Tehlikeli Eşik ; Yediğin Hurmalar

1832 Words
Tahsin Albay Albay Tahsin bir düzine emredersiniz komtanım konuşması eşliğinde telefonu kapattı. Odadaki gerginliği her hücremizde hissediyorduk. Adamın sıkıntısı, stresi vaziyetinden belliydi. " Çok mu bastırıyorlar komtanım" dedi Doğan mahçup şekilde. O yine iyiydi benden, ben adamın yüzüne bile bakamıyordum. Cevap vermedi kafa salladı sadece. " Adamlar o kadar rahat ki, prosedür de umurlarında değil, biz piçleri getirsek direkt alacaklardı öyle mi? " dediğimde albay Tahsin pencereye doğru yürüdü ve dışarıda ritim tutarak koşan askerlere dikti gözünü. Çok uzaklara daldı gitti " Kaç eve kara haber götürdüm biliyor musunuz? Tam 23! Hiç birisi ile iletişimimi kopartmadım. Her bayram aradım, her yılbaşında. Neden biliyor musunuz, yalnız değilsiniz demek için. Şimdi bakıyorum da yaşananlara... " deyip yüzünü bize döndü " Meğer yalnızlarmış, yalnızmışız" İlk defa onu bu kadar karamsar görüyordum. " Bu bilgilerle ne yapacağız komtanım?" dediğimde " Ya ateşe dalacağız ya da daha çok eve ateş salan haber taşıyacağız" Bir süre sessizlik oldu. Hani sessizliğinle konuşursun ya, öyle. Göz göze gelmemiz yetti karar almamıza. " Herkes en güvendiği adamlar ile iletişime geçsin, bir süre sonra tatbikata çıkacağız" İkimiz de anlamıştık tatbikat maskesi ile operasyon çekecektik. " Komtanım, bedelini ödetirler" dedi Doğan albay Tahsin'e bakarak. "Bir büyük baş işlerini görür şimdilik " dedi kendini hedefe koyacağını ima ederek. " Bu ülkede vatansever olmak zordur çocuk, doğruyu yapıp yanlışa hesap verirsin ama sen doğruyu yap da günü gelir o yanlışı da düzeltecek bir doğru çıkar" " Emredersiniz komtanım" İşte böyle bir adamın emrinde ölmek de savaşmak da şereftir. İkişer haftalık izin bize kafa dinleme değil, temas kurma için verilmişti. 2 hafta sonra askeri hayatımızın en riskli görevini bireysel karar alıp üstlenecektik. Bedeli belki de albayımızın Mesleki hayatına mal olacaktı. Ekran önünde övülüp, kameralar arkasında meslekten el çektirilecektik, rütbe durdurma, sürgün, ekibi dağıtma, operasyonlardan el çektirme, ellerinden geleni arkalarına bırakmayacaklardı. Doğan ile vedalaşıp planımı yaptım. Kızım gelecekti, onu emanet edebileceğim birkaç kişi vardı. Kızımı Vera' nın yanına bırakıp Cenk ile yüz yüze görüşmek üzere yola çıkacaktım. Zuladaki yedek kimliklerden birisini çıkarttım. Nereye gittiğimizin, izimizin belli olmaması gerekti. Onlarda da vardı bir tuhaflık ama çok üstünde duramadım. Kesin Mete piçi bir halt yemiştir yine, başka ne olabilir ki? Buket'i bu süreçte hiç göremedim. Annesi hasta olduğu için onun yanına gitmişti. Bazı psikolojik sorunları olduğunu biliyordum annesinin. Sadece telefonda görüşebilmiştik. Lise yıllarıma geri dönmüştüm sanki, yatmadan önce sen kapat muhabbetine dek sarmıştı durum. İtirazım var mı, hayır! Tuhaf ama sanki yaşamıyormuşum Buket'ten önce. Yemek yiyor, geziyor, takvimden gün kovalıyor, ölmeyi bekliyormuşum. En sonunda Hakkâri’ye geçtim Cenk'in yanına. Görür görmez anladı bir haller olduğunu piç. Anlatıp anlatmama, işin içine katıp katmamayı defalarca düşünsem de bu dünya en güvendiğim adamlar bunlardı. Ölüme gideceksem de bu piçlerle giderdim, belaya bulaşacaksam da. 2 götün verdiği istihbaratı iletince " Ne diyorsun var mısın ?" dediğimde göt çayından bir yudum aldı " Birader bu görev ne kadar sürer ?" dediğinde " Nerden baksan 3 ay " dedim sıkıla sıkıla. Öyle ya adamın karısı hamile. Gözü parladı piçin " Varım" dedi devamını dinlemeden. " Ekran önünde övecekler ama ekran ardında gömecekler ..." Durumu anlatmaya çalışıyorum ama sikinde değil piçin " Tamam dedim kardeşim alla alla ne tatava yaptın! yaz yaz beni de yaz!" Karısı hamile, yanından bir an ayrılmak istemezken bu göt neden bu kadar hevesli? " Bana bak Mete'de de bir haller var, doğru düzgün söyleyin bir sorun mu var?" dediğimde bin tane bahane uydurdu göt. Nazlı'yi Vera'ya bırakalım dedi kıza itiraz hakkı bile sunmadan. 2 gün sonra Ağva Vera Nazlı iki gözü iki çeşme yukarıda uyuyordu. Sinir krizi geçirmiş, doktor haloperidol uygulanmıştı bebeğe zarar vermeyecek şekilde. Kendini o kadar hırpalanmıştı ki zavallı kız zaten ayakta zor duruyordu. Bense tam karşımda tekli koltukta oturan kocam ve yan yana oturan Cenk ile Volkan abiye dikmiş gözlerimi bakıyordum. Ellerimi koynumda birleştirmiş, ayağımın birisi ile ritim tutarak " Anlat" dedim Cenk'e bakarak. Gözlerini benden kaçırması, havadan sudan muhabbet açmaya çalışması son buldu benim de nevrimin dönmesiyle ama bu defa da yalana sığındı. Yok efendim güveni kırılmış, yok efendim Asu'ya şans vermek istemiş. Sık sık kocamın " Nısh nısh tüh sana ahlakdız adam !" nidaları eşliğinde devam etti zırvalamaya. Mete’nin bu temposu ise tam anlamı ile bir iş çevirdiklerinin kanıtıydı. " Yeter artık, kesin zırvalmayı da anlatın " dediğimde üçü de kaçış noktaları olmadığını anlamıştı. Volkan abi Allah'tan daha aklı selim de " Ne bok yediyseniz anlatın!" deyince ikisinin de çözülmeye başlamasının an meselesi olduğunu fark etmiştim. Tanrım lütfen korktuğum gibi bir şey çıkmasın... Yelkenlerin suya inmek üzere olduğunu anlayınca son kozumu da oynadım. "Ya söylersin ya da bir sonrakine Nazlı bebeği aldırmak isterse asla engel olmam " dediğimde artık itirafı beklemek kalmıştı... 3, 2, 1 ve 0.... " Hep senin bu kocan yüzünden" dediğinde başım Mete'ye döndü " Yine ne yaptın?" deyince kolunun altındaki köşe yastığını Cenk'e fırlatıp " Benle ne alakası var piç?" diye bağırdı savunmaya geçerek, ahhh ben bilirim bu halleri! " Sen demedin mi zamana bırakalım diye" deyince Volkan abi ile gözgöze geldik " Oğlum adam akıllı anlatın, sevgili misiniz? O ne biçim cümleye giriş lan?" " Ne sevgilisi abi, bu yavşak Soner'i öldürdü Asu da bunu sıkıştırıp tehdit ediyor " deyince tüm evde " Neee" diye çığlık yükseldi Cenk fısıldayarak " Ha amına koduğum git de caminin minaresinden megafonla herkese ilan et yavşak" dediğinde merdivenlerden Nazlı'nın sesini duyduk " Cenk sen Soner'i mi öldürdün?" Evet, işler daha da boka saramaz dediğimde yine ve yine sarmıştı işte! Bense Mete'ye bakıp " Yine mi Mete?" deyince Volkan abi tüm şaşkınlığı ile " Ne oluyor lan , ne demek yine mi? Oğlum siz nasıl manyaklarsınız" diye haklı olarak isyan etmişti artık adam. Malum içimizdeki şuan tek aklı başında olan kişi o olabilirdi. Cenk karısının koluna girmiş koltuğa otururken Volkan abiye sataşmayı da ihmal etmemişti. Dökülsün itiraflar... " Dinime küfreden Müslüman olsa, ulan sen değil misin kıza saldıran çocuğu kaçırıp işkence eden" Az önce iç sesim içimizdeki en mantıklı insanın Volkan abi olduğunu söylemişti ya, halt etmiş! O da bunlardan beter! " Ama öldürmedim farkındaysan" diye itiraz etmedi mi birde üstüne tüy dikerek. Ah Volkan abi! Nazlı ise kocaman açılmış gözlerle etrafa bakıyordu. Muhtemelen zavallı kız ben nereye düştüm diye düşünüyordu. " Cenk sen Soner'i mi öldürdün?" Plak gibi takılmış, aynı surat ifadesi ile tekrar ediyordu. Yapmıştırlar kuzum, yapmıştırlar! " Yavrum şunu çok tekrar edip durmasak, malum yerin kulağı var" Mete ise sargıları ile oynayarak " Şimdi mi aklına geldi yarrak" diye Cenk'e sataşmaktan geri kalmamıştı. Gözüm sürekli sırası ile hepsinin üstünde gezindi. " Ulan sen tutturmasan sürece bırakalım diye ben sıkacaktım kafasına gömecektim" " Hııı dahiyane plan! bak o zaman kimse anlamazdı, kız bizi takip etmiş takip... " Başım dönmeye başladığında koltuğuma oturdum. Nazlı ise benden daha iyi durumda değildi " Şimdi ne olacak?" Korkudan sesi titriyordu kızın, Volkan abi ise rengi üç kat sinirden koyulmuş halde hangisine dalsam der gibi gözü sürekli ikisinin arasında gidip geliyordu. Sert bir ses tonu ile " Harbiden yarraklar şimdi ne olacak? Amına koduklarım çocuğum var benim yavşaklar, durdunuz durdunuz kalkıp bunu Volkan'a da mı söyleyelim dediniz" deyince Cenk son derece masum bir sesle " Abi rica ettin, ölümü gör söyle dedin" " Ulan alışıksınız zaten ölü görmeye, benimkini de görseniz nolurdu götler, sen kimi öldürdün lan? " diye sorduğunda tam Mete ağzını açacaktı ki susturdu " Sakın, sus! tamam sormadım. Bir de anlatacak yavşak" Mete de aynı ses tonu ile " Abi sen de karar ver konuşalım mı susalım mı?" " Sizin ben ağzınızı yüzünüz... " Bizi fark edip sustu ama her ne söyleyecekse canı gönülden katıldığımızı bir bilseydi... Sinirden oturup oturup kalkıyordu adam. Kriz geçirmese iyi. " Ne olacak lan şimdi?" Dediğinde Mete " Ben o işi çözeceğim " dedi yine kocam her zamanki rahatlığı ile. İçimden saldırıyordum, " Çözersin çözersin! profesör ya bu konuda " Nazlı endişe dolu " Nasıl ?" dediğinde " Siz bana güvenin" deyince Cenk söylenerek " En son bunu dediğinde adamı ölüme terk etti katil olduk " deyip yalandan da olsa bir nebze rahatlamamıza izin vermemişti. " Son kere söylüyorum ben adamı ölüme terk etmedim, ben ona yaşama şansı verdim. " " Adam gemici düğümü ile bağlanmış diyordu haberlerde" deyip kaşını çatmış bakıyordu Volkan abi. Her an Mete'nin üstüne uçacak gibi. " Küçük ayrıntılara takılmasanız mı" deyip konuyu kendinden kaçırmaya çalıştığında mevzuya girdim " Bana bakın kısa süre sonra doğuracağım, bu kızda hamile. Her ne halt edecekseniz çabuk edin, temizleyin bu işi" deyip ayağa kalktım ve Mete'ye dönüp " Sakın bir kişiyi daha öldürdüğünü duymayayım" deyip içeri girdim ardımdan Nazlı da Cenk'e " Kurtul şu durumdan Cenk " deyip beni takip etti. Kapıyı sertçe suratlarına kapattık. Volkan İki yavşağa bakıyordum, " Baya bildiğiniz Psikopat, manyaklarla arkadaşmışım ben öyle mi? " dedim vay be bakışı atarak. İki piçse sanki kumdan kaleleri yıkılmış gibi duruyordu karşımda. Cenk endişeli bir sesle " Kurtuluruz değil mi lan ? " dedi Mete'ye bakarak. Mete ise aynı ruhsuz hali ile " Herhalde oğlum. Merak etme aklımda var bir şey. Bu zeka ile orta zekalı bir insanım baş etme olasılığı sence var mı?" deyip halen kendini övüyordu. Bense kınayan bakışlarla bakmaya devam edip " Yuh amına koduklarım yuh ! Ulan bu iş mahkemeye gitsin sizi doğurtan ebeyi sikerim" dediğimde yavşak Mete " Abi şimdi sen de sütten çıkma ak kaşık olmasan mı? bizde bilirdik elini ayağını çözüp sırtına sıkmayı" deyince dağda yaşadığımız olayı bildiğini anlamıştım Cenk kınayarak bakıp " Nısh nısh nısh " çekerken bana, sinirle Mete'ye " Kim dedi lan" dedim üstüne yürüyerek " Bizim de kaynaklarımız var kendi çapımızda " dediğinde hemen aklıma Turhan gelmişti. O götten başkası değil! " Ulan Turhan, gideyim ben o kaynağı sikeceğim " deyip " bilmediğiniz durumlar var" dedim kendimi onlardan daha normal olduğuma inandırmaya çalışarak. Mete piçi eksik kalır mı buldu ya açığı yavşak " Senin de bilmediğin durumlar var" dedi " Neyse ne nasıl çözecekseniz çözün!" deyip ayağa kalktım. " Amına koyayım kızımı emanet edeceğim eve bak, suç örgütü yuvası. " diye söylenerek yukarı kata kızımın yanına gittim. Mete Üst kata söylenerek çıkan Volkan abiye takıldı gözüm. Ben konuşmadan Cenk konuştu " Götü ile ağırlık mı çalışıyor acaba? " adamda cidden iyi göt vardı! Her anlamda ! Odada biz bize kaldığımızda " Sizin iş ne iş? deyince " Akşam gitsin de Ankara'sına konuşuruz, tatbikata gideceğiz " dedi. Bu tatbikatın altında vardı bir şeyler ama bakalım. Akşam olduğunda nihayet evde karım, Buğlem, Nazlı ve Cenk'le kalmış , Volkan abinin kınayan kaynana bakışlarından, iğneleyici laf sokmalarından kurtulmuştuk. Nazlı sürekli " Asu'ya yaklaşmayacaksın. Bir şekilde beni arayacaksın" diye tembihliyor, yemin ettiriyordu Cenk'e Cenk ise " 3 ay tatbikat var güzelim, merak etme o sürede de bu piç bizi kurtaracak" deyip yine tüm sorumluluğu bana attığında supanglemi yerken tüm gözlerin bana döndüğünü gördüm. Neyse ki masada çocuk vardı da içimden geçmiyordu Vera! " Temizleyecek tabi" dedi sinirle supangleyi karıştırarak. " Temizlemezse elimden çekeceği var" Ağzımdanki lokmayı güçlükle yuttum. Ulan bacak kadar kızdan korkmanın bilimde hiç bir karşılığı yoktu ama toplumdaki karşılığı göt korkusu olarak isimlendirilebilirdi. Yalan yok çok korkuyordum. " Tabi ki sevgilim, sana söz veriyorum şu insan ziyanını şu peri kızına kavuşturacağim" dedim kaşıkla ikisini sırası ile göstererek Buğlem ise gülerek karşılık veriyordu çocuk çekişmemize. Muhtemelen şaka yapıyoruz sanıyordu. Ne güzel şey çocuk olmak!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD