yazardan... Yaman, Zilan’ın o büyülenmiş ve hapsolmuş bakışları altında kendini ilk kez bir meydan savaşında pusuya düşmüş gibi hissetti. Karşısındaki bu küçük kadın, bakışlarıyla tenini yakıyor, az önce buz gibi suyla dizginlediği tüm o hayvani içgüdüleri yeniden şahlandırıyordu. salonun o daracık boşluğunda, su damlalarının yere düşerken çıkardığı o ritmik "tıp tıp" sesi, kalbinin gürültüsüne karışıyordu. Zilan’ın elindeki sürahi hafifçe titredi, camın metale çarpma sesi sessizliği bir bıçak gibi böldü. Yaman, bir adım atsa Zilan’ın üzerine devrilecekmiş gibi duruyordu. Aralarındaki o bir metrelik mesafe, sanki aşılması imkansız bir uçurum ama aynı zamanda karşı konulmaz bir mıknatıstı. "Zilan..." dedi Yaman, sesi beklediğinden çok daha boğuk, çok daha derinlerden gelen bir hırıltı gi

