Buket
Sabah gözümü enkaz olarak açmıştım. 3 gündür kendimi iyi hissetmiyordum. Seda'nın Volkan'da kalıyor olmasına mı sıkılayım, parmağımdaki esaret halkasına mı , ameliyat günümün yaklaşmasına mı?
Bazen ' kıyamet artık kopabilir ya!' diye düşündüğünüz oluyor mu? ' Ok, tamam bana bu kadar yetti! ' Moduna girdiğiniz.
Bana aşkını bir kere bile itiraf etmeyen adamın nerede ise vergi rekoru kıracak kadar alkollü ürün tüketip üstelik kafayı bulup aşk itirafı etmesi.. tabi ki daha romantiğini bekleyemezdim! Bu kadarı bile sana çok Buket!
Neyine yetmiyor, zaten birkaç saat sonra da elinle adamı sevgilisine teslim ettin adrese teslim paket gibi! al işte, tam hayatının özeti!
Bir yandan mutfakta salatalık soyup bir yandan sevdiğim adama sövüyordum.
" Öküz!"
' Bir kere ya, ağzından şu cümleyi duymak için benim çektiğimi kimse çekmemiştir ama şimdi o güzelim aşk itirafı da , al işte poh oldu gitti.
Olmasa ne olacaktı ayrıca, evde Seda'sı bekliyormuş beyefendiyi. '
Evde kendi kendime gaz vermiş giderken kapının sesi ile kısa bir molaya çıktım. Kapıyı açtığımda karşımda incecik barby bebekli takımı içinde kolunda kuzusu , ayaklarında pofuduk tavşanlı terlikleri ile kızarmış gözleri eşliğinde bana bakan Buğlem'i gördüm.
" Güzelim, ne oldu sana ?"
Dudağını sündürmüş, içli içli burnunu çekerek içeri girdi.
" Ben artık sende kalacağım Buket"
Harika! haber verdiğin iyi oldu! Davet etseydim bari bekleseydin de ! Babası kılıklı!
Kapıyı kapattım. Salona geçmiş koltuğa oturmuş ayaklarını karnına dek çekmiş, kuzusunu bağrına basmıştı. İçli bir nefes vermeme sebep oldu o hali. Üzgündü işte!
Gözleri kıpkırmızı!
"Noldu sana anlatmak ister misin? "
Gözleri daha da doldu. Of buket öyle direkt konuya mı girilir?
"Bak ne diyeceğim, ben bize iki çikolatalı süt yapayım, senle kız kıza dedikodu yapalım olur mu ?"
Dediğimde " Pijama partisi gibi mi?" diye gözleri ışıldadı. Akan gözyaşlarını sildi yüzünde kocaman gülücüklerle
"Evet pijama partisi gibi " dedim üstümdeki şort askılı pijamamı göstererek.
"Tamam olur "
Bir çocuğu mutlu etmek bu kadar kolay işte. Keşke hep çocuk kalabilseydik, gerçi ben çocukken de mutsuzdum.
Mutfağa giderken tekrar kapının sesi ile söylenerek açtım. Gelen Volkan'dı. Telaşlı yüzü bir an şaşkınlıkla üstümde gezindi.
Bakışları tüm uzuvlarım üstünde dolanırken
"Kameradan gördüm, Buğlem buraya gelmiş" dedi ve tabi ki o da müsade istemeden, davet beklemeden daldı.
"Tabi, tabi ki girebilirsin!" söylenerek kapıyı kapattım.
İçeri girdiğimde Buğlem küsmüş bir suratla babasına tirip atıyordu. Volkan ise etrafında dönüyordu. Vay be! şu minicik kız kadar olamadın Buket... al al , ders al!
Mutfağa gidip iki çikolatalı süt alıp geldiğimde Volkan'ın ısrarla neden haber vermeden evden çıktığını sormasından bunalıp en sonunda küçük kız babasına gözyaşları içinde anlattı derdini
" Çünkü ben kardeş istemiyorum"
Kalakaldım, Volkan ile göz göze geldik.
" Ne kardeşi ?" dedi Volkan küçük kıza dönerek " O nereden çıktı ?" dediğinde ufaklık devam etti ağlayarak konuşmaya
" Seda dedi, kardeşin olsun ister misin dedi? İstemem dedim, bencil olma sen de abla olacaksın işte dedi" demesi ile ellerimdeki bardaklar yere düştü.
Volkan kızına sarılmış ağlayan küçük kızı kucaklayıp bana bakarak " Yok öyle bir şey, sana yemin ederim ki yok" diyordu gözümün içine baka baka
" Ama Seda kardeşin olacak bir gün dedi" Volkan ise afasını sağa sola sallayarak inkar ediyordu " Yok öyle bir şey birtanem, lütfen inan bana !"
Görünüşte kızına sarılıp ona söylüyordu, ama bakışları bende, göz bebekleri göz bebeğimde, bana teselli veriyordu, biliyorum.
Kendimi düşmemek için duvara yalanıp destek aldım " Yok diyorum öyle bir şey !" kucağında kızı ile koridora gelmişti. Bir adım uzağımda gözleri gözlerime kenetlenmişti.
Kulağıma doğru eğilip " Buğlem'i eve bırakıp geleceğim bekle beni"
Kulaklarım çınlıyordu " Gelme" dedim içimdeki bütün öfkem ve kırgınlığıma " Sana geleceğim dedim Buket" deyip ufaklığı da alıp gitti.
Seda hamile mi? Hamile olmasa neden böyle bir şey söylesin ki? Birlikte olmuş onunla! Bana nişanlandım diye hayatı dar eden adam bir kadından bebek yapmış!
Düşünceler ile çökerek yerden porselen parçalarını topladım, elimi kesip, sıcak kakaolu süt elimi yakarken...
Bir müddet sonra kırık porselen parçalarını bırakıp koridora oturdum. Gözüm kırılan parçalardaydı. Bu parçalardan farkım yoktu! Her ayağa kalkma çabamda daha da sert bir darbe alıyor, kırılıp dökülüyordum.
Tamam buraya kadar! Yeter artık!
Bir kaç defa daha kalkıp toplamayı düşündüm, sonra boş boş holün duvarına bakmanın daha cazip oldğuna karar verdim. Evet , holde çökmüş, tam 2.5 metre mesafedeki karşı duvarla bakışıyordum.
Kapının vurulma sesine dek! Vurulma dediysem hafifletmişim , bu olsa olsa kırılma sesidir!
Kim olduğunu biliyordum, kalkmadım yerimden " Aç şu kapıyı Buket, sana konuşacağız dedim"
" A ne ilginç ! Sevişmekten konuşmaya fırsat buluyorsun demek" dediğimde daha şiddetli bir ses geldi kapıdan " Sana aç şu siktiğimin kapısını dedim, bana kırdırma! Sence bu sikik kapı beni burada tutabilir mi?"
Tutamazdı. Can havliyle kalkıp kapıyı kilitledim. Sürgüsünü çektim.
"İstemiyorum seninle konuşmak, aramızda konuşacak hiç bir şey kalmadı. Tebrikler! Şimdi git kapımdan "
Dinlemedim, ama kapıdan gelen sesler, bağırmalar daha da şiddetlenmişti... hiç birisine aldırmadan yukarı odama çıktım.
Volkan
Dinlemiyor, haklı! Seda evde değildi gittiğimde, telefon ettim ama açmadı. Er ya da geç kızımı üzmenin hesabını verecekti ama sadece onu üzmemişti. Benim kalbini geri kazanmak için öldüğüm kadını da üzmüştü.
Buğlem'in gönlünü almak kolaydı ama Buket öyle mi? Zaten bana çok kırgındı.
Açmadı kapıyı, açmaz da! Gözüm üst kat penceresine takıldı. O kadar eğitimi boşuna almadın Volkan.
Çok da çaba sarf etmeden eve sızdığımda bir kaç odaya bakıp yatak odasına girdim. Oda boştu ama banyodan su sesi geliyordu.
Ne zaman üzülse duşa girerdi. Üzmüştüm işte yine onu! İçeri girdiğimi fark etmemişti.
Başındaki köpüğü yıkayıp gözlerini açtığında beni görmesi ile çığlık atması bir oldu. Elleri ile çıplak vücudunu kapatmaya çalışıyordu.
Göğsünü, kadınlığını... o kadar güzel görünüyordu ki!
Bakışlarımın drinleştiğinin farkındaydım, göğüs kafesimin inip kalkması sıklamıştı. Soluk alışverişim, kalp atışım... kabaran, sertleşmiş aletim...
Bir düzine itiraz, hakaret saydırırken ben adeta hipnoz olmuş gibi o güzelliğine kapılmış kendimi duşakabinde bulmuştum.
Ona yaklaştıkça göğsünü ve kadınlığını kapattığı kollarını göğsümden beni iterek kendinden uzaklaştırmaya çalışmaya başlamıştı. Ard arda yutkunuşlarım, gözümü alamadığım pembe dudakları...
O dudakları öpmeye nasıl da hasrettim.
Denedim, hamle yaptım ama başını çevirdi. Beline sarılmış dudağını öpmek isterken beni iterek başını çevirdi.
Bu defa da güzel yüzünü öptüm, dudaklarımı şakağına dayayıp öptüm defalarca
"Yok öyle bir şey " dedim gözyaşları akmaya başlayan kollarımın arasında titreyen güzeller güzeli kadına.
Direnmeyi bırakmıştı ağlamaklı bir sesle
" Yapma" dedi, sanki yarası acımış küçük bir kız çocuğu gibi çıkmıştı sesi. Öylesine kırılgan, öylesine küskün!
Bir daha denedi elleri ile beni kendinden uzaklaştırmayı ama müsade edemezdim. Ona o kadar hasrettim ki, iki elim ile elini arkasında birleştirip bedeninden kendime çektim.
Bir elimle ellerini arkasından kelepçeler gibi kavramış diğer elim ile yüzünü yanağını dudaklarını okşuyordum. Parmaklarım yüzünün her miliminde geziyordu.
Başımı alnına dayadım " Sikicem, nasıl özledim senin tenini, nasıl hasretim biliyor musun? Sana dokunamamak nasıl bir işkence bilmiyorsun güzelim"
Ellerim kalçasına gitti, tek hamlede kucağıma alıp banyo duvarına dayadım sırtını kaçmaya çalışmasın diye.
Gövdemi duvar ile aramda kalmış kıza sımsıkı bastırdım. Sıcak sudan kızarmış boynu o kadar güzel görünüyordu ki dudaklarım boynunu emmek için sabırsızlanıyordu.
Aletimi kadınlığına dayamış sertliğimi kadınlığına bastırırken ağzımla boynunda ısırıklar bırakıp, bir taraftan da hoyratça emiyordum.
Güçlükle de olsa boynundan ayrıldığımda burnumu iyice göndüm kokusunu çekerek
"Ölüyorum lan, ölüyorum. Her saniye ölüyorum. Aklımı başımdan alıyorsun, tenine değen rüzgarı sikesim var !" Deyip bir ısırık daha bıraktım boynuna.
Ağzından dökülen boğuk acı ile karışık inleme şuurumu bulandırmıştı. Yüzüne baktım, ıslanmış önüne düşen saçlarını çektim yüzünden " Tenine değen elbiseye tahammülüm yok onu bile kıskanıyorum, var ötesini sen düşün ! "
Gözlerim dudaklarındaydı. Dudaklarına kapanacağım anda " Yapma!" demesi ile durdum. Gözlerine baktım. Ses tonu çok netti. Durmamı gerektirecek kadar net!
Ellerim kalçasına gitti. Sert bir şekilde sıkarak " İzin ver güzelim, izin ver tekrar birbirimizin olalım, ölüyorum Buket ! Bana bunu yapma ,acı ! " deyip adeta yalvararak boynuna gömdüm kendimi tekrar
"Bu kadar acımasız olamazsın, ölüyorum senzsizlikten." bir yandan yalvarıyor bir yandan ellerim ile tüm vücudunu talan ediyordum.
Her milimine dokunmak, sıkmak, tenine izimi kazımak istiyordum!
" Seni istiyorum güzelim, seni her şeyden çok istiyorum " dediğimde
"Berkay ile birlikte olmuş olsam bile mi?" demesiyle beynimden vurulmuşa döndüm.
Olduğum gibi kaldım, dudaklarım boynunda, ellerim kalçasında. Bir milimlik hareket etmeden.
"Kes şunu !" Bu oynadığı oyunu bitirmesini dileyerek ama bitirmedi sürdürdü!
"Olmuş olsam bile mi?"
"Öyle bir şey olmadı, kes saçmalamayı !"
"Nerden biliyorsun?" Gözlerini gözlerime dikerek. Bakışları, duruşu, tavrı... bana meydan okuyordu, canımı okuyordu!
"Sen öyle bir kız değilsin , sevmediğin erkeğe dokunamazsın "
"Belki hayat beni de değiştirmiştir ' Acılar insanı değiştiriyor ' demiştin ya! "
Beni kızdırmak istiyordu biliyorum ve başarılı da olmuştu. Kontrolümü kaybedecek kadar sinirlenmiştim.
Duşakabinin duvarına defalarca vurmuştum " Kes şunu ,kessss, kes ! şu siktiğimin şeyini yapma! her şeye razıyım ama şunu yapma!"
O fındık burnunu dikti, gözüme tekrar meydan okuyarak bakıtı
"Hadi devam et, dokun istiyorsan. Onun izlerini silip kendi izini bırakırsın! "
Donup kalmıştım, uzatacaktı! Kontrolümü kaybettiğimi bile bile uzatacaktı! İkimizden birinin canı telafisi olmayacak şekilde acıyana, kalbi parçalanana dek uzatacak.
Kalçasındaki elimi çektim ve kucağımdan indirip duşakabinden çıkarken sesini duydum " Noldu miden kaldırmadı mı? Ağır mı geldi aldatılmak"
Derin bir nefes aldım, sakin kalmaya çalışarak cevapladım.
"Şuan sana ya da kendime zarar vermemek için gidiyorum ,beni daha fazla zorlama Buket!"
( devamı gelecek)