yazardan... Güneş tepedeydi artık. Toprak ısınmış, hava ağırlaşmıştı. Tarla, sabahki sessiz direncini kaybetmiş; öğlenin yorgunluğuna teslim olmuş gibiydi. Semaverin altı yakıldı, ince bir duman göğe doğru kıvrılarak yükseldi. Çayın kaynamasını bekleyen insanlar, az önce yaşananların farkında olmadan gündelik yorgunluklarına geri dönmüştü. Ama herkes için öyle değildi. Uzakta, tarlanın sınırındaki sürünün başında, bir kayanın gölgesinde duran Yaman, olan biteni başından beri izlemişti. Ne konuşmaları duyacak kadar yakındı ne de hiçbir şeyden habersiz olacak kadar uzakta. Onun durduğu yer tam da buydu zaten, arafta kalmak... Ömer’in duruşundaki ani sertliği, Narin’in adını duyduğu anda yüzünden çekilen kanı, bakışlarının istemsizce yere kayışını kaçırmamıştı. Yaman insanları iyi okurdu

