Buket
Salondaki koltukta resmen kök salmıştım. Yastığım, yorganım, depresyon hırkam, her tarafa dağılmış peçeteler... etrafta boş çiko kutuları!
Tam 2 gün oldu. O artık başkasının kocası. 2 gecedir bahçe kapısında uyuyor.
Eve almadım, almayacağım da ama anlamak bilmiyor.
" Seda'nın mesleği söz konusuymuşmuş! sadece 3 ay söz veriyorum bitecekmişmiş!"
Neden hep başkalarının mutlulukları, huzurları benden önemli oluyor?
Bu adam değil miydi ben onun için Berkay ile nişanlandığım halde bana yapmadığını bırakmayan.
Daha kötüsü Seda'nın da Volkan'ın evinde kalıyor olması.
"Onun yatağında uyuyor, onun banyosunda duş alıyor... belki de diş fırçaları aynı haznede...
Kıyafetlerini birlikte yıkıyorlar belki de! Düşünebiliyor musunuz? "
" Bunun içinde mango mu var?" diye sordu bubble teadeki baloncuğu içine çekerken Gökhan.
" Siz beni dinlemiyor musunuz?" dediğimde tam carlayacaktım ki " Bir dakika güzelim, yok greyfurt bro, nasıl?" tabi uzman ya Cenk paşa!
" Greyfurtlu da güzelmiş lan" diye devam etti Gökhan içinde greyfurt olan baloncukları arayarak içmeye başladı.
" Ama siz beni dinlemiyorsunuz ki!"
" Dinliyoruz vallahi dinliyoruz. Az önce Volkan'ın kirli dolarını kızınkilerle yıkamasından şikayetçiydin" Cenk o kadar bağırmıştı ki koltukta sindim " Ne bağırıyorsun be!!!" diye çemkirdim burnumu çekerek
" Bağırmıyorum ki güzelim, benim sesim gür" Az önceki sinir krizinin yerinde yeller esiyordu
İkisi de güya benim derdimi dinleyecekti, geçmiş karşımda bubble tea içiyorlar. Üstelik bana ısmarlattılar. Kişi başı 3 erden 6 tane bubble tea içtiler
Nerelerine içiyorlar anlamadım ki!
" Nısh limonata ile daha güzeldi, güzelim bu bitince sipariş vereceğini limonatalı söylesene bana " diye devam edince dayanamadım " Aaaa yeter beee, bankaya gidip kredi çekeceğim artık sizin masrafınıza yetişmek için. Ardı önü bir derdimi dinleyeceksiniz bu nedir arkadaş ya !"
İkisi de karşımda pipetleri ağızlarında bana bakıyordu ki Cenk bağırmaya başladı " Kızım tam 2 gündür beynimizi siktin başlayacağım sizin aşkınızın ızdırabına lan! Bu da kafa! "
Gökhan da kınayarak bakıp " Ayrıca bugün bir psikolaga gitsen bunun 2 katı ile kurtulamazsın"
" Psikolog bakmaz buna, psikiyatr bakması lazım! Koy üstüne yüzde elli daha! O daha tuzlu " dedi diğer ayı!
Dudağımı büzmüş karşımdaki 2 hanzoya bakıyordum. Volkan bunlara boşuna hanzo demiyor gerçekten.
" Aşk olsun " deyip ortalarına oturdum " Bir kere o kadar çok söylenmiyorum"
" Kızım ardı önü 3 ay lan, görev gibi düşün! e adam açıklamış durumu! Yazık lan 2 gündür bahçede ağaç oldu. Geçen gittim su istedi üstüne dökecektim, bitki sandım adamı" Sesinde bariz bir alay ile keyif alma durumu vardı da neyse!
Gökhan ise karnını tutarak gülüp " Ben de meyve verdin mi lan diye sordum" dedi İkisi de gülmeye başlamıştı.
Tuhaf ama bu halleri benim de yumuşamama neden oluyordu
" 3 ay diyorsunuz?" dedim gözlerimi dikerek onlardan sözlü onay ve şahitlik bekliyordum ki ileride sorun çıkarsa -siz beni ikna ettiniz yoksa affetmezdim - deyip carlayabileyim.
İkisi de bana baktı " Hocam ben bu topa girmem " dedi Gökhan kalkıp hole koşarak
Cenk ise " Ulan arkada adam bırakmak var mı şerefsiz" deyince " Ben asker değilim kardeşim, sülalemi yine bırakırım! Beynim sikildi bu kadarı yetti bana "
Gözüm yanımda koltukta oturan bubble teasinin pipetini ağzında tutan Cenk'e takıldı.
" E ne diyorsun bir çay koyayım içer miyiz?"
" Koy! Sen bana çay koy! koy anasını satayım, sikildikten sonra 3 ün 5 in lafı olmazmış. "
Gökhan
Evin dibinde duvara yaslanarak oturuyor. yanında gidip oturdum.
" Gülme sesiniz geliyordu" bakışlarını yerden kaldırmadan konuşuyordu. Omzunda bir ton yük vardı sanki adamın, öylesine çökmüş!
" Geçer, kızgın ama affetmeye yer arıyor"
dedim yanına oturup omzumu omzuna vurarak.
" Tehdit mesajı geliyor mu hâlâ?"
Belli ki aklı kalıyordu, eve gelip yanında da olamayınca içi rahat etmiyor kapıda nöbet tutuyordu.
" Bakıyorlar icabına, bu şerefsizin amca oğlundan şüpheleniyorlar. Diyarbakır'lı bir aşiret liderinin oğluymuş " dediğimde kafasını salladı.
"Belliydi, o özgüven aşiret özgüveni. Kendi kalıbına güvenmeyip arkasındakilerin kalıbı ile rol kesen adamlardan olduğu "
Bahçeden topladığı taşları yere atarken telefonuna mesaj geldi. Bir müddet baktı, sonra ayağa kalkıp " Ona iyi bak, ben bir müddet buralarda olmayacağım"
" Görev mi?" dedim ama birşey söylemeden kapıya gitti.
Ah be oğlum, açmaz kapıyı o inatçı keçi!
Buket
Kapıyı çalıyordu, Cenk açmak istemişti ama müsade etmedim. " Kızım çekil oğlumla karıma gideceğim" dediğinde " Şimdi mi düştü aklına, az bekle şu gitsin gidersin. Şimdi kapıyı açarsak içeri damlar" diye fısıldadım
" Şu nedir ya, damlar ne ya! " söylendiğini duyuyordum.
Cenk kaşı gözü ile -al işte- işareti yapıyordu.
" Güzelim açacak mısın kapıyı, çok vaktim yok lütfen bir aç yüzünü göreyim"
Sesi çok solgundu, kalbimi acıtacak kadar ama öfkem de aynı oranda hatta birkaç kat daha fazla tazeydi.
" Konuşacak bir şey yok, git"
" Güzelim eğitime gitmem gerek, ne zaman dönerim bilmiyorum. İzin ver gitmeden önce yüzünü göreyim" Tabi ki açmayacaktım ama Cenk dinlemeden açtı kapıyı.
Bir an bakıştılar " Ben niye gitmiyorum o eğitime" dediğinde Volkan sinirle soluyarak " Birkaç günlük bebeği olanı istemedik yanımızda, ben kendi timimle gideceğim" Sert bir tonla söylemişti, uyarır verir gibi
Yine anlamadığım o frekansa geçmişlerdi.
" Lütfen tartışmanızı başka yerde yapın " deyip kapıyı kapatacağım sırada eli ile kapıyı tutup Cenk'e çıkmasını işaret etti
" Girme içeri, ya girmesene!"
Zerre etki olmadı, beni sürükleyerek içeri girdirdi. Sarıldı. Yine aynı tarife, başını saçlarıma gömüp koklamaya başladı.
Gözü bileğimdeki tokama takıldı. Çekip aldı
" Napıyorsun ya!" dememe kalmadan kendine çekip dudaklarıma kapandı.
Sarılırken ne güzel karşılık vermemiştim, şimdi de vermeyeceksin Buket, çek o dilini içeri bak senin dilini keserim!
Sen çeksen ne olacak Buket adamın dili girdi bile ağzına...
Salak mısın Buket ısır da görsün gününü azgın şempanze! Isır kızım, ısır!
"Ahhhh" diye boğuk boğuk inleyerek kendini çekti dili dışarıda eli ile kanıyor mu diye bakıyor peltek peltek konuşuyordu " Yavrum napıyorsun?"
" Sahip çıksaydın sen de diline! Gerçi zamanında başka yerlerine sahip çıksaydın şimdi diline sahip çıkmak zorunda kalmazdın"
Gözüme şaşırmış şekilde bakarken " Kanadı mı ?" dedi uzatarak. Baktım " Nısh bişey olmamış tek sorun çatal olması, hep mi böyleydi sonradan mı oldu ?" deyip koltuğuma oturdum.
Göz ucu ile etrafa baktı. Üstüme yorganımı çekerken boş ambalajların arasında dolu bir kutu çiko bulunca sevinçle açıp yemeye başladım.
Baş ucumda dikilmiş bana bakıyordu
" Yavrum yapma böyle, çektiğimiz yetmez mi? İkimizi de üzme!"
" Pardon, hıhhh! Ne çekmesi ya! Kim ne acısı çekiyormuş! Ohooo unuttum ben seni" dedim elimle tey tey işaret çekerek
" Belli " dedi peçete ve çikolatalara bakarak
" Bana bak , film izliyorduk biz bir kere! hepsi benim değil ayrıca, Gökhan ile Cenk de ağladı onların da var"
" Gökhan ile Cenk? Çok merak ettim ne izlediniz de ağladı Gökan ile Cenk?" diye sordu gözünü kısıp başımda dikilmeye devam ederek
" Şerefsiz eski sevgilim"
Yüzünü buruşturup gözlerini kısmış ima dolu bakışlarla konuşuyordu " Yalnız onun 2. si de çıktı - Bekle beni geleceğim- . Onu da izle mutlaka "
" -Gelsen de bok bulursun beni- nin çekimleri de başlamış " dedim
Gülerek kafasını sağa sola salladı bense ağzım çikolata dolu konuşmaya devam ettim
" -Takarım koluma yenisini , üzerim eskisini- yi de izlerim belki" deyince koltuğun üstüne öyle bir eğildi ki! Dizinin birisini koltuğa katıp iki kolu ile beni arasına alıp üstüme kapandı resmen.
Sırtım koltuğun sırtına yaslanmış boynum daha da arkaya gitmişti ama halen üstüme ateş saçarak bakış atıp yaklaşıyordu
" - Bok bulursun benim gibisini- yi duydun mu? -Ölümü çiğnemeden yok yenisi - yi izle sen, sonra da - rüyanda görürsün'ü - izle , yetmezse de - bir adam nasıl katil edilir'i - izle. " dedi dişleri gıcırdayarak.
Burnumun dibine dek gelmişti. Kısılan sesimle laf yetiştirdim duyduğundan emin olamadan " Senin gibisini arayan kim?"
Ağzımdaki çikolatayı güçlükle yutup korkumu belli etmemeye çalışıyordum. Aferin kızım, dik tut kuyruğu!
Bakışları yüzümde gezindi,sonra da elimdeki çikolatadan koca bir ısırık alıp kalktı üstümden, gözümün içine baka baka çiğnemeye başladı.
" Uslu dur ben gelene kadar " deyip gitmeye başladı bende arkasından saydırdım
" Git karına söyle onu sen, sana ne be! Komşuysan komşuluğunu bil. Attırıcam zaten sizi mahalleden, komşulardan şikayet imzası topluyorum"
Gitmişti. O neydi be öyle! Nefesim kesildi ayı üstüme çullanınca. Olsun iyi idare ettin Buket, böyle devam.