yazardan... Odanın içindeki ağır sessizlik, yerini tepsideki kaşıkların hafif tıkırtısına ve dışarıdan gelen uğultulu rüzgara bırakmıştı. Yaman, sanki dünyanın en doğal şeyiymiş gibi, ekmeği bölüp önce Zilan’ın önüne bıraktı, sonra kendisi için bir parça aldı. Zilan, karşısındaki bu dev adamın, az önce can çekişen ama şimdi bir dağ gibi yanında duran bu gizemli ruhun varlığıyla ne yapacağını bilemiyordu... İlk lokmasını ağzına götürdüğünde, damağına değen o sıcak çorbanın tadı, günlerdir, belki de haftalardır boğazından geçen tek "huzurlu" lezzetti. Salih Ağa’nın hakaretleri, Hasan’ın bitmek bilmeyen tehditleri ve Safiye Hanım’ın zehirli bakışları arasında düğümlenen boğazı, bu küçük nezaket karşısında çözülmeye başladı. Zilan, bir lokma ekmeği ağzına attı ama çiğneyemedi. Lokma ağzında

