Barış yağmurdan sonra gelen gökkuşağım olabilir miydi? Ya da gökkuşağım olma fırsatını ona vermelimiydim?
Ama ya okul ne olucaktı? Nişanlı olduğumuzu herkesin duyması başka. Okulda ona yakın olmak başka hem Barış bunu istiyor muydu? Onu bile bilmiyorum.
Kesinlikle fazla cesarete ihtiyacım olacak ve yeniden birini sevmek için bile cesarete ihtiyacım olacak...
Ben buna hazırmıydım....
"Bütün okulu dolaştığmıza inanamıyorum." dedim sitem ederek sonunda giriş kata gelmiştik.
Konserin posterlerini aşmak ve bilet satışlarını Ada üslendiği için yardım etmesek olmazdı. Barış'a neden gerçekleri anlattığını bilmiyorum ama sorduğumda kendini savunması için bir fırsat vericektim.
Ama şimdi yardıma ihtiyacı vardı ve bizde Eğe'yle beraber kolları sıvayıp yardıma giriştik ve artık okulumuzun kaç koridoru olduğunu biliyorum.....
"Bu koridorda bitti." dedi Eğe elindeki son posteri yapıştırken.
"Ellerimize sağlık, çok güzel oldu." dedi Ada neşeyle.
"Şu son sınıflarada girelim, birer çay içip dinleniriz." dedi Eğe, sayesinde bugün içimiz dışımız çay olmuştu.
"Olur olur." dedik Ada'yla ikimiz geçiştirir gibi söylediğimizde Eğe bize cevap vermeden sınıfın kapısını çalıp içeri girdim.
"Hocam..." dedim duyuru için izin isteyecektim ki Barış'ı karşımda görünce sustum.
"Duyuruyu yapabilirsin, dersim bitmişti." diye ciddiyetle söyleyince aramızdaki mesafe öyle uzun gelmişti, ona doğru attığım her adımda mesafe daha büyüyordu. Sabah ki yakınlığını düşününce fazla uzaktık. Sonunda masanın yakında dururken yönümü öğrencilere döndüm. "Pazar günü okulumuz bir konser düzenliyor.."dediğim an duraksadım. Bu duyuruyu en az on kere yaptım nasıl fark etmedim. Elimdeki bilete tekrar bakarken istemsizce kaşlarımı çatığımda "nasıl ya?" diye mırıldandığımda Barış duyuruya devam etti.
"Konser pazar akşam yedi de." dediğinde bakışlarımı ona çevirdim. "Biletleri Ada, Eğe ve Gece'den, hocanız olarak Emir'le benden alabilirsiniz." diyip duyuruyu bitirğinde ben hâlâ Barış'a bakıyordum.
Pazar günü gündüz nişan akşam da konser mi vardı? Ne gerek vardı ayrı yapmaya ikisini birleştirselerdi.....
Hep Özğür abinin işleri bunlar..
"Gece, ben konserle ilgili bir şey sorabilir miyim?" diye öğrencilerin arasından biri seslendiğide bakışlarımı sınıfa çevirdim. Uzun boylu sarı saçlı bir çocuk ayağa kalkmıştı.
Artık adımı herkesin bilmesine şaşırmamam lazım...
"Tabi sorabilirsin." dedim kibarlık olsun diye zorlada olsa tebessüm ettim.
"Konsere benimle gelir misin?" diye sorduğu an Barış'a baktığımda derin bir nefes aldı. Sınıfta ki 'oooo' sesleri yükselirken Barış kaşlarını çatmış, hata yumuruklarını sıkmıştı
"Utku dersimden kalmak istemiyorsan, sınıfı terk etmek için üç saniyen var!" diye Barış bağrırken hekes susmuştu.
"Ama hocam-....." desede Utku, Barış saymaya başlayınca sınıftan hızlıca çıktı.
Üç demeden Utku sınıftan çıkarken "Ders bitmiştir, hekes dışarı!" diyerek bağırdı bu sefer. Öğrenciler yavaş yavaş sınıftan çıkarken Barış'a doğru bir kaç adım attım.
"Az önce sen öğrencini tehtit mi ettin?" diye fılsıldıyarak sordum.
"Etmedim." dedi masanın yanına gidip notlarını toplamaya başladı.
"Ettin." dedim inatla yanına gidip.
"Evet ettim." dedi iyi bir şey yapmış gibi kabul ederken bakışlarını çevirdiğinde kaşlarını çatmış olmasa da gözleri öfkeliydi
Böyle önüne geleni tehtit etmekten zevk mi alıyor?
Tam Barış'a kızıcaktım ki telefonum çaldığı için bir söylemeden cebimden çıkardım. Arıyan Türkan teyzeydi. Ben okuldayken normalde hiç aramaz.
"Telefonun mu kapalı? Türkan teyze beni arıyor." diye sorduğumda az önce ki öfkesi gitmişti.
"Ben açabilir miyim?" diye tereddütle elini uzatıp sorarken telefonu eline bıraktım.
Sonuçta annesi ne olabilir??
-'Efendim anne.' dedi Barış.
-'Yanımda.' dediğinde büyük ihtimale beni sormuştu.
-'Nasıl yok?'
-'Tamam annecim. Belki yine botanik bahçeye gitmiştir. Şimdi Gece'yle bakarız.' dediğinde içimi korku kapladı.
"Peri'm." dedim mırıldanarak.
"Gece, sakin ol. Peri'yi bulucaz." diyip elimden tutup diğer elini yanağıma koydu.
"Biran önce gidelim." diyince tuttuğu elimi bırakmadan sınıftan çıkarken ben dün Peri'mi görmemiştim ve niye kızdığını bilmiyordum. "Neye kızmış olabilir? Dün fark ettin mi?" diye tam sınıfın kapısından çıkarken sorduğumda durup bana döndü.
"Ben Peri'yi iki gündür görmüyorum." dediğinde elimi hızla çekip kaşlarımı çattım.
"Nasıl ya? Dün benim yanıma geldin ama yukarı çıkmadın. Öyle mi?"
"Sakın ol, anlatıcam." dedi beni yatıştırmak için elimden tutmak istediğinde hızla çektim.
"Aferin sana! Gerçekten aferin. Nasıl böyle bir şeyi ihmal edersin!" diye bağırarak kızmaya devam ederken Murat'ın bana seslenmesi nerede olduğumuzu hatırlamama yetmişti.
Etrafımıza toplamış bizi izliyen meraklı öğrencileri umursayacak durumda değildim. Murat yanımıza gelirken Barış'la ikimiz ona döndük.
"Gece abla, kafeteryada küçük bir kız-....."
"Sarı saçlı, mavi gözlü." dedim hızla Peri'mi tarif ederken Murat "Evet." diye cevap verdiğinde öğrencileri iterek geçmeye çalışırken Barış arkadan bağırsada duymazdan geldim. Onu nasıl ihmal ederdi? Her fırsata benim yanımda olmaya uğraşıcağına biraz da Peri'yi düşünseydi.
Peri'min evden kaçarken aklından neler geçiyordu bilmiyorum ama önce kollarımın arasına alıp sıkıca sarılmak istiyordum.
Kafeteryanın kapısından nefes nefese girdiğimde Peri'min başında bir kaç tane kız onunla konuşmaya çalışırken gözleri beni buldugunda oturduğu yerden hemen kalkıp bana koştu.
"Kömür gözlü abla!" diye her zaman ki bağırarak gelirken kollarımı açıp kucağıma aldım. Peri'm kollarını sıkıca boynuma doladığında korktuğunu hissetmiştim.
"Peri'm, bitanem tamam burdayım." dedim fılsıldıyarak söyleyip saçlarından öptüm.
"Dayımda sen de gelmedin." diye mırıldanırken kollarını gevşettiğinde dudaklarını büzmüş bana bakıyordu.
"Peri'm, Peri kızım, biz seninle ne konuşmuştuk? Sen beni hiç mi dinlemiyorsun?" dedim ciddi şekilde uyarırken.
"Sana değil ama dayıma küstüm. Niye gelmiyorsunuz?" dedi çatılmış kaşlarıyla.
"Ah Peri ah. Biz bu hallerine alıştıkta Gece ablanı çok korkutun." diyerek Barış sonunda yanımıza gelmişti.
Ne yani tek ben mi korktum??
"Ben sana küsüm, konuşmuyorum." dedi Peri'm başını diğer tarafa çevirerek.
"İkiniz aynı anda küstünce ne yapıcağımı şaşıyorum." dedi Barış anlayış bekler gibi.
Ayrıca ne alaka şimdi benim ona küsmem...
"Sen de kızdırma o zaman." dedi Peri hemen.
"Kime çekti diyeceğim ama örnek tam karşımda." dedi Barış bakışlarını bana çevirerek.
"Ne alakası var şimdi?" dedim
"Bize ya pamuk şeker ya çikolata al yoksa küseriz." diye Peri barışmak için şart sunarken Barış bakışlarıyla anlatmıştı durumu. Senin gibi diyordu....
"Peri senin okulda ne işin var?" diyip Eğe'nin sesine dönerken etrafımıza toplaşan herkes bizi izliyordu. "Gel bakalım cimcime, sana çikolata alalım." dedi Eğe huzursuz olduğumu fark edip Peri'yi kucağımdan aldığında Barış parmaklarını parmaklarıma kenetliyerek elimi sıkıca tuttu.
Ben fazla cesaret derken böyle bir şey beklemiyordum.
"Biz dışardayız." diyip tuttuğu elimden çemesemeydi, olduğum yerden hareket edemezdim.
Elimden defalarca tutmuşken vücudumun parmak uclarına kadar uyuşması normal mi?
Dışarı çıkarken kenarda bulanan masaya oturdumuzda elimi çekmek istediğimde daha sıkı tutup bırakmadı.
"İyi misin?" dedi ciddiyete bürünürken.
"Bunu niye yaptın?" diye fısıldıyarak sordum.
Huzursuzdum, az önce sınıfta olanlar şimdi yaptıkları herkes ne düşünücekti?.
Asıl soru Barış ne düşünüyordu da bunu yapmıştı?
"Herkesin öğrenmesinden rahatsız değilim demiştin." diyip beni rahatlatmak için elimi elinin arasına aldı.
Doğru daha dün öyle demiştim dimi?....
Bunu da yap demedim ya?
Eğe'yle Peri yanımıza gelirken elimi yavaşça çektim. Peri'mi kucağıma alırken aldığı çikolatanın birini bana uzattı. "Sana aldım." dedi gülümserken.
"Peri, sen burdaya nasıl geldin?" dedim sesimi sakin tutmaya çalışsamda Peri yüzünü asmıştı bile.
Bu kadar olayın ortasında sakin kalamıyorum ki ama küçük çocuğa annesi gibi davranmak değil amacım...
"Özür dilem bitanem ama korktum." dedim elimi yanağına koyarken göğüsme çektğimde saçlarından öptüm.
"Ben çok kolay geldim." dedi yeniden güldüğünde şaşkınlıkla baktım. "Evden burdaya mavi arabalar geliyor ya ona bindim. Okula girerken de kapıdaki amcaya görünmeden girdim ama okul çok büyüktü, sizi görmeyince korktum." dediğinde kollarımın arasında olan bedenini göğüsüme daha da yaşladım.
"Küçük ajan seni." dedi Eğe başını iki yana sallıyarak.
"Ajan ne demek?" diye Peri merakla.
"Böyle senin gizli saklı bir yere girene denir." dedi Barış, Peri'nin anlayacağı seklinde açıklarken oda açtığı çikolatasını ısırdı.
"Okulumuzun gözde çiftçi de burdaymış." diyip Emir hoca ve Ada yanımıza gelirken kucağımdaki Peri'yle ilğilenmeye çalıştım.
Gerçeği bildiği halde böyle yaklaşması hiç doğru değil.
"Emir." dedi Barış sanırım sus diyordu.
"Valla kardeşim, hiç susamıcam."
"İstersiz sizide gözde çift yapalım Emir hocam." dedim şuan ister tehdit olarak alğılasın ister uyarı ama susmustu.
"Yalnız bunun için önce sevgilisi olması lazım." diyip Eğe kendince hatırlatma yaptığını sanarken bakışlar ikimiz arasında mekik dokudu ama Eğe bilmiyor Emir hocanın sevgilisi yanı başında.
Sır benim değil ki Eğe'yle baylaşayım..
Telefonum çaldığında cebime bakınırken Barış cebinden çıkarıp uzattı. Sahi en son Türkan teyzeyle konuşmuştu.
"Peri'nin burda olduğunu Türkan teyze haber vermeyi unuttuk." dedim telaşla.
"Biz haber verdik." dedi Ada
Barış'ın elinden telefonu aldığımda arıyan Özğür abiydi. Kesinlikle bir istiyecekti ama burası çok karışık.
-'Efendim Özğür abi.'
Ada'ya bakarak, abisiyle konuşurken vereceği tepkiyi merak ediyorum.
--'Okulda mısın ufaklık?'
-'Bu benden isteyeceğin şeye bağlı desem.'
--'Laflara bak ya, şimdi böyle mi oldu ufaklık?'
Özğür abi alınğanlıkla söyleyince gülümseyerek cevap verirken Ada o an yüzünü asmıştı. Kesinlikle abisini kıskanıyor.
-'Tamam tamam. Okuldayım. Ne isticeksin söyle hadi?'
--'Tamer hocanın okulda başlaya bilmesi için bir onay belgesi imzalaman lazım.'
Sabah ki hocanın adı geçer geçmez huzursuz olsamda belli etmemeye çalıştım.
-'O zaman evdeyim Özğür abi.'
Sitemle söylenirken Peri kucağımda bi an kıpırdandı.. Küçük hanımı unutmamam lazım
--'İyi bende belğeyi aşkam eve getiririm.'
-'Akşamda evde yokum.'
--'Hayırdır nerdesin?
-'Senin baş belan çağırdı onun yanındayım.'
--'Bende geliyorum.'
-'Kerem'e söyle.'
--'O kimki beni eve almıyor, sen gelirken ne istersin onu söyle.'
-'Valla akşam birbirinizi yemeyin bana yeter.'
--'Şu imzalamak istemediğin belgeyi akşam görüşürüz.'
-'Görüşürüz.'
"Türkan teyze, Peri'yi daha fazla merak etmeden eve geçelim mi?" diye telefonu kapatır kapatmaz sorduğumda Barış, Emir'e baktı.
"Tamam senin dersine ben girerim. Siz gidin." dedi Emir, Barış bakışından anlarken oda ayaklanmıştı.
"Biz Eğe'yle de gideriz." dedim Eğe bakıp onay vermesini beklerken pis pis sırtı.
Yine bir şey yapıcaktı.
"Vai con il tuo arcobaleno.(Sen gökkuşağınla git.)" dedi sırıtarak
"Lascia che sia così, ma il colore è nero.(Öyle olsun bakalım ama rengi siyah.)" dedim ters ters bakarak Peri'yi kucağımdan indirip ayaklandım. "Hadi gidelim." dedim Peri'min elimden tutup Barış'a baktım. Az önceki konuşmamızdan bir şey anlamadığı için öylece baktığı için sağolsun Peri elinden tuttu.
"Bu arada ben akşam gelemem." dedi Eğe dilimize dönmek aklına gelmişti.
"Gelmesene ben seni ne yapıyorum." diye üstü kapalı tehdit ettim ama en fazla atacağım trip on dakika sessiz kalmak olurdu.
"Tamam tamam akşam görüşürüz." dedi Eğe, her zaman ki gibi hemen pes ederken. Bana kıyamıyor desem daha doğru olur.
"Yanlız ben sizin şu dili çözemedim." dedi Emir hoca bizi parmağıyla işaret ederken.
"Aaaa Ada söylemedimi? İtalyanca bildiğimi." dedim imâyla söylerken Ada bakışlarını Barış'a çevirdi.
Belki bildiğimi anlarda gelir kendisi itiraf eder.
"Gerçi İtalyanca, Fransızca, Rusça hâ birde İngilizce biliyoruz." dedi Eğe keyifle tek sayarken şaşkınlıkla kaşlarını kaldırırmışlardı ve daha fazla soru sormasınlar diye gitmek için bir adım.
"Gidelim mi artık?" dedim yeteri kadar ayakta beklemiştik.
Peri ikimizin arasında keyifle zıplayarak yürürken otoparka gelmiştik. Peri'yi yanlız bırakmamak için onunla beraber arabanın arkasına bindim. Aslında Barış'a sormak istediğim bir kaç soru vardı ama yanımızda Peri olduğu için tartışmamak adına sessizliğimi korudum. İkimiz de tek kelime konuşmadan eve geldiğimizde Peri uyuya kalırken arabadan inmeden Barış kucağına almıştı. Arabadan inip binaya girdiğimizde Barış merdivenleri çıkmadan önüme geçti.
"Sen abini bekletme Peri'yi ben eve bırakırım." dedi Peri'yi uyandırmamak için sesini kısık tutmuştu.
"Biz akşam buluşacaz." dedim geçmek için bir adım atarken tekrar önüme geçti.
"Peri uyuyor zaten yatağına bırakıcam." dedi sanki gelmene gerek yok der gibi ya da Türkan teyzeyi görmemi istemiyordu.
"Peri kayboldu diye Türkan teyze seni değil, beni aradı. Bu nişan oyunuyla ilgili annenle sorun mu yaşadın?" diye fılsıldıyarak sordum.
"Peri uyanmadan çıkayım." dedi sorumu duymazdan gelip merdivenleri çıkarken usulca arasından konuşmaya devam ettim.
"Bir çok yalan söylemiş olabilirim ama nişan oyunuyla ilgili Ali'yle sorun yaşadım seni aradım. Özğür abiyle sorun yaşadım seni yine aradım. Eğer bununla ilğili bir sorun varsa anlatırsan dinlerim." dedim belki anlaması için cesarete ihtiyacı vardı.
"Sonra Gece." diye fısıldıyarak söyleyip yukarıya çıktı.
Kapının önünde gelir diye bir süre bekledim ama gelmedi sonra ayakta beklemekten sıkılıp merdivenlere oturdum. Ne kadar süre bekledim bilmiyorum ama hava nerdeyse kararmak üzeydi.