Zilan gözlerim bir kapıya bir o küçük çay bardağına kaydı... herkes kadının üstüne yürürken, ben eteğimi toparlayıp sesizce önümeki masadan dolanıp, kalabalığın arasından yürüdüm... " iki oğlun... iki oğlun vardı... sen nasıl böyle bir şerefsizlik yaparsın Kadir!" " yalan... yalan söylüyorsun benim oğlum evlenemez!" söyledikleri, yapacakları hiç bir şey umrumda değildi... olan olmuş, ortaya gerçekler çıkmıştı... sehpanın önünde durduğumda, kapıda dikilen iki adamın içeri girdiğini gördüm. ama bununda umursamdan, eğilip, çay bardağını çekip, küçük kağıdı aldım. " nasıl! nasıl bunu yaparsın! hiç utanmadın mı... hiç arlanmadın mı... ben sana iki yılımı verdim ve adam! kocam dedim!... sesler kulağımda boğuklaşmış, sadece elimdeki küçük kağıda odaklanmıştım... kağıdı tereddüt ederek a

