yazardan.... serin bir Düzova sabahında, Zilan eline aldığı yemek çantasıyla tarlaya doğru ilerliyordu. Yaklaşık bir hafta önce kolunu alçıdan çıkarmıştı; bugün ise kendi hayalleri için, toprağın içine yeniden girmeye kararlıydı... Üzerindeki siyah fistan oldukça eski ve yıpranmıştı. Elindeki çanta ağırdı; hem yüküyle hem de koluna binen baskıyla canını yakıyordu ama belli etmedi. Tarla uzaktan göründüğünde, duraksadı. Düz bir çizgi hâlinde uzanan topraklara bakarken istemsizce yutkundu. Yaşlı adam her zamanki gibi gölgede oturmuş, işçileri izliyordu. Zilan’ı uzaktan gördüğünde gözüne ilk çarpan, alçıdan yeni çıkmış kolu oldu. Bu dik başlı, inatçı iradeye hafifçe tebessüm etti. Zilan hızlı adımlarla yanına yaklaştığında, konuşmasına fırsat vermeden seslendi, “Ne o, yine mi geldin sen?”

