sorarcasına.
Benim bir tane abim var oda Kerem de Türkan teyze nereden biliyor.
"Kuzum senin kaç tane abim var? Kerem işte." dediğinde şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım.
Yok rüyada falan olmalıyım, böyle bir sabaha uyanamam yoksa.....
"Ama hadi kızım gidip üstünü değiştir." diyip telaşla beni mutfaktan çıkarırken çantamı ve hırkamı elime tutuşturdu.
Nasıl bir sabaha açtım gözlerimi sorun yokmuşcasına herkes bir arada kahvaltı yapacaktı...........