Volkan
Saat gecenin ikisi... Neden uyuyamıyorum ben? Her gözümü kapatma çabamda son sözleri geliyor aklıma.
" İlk sizi aradım"
Neden, neden beni arıyorsun?
Yatakta sıkıntı ile kalktım, oturdum... 2 bardak kana kana su içtim ama soğumadı içim!
Ben bunu öldürmek isterken, acı çektirmek isterken bu kızın nasıl oldu da en kötü anında arayacağı kişi olmuştum? Hangi davranışım, hangi bakışımdan aldı bu cüreti!
Saçımın arasında gezdirdim ellerimi
"Düşün Volkan, düşün! Ne ara bu kıza bu cesareti verdin sen?"
Bu bana ihanet, bu aşkıma ihanet, bu kollarımda öksüz büyüyen kızıma ihanet, gözlerini bir daha göremeyeceğim karıma ihanet!
Ben bu ihaneti nasıl işledim!
Yapmadım, merhamet etmedim, acımadım... Aradı çünkü yüzsüzün teki! Evet, yüzsüzün teki! Benden cesaret bulduğu için değil, yüzsüz bir kadın olduğu için!
Kalktım, boş boş odada dolanıp durdum. Aşağı kata inip kendime bir kahve yapmaya karar vermiştim uyuyamayacağımı kabul ederek. Yağmur başlamıştı, sevdiğini toprağa veren herkes sever yağmurun kokusunu!
Ben de severdim. Üstüme bir şeyler giyip çıktım, yağmuru koklamak karımı koklamak gibiydi! Sicim gibi yağıyordu, hani derler ya bardaktan boşalırcasına... Öyle işte.
Etrafa göz gezdirirken karşı bahçeye takıldı gözüm. Karartıya dikkat kesildim, belli belirsiz bir siluet vardı Buket' in bahçesinde. Yine mi o saldırgan... Hemen koştum ki ne göreyim...
Yok artık!
Yağmurun altında ellerini açmış, kolundaki sarğısına, topallayan bacağına inat dönüyordu başını gökyüzüne dönmüş!
Manyak mı lan bu? Bu havada o kadar yara bere ile... Olacak iş mi lan? Bir süre döndü, sonra aniden görünmez oldu, al işte düştü! Salak bu kız ya, salak! Geberip gidecek...
Bahçeye geldiğimde çimlerin üzerine uzanmış yağmurun yağışına bırakmış kendini, üstü başı ıslanmış, tir tir tititrerken gülüyordu.. Gözleri kapalı gülüyor.
Nasıl dünyadan bu kadar keyif alabilir?
" Kalk çabuk!"
Kaşlarını çatarak bana baktı ellerini başının üstüne siper edip yüzüne düşen yağmur damlalarından sakınarak;
"Binbaşımmm!"
Sarhoş mu bu?
" Ne içtin sen?"
" Sana ne ! Git başımdan gölge etme yeter başka ... ımmm ..... başka şey istemez"
" İhsan"
" İhsan kim be?"
Ben de sarhoşa laf anlatmaya çalışıyorum ya... " Çok konuşma da kalk hadi!"
Eğilip kolundan tuttuğumda kaburgasını tuttu! Acı ile kıvrıldı!
" Yapma çok acıyor , yapma!"
" Senin kaburgan mı kırık?"
" Yok çatlak, kırık olsa duramazdım"
Sabrımın son sınırlarındaydım, " Le havle" deyip kucağıma aldım.
" Ya bırak lütfen!"
" Kapa çeneni, sırılsıklam olmuşsun zaten!"
Eve doğru yürüdüğümde kapının sonuna dek açık olduğunu görünce nevrim daha da dönmüştü
" Hiç kafa yok mu sende, kaç gün oldu sen saldırıya uğrayalı, salak mısın sen ? Niye kapı açık çıkıyorsun?"
Cevap gelmedi, daha da kabaran öfkemle dönüp baktığımda göğsüme sinip uyuduğunu gördüm. Baya bildiğin uyuyor. Allahım sabır ver!
Ne kokuyor bu? İçki dışında... Çiçekli bir koku ama... Midemi kaldırdı! Bu kıza dair her şeyden ayrı ayrı nefret ediyorum.
Banyodan bornozu attım üstüne, giy şunu deyip arkamı döndüm. Biraz bekleyip dönüp baktım, salak kız bornozu ıslak kıyafetinin üstüne giymiş, yatakta birşeyler mırıldanıyordu, gitme falan... Sikimde mi, hayır!
Ardıma bile bakmadan eve geldiğimde ilk işim duşa girmek oldu. O sarhoş kızın üzerime sinen konusundan kurtulmuştum, sonra da çalışma masama geçip düğün fotoğrafımızı aldım elime.
Meleğim, nasıl da mutlu... Melek beni bu dünyada daha çekilir bir insan yapan tek varlıktı, daha güler yüzlü, daha anlayışlı, daha iyi...
Kızım sayesinde eski Volkan olmasam da Meleğimin olduğu zamanlardaki gibi bir Volkan da olamadım. Melek giderken benden bana kattığı tüm güzel duyguları da alıp gitti.
Severdi o insanları, ben en kötü en rezil hallerini göre göre ne kadar tiksindiysem o kozasından kelebek çıkacağına inandırdı bazı insanların...
Hayatının son anına dek de bu inançla yaşadı! Bu inançla da kapattı gözlerini sonsuzluğa.
Az önce kollarımda göğsüme sinen kız, Meleğimin katili... Evet azraili değil, evet onu doğrudan o öldürmedi ama...
Bu gerçeği bir ay önce öğrendim, ilk işim kapısına dikilip onu öldürme isteğiyken o boynuma sarılıp aşkını itiraf etti bana !
Azrailine! Karımın katilini her ne kadar öldürmek için can atsam da kızımı yalnız bir kadere ve tehlikeli bir dünyaya terk edemedim.
Her şeyden önce Meleğimin emanetiydi kızımız. Ben de o rezil kıza her an işkence edip acı çeken ruhumun biraz olsun teselli bulmasını umdum.
Dediği gibiydi de, kör kütük aşıktı bana! O kadar aşıktı ki, sarf ettiğim hakaretler, canını acıtmam... Hiç birisine itiraz etmiyordu. Onun kıvranışını görebildiğim tek yer yataktı.
Sadece yatakta acı çekiyordu, bende acıtıyordum canını çünkü ne hakaretten ne aşağılamadan anlamayan onursuz bir kızdı.
Elim fotoğrafın üzerinde gezerken bir an aklıma aptal kızın üstündeki ıslak kıyafetlerle uzandığı geldi yatağına.
Bornozun altında elbisesi duruyordu. Salak o kadar sarhoştu ki bornozu ıslak elbisesinin üstüne giymişti.
Düşünceleri aklımdan başımı sağa sola sallayarak kovaladım hızla. Ne hali varsa görsün.
Evde sıkıntı ile dolanırken ayaklarım beni kızımın boş odasına götürdü. Anneannesi ile kalıyordu 1 aydır. Kadının durumu ciddileşince torununu son anlarında yanında görmek istemiş, ben de saygı duymuştum.
Telefonumdan kızımın fotoğrafını açtım yatağına oturup. Bukle bukle saçları, boncuk boncuk bakışı...
Koskoca evde kimsesizsin Volkan. Karın yok, kızın yok... Duvarlarla arkadaşsın. İlk kez yalnızlık bu kadar ağır geliyordu.
Ne kolay alışmıştım oysa Meleğimin mutfaktan gelen şarkı seslerine, sabaha onun sesi ile uyanmak...
Ellerimin arasından mutluluğun kayboluşunu yaşadım ben. Sadece 2 yıl... 3 yıl sevgiliydik Melek' le, 2 yıl ise evli kaldık. Toplasan 5 yıl... 38 yıllık hayatımın 33 yılını o beş yıl için feda ederdim. Yeter ki hayatta kalan o olsaydı.
İnsanın ağrına giden ne mi? Çaresizlik! Bana " Sizi aramıştım " deyip benden medet uman kız bu dünyada beni en çaresiz bırakan kızdı.
Karım ellerimden kayıp giderken bana o çaresizliği tattıran kız.
Lise öğretmeniydi karım, doğum iznine ayrılması lazımdı ama " Çocuklar için önemli bir dönemeç, konudan koparlarsa kayıpları olur " diye diye tüm itirazlarıma rağmen gitmişti okula.
Arabama kasıtlı bir şekilde 2. çarpışından sonra Buket'i " Deli midir nedir bir araştır " dediğimde Cemil' in önüme koyduğu dosya ile karımın katili olduğunu öğrenmiştim.
O gün Buket' e platonik aşık olan bir çocuk okulu basmıştı, karım... Onu korumaya çalışırken...
"Dünya hali, taktiri ilahi " der geçerdim eğer davasını geri çektiğini ve saldırganın onun yüzünden içeriden çıktığını öğrenmemiş olsaydım.
İsmini değiştirmiş... Muhtemelen belalısından kaçmak için! O kadar korkup saklanırken, kaçarken onun verdiği ifade ile karımın katili dışarıda gezdi.
Tek görgü tanığıydı ve sonra ifadesini değiştirip her şeyi bir kaza gibi anlatmıştı. Her yerde aradım onu, bulamamıştım. Kader ise karşıma çıkartmıştı çok şükür.
İntikam almak aklımın ucunda yoktu, öldürmek... evet. Defalarca geçti aklımdan, her birisi kızımın varlığı ile uçup gitti.
Bana aşık olduğunu söylediğinde karar verdim onun canını acıtarak içimdeki ateşi azaltmaya, işe yarıyor muydu... Bilmiyorum ama acı çeken o olduğu sürece bendeki acının hafiflemesinin bir anlamı da önemi de yoktu! Yeter ki onu da yaksın bu ateş!