Çiçek
Oturmayan taşlar var... dosyalarda sürekli bir karartma var. Son operasyonum bizzat teşkilat başkanının iz sürmesi ile baltalandıktan sonra işin peşini bırakmam söylendi.
Bana? benim gibilerin doğuştan gelen bir laneti var... Bir defa hedefe kilitlendik mi, kendimizi de hedefi de yok edene dek sürerdi bu it dalaşı...
Öncelikle iç istihbarat lazımdı, Öyle ya kimse Buket'e o kadar rahat yaklaşamazdı. İçeriden bir yerden birisinin Buket'in koruma altında olduğunu, hastanede korumasız olacağını bildirmesi lazımdı...
Herkesi tek tek eledim, İlk Gökhan'a baktım, sonra diğer 2 ajana... herkesi tek tek soruşturdum...
Kamera kayıtlarını izlerken Mete'nin bir koridora Seda ile girdiğini gördüm. kamera kaydı orada son buluyordu.
Bir müddet sonra Mete' nin çıktığını gördüm, bir süre sonra da Seda çıktı. Eli ile boğazını tutuyordu.. Güçlükle terk etti hastaneyi.
Bu Mete'nin kibarca hastaneden gitmesini rica ettiği kısımdı sanırım Seda'dan. Evet gerçekten de kibarlığını göstermiş.
Peki sonra, içime bir kurt düştü... sağa sola sorduğumda kimsenin bir daha Seda'yı görmediğini öğrendim.
Kimsenin hayatına girmemiş sessiz sedasız gitmişti. Yani erkeklere bakarsak öyle ama ben bir kadınım. Ben belli eğitimlerden geçmiş teknik destek, savaş stratejisi eğitimi almış bir kadınım ve bizim gibi kadınlar bu şekilde gitmez.
Seda'yı soruşturmaya devam ettiğimde ' mesleğimden olmak istemiyorum ' diye evlendiği Volkan binbaşı ile ayrılmaya karar verdiği anda tayini istenen karargaha istifasını sunduğunu öğrenmemle taşlar yerine oturmuştu
Mesleği için evlendiyse neden mesleğinden ayrıldı?
Teşkilatta beni kimse dinlemek istemedi, kimseye derdimi anlatamayınca ben de mecbur onu aradım...
Parkta kuğulara simit atarken yanımda birisini hissettim " Sorunlu bir milleti, martıya da simit atıyororuz" dedi kollarını korkuluk demirlerinde dayayıp kuğuları izlemeye başlayarak
" Hadi söyle 'Evde senin varlığına çok alışmıştım, nerden bitti bu operasyon... senin gibi bir adamın sevgilisi rolü yapmak bana iyi geliyordu ' de"
Gözlüğünü yavaşça çıkartıp o bildik ben çapkın Yüzbaşı Doğan Atmaca bakışını attı
" Bu kadar ego senin için bile fazla, ayna karşısında kendi kendine konuşup rol de kesiyor musun?" dediğimde " nısh" dedi bana iyice yaklaşarak " Bana bakan kızların genelde gözlerinde ışıltı oluyor, ordan yansımamı izlemeyi seviyorum"
Bu adam gerçekten sorunlu! " Seda yüzbaşı ile ilgili süphem var" dediğimde yüzündeki o alaycı tavır kaybolmuş, ciddileşmişti
" Kes şunu!" dedi bakışını kaçırarak. " Beni buraya bunun için mi çağırdın?" deyip sinirle döndü ve uzaklaşmaya başladı , bense ardı sıra koştum. Yanıma bir destekçi lazımdı
" Çok ciddiyim, mesleğini bırakmış... Volkan ile evlenmek için mesleğini öne süren bir kadın neden mesleğini bıraksın"
Durdu, öfke dolu gözlerle bana baktı " O kadın benim şehit düşmüş kardeşim dediğim adamın eski karısı. Bebeğini kaybetti, kocasını kaybetti!"
Gözleri daha ileri gitmemem için ikaz ışıklarını açmıştı. Yapamazdım...
" Doğan eğer çok ciddi şüphem olmasa"
" Hâlâ zırvalıyorsun" deyip hızla yürümeye başladı
" Doğukan Acar'ın işyerine girerken kamera kayıtları var elimde"
Durdu... öylece kaldı... Koca parkta ikimiz öylece duruyorduk. Sırtı bana dönüktü ama gerildiğini fark etmiştim.
Omzunun üstünden başını hafifçe çevirdiğini gördüğümde sonunda birsinin beni dinleyeceğini anlamıştım.
Cenk
Kafamın dibinden geçen 5.56 sesi ile kafamı tekrar kayanın arkasına sakladım...
" Yırtık donda durmayan yarrak gibi ikide bir kafanı çıkartıp durma lan! " şarjörünü dolduruyordu. En heybetli, en operasyona alışık adamın bile yüzünde korku telaş varken bizim psikopat bir yandan şarjör hazırlayıp bir yandan da etrafı gözlüyordu
" Sisleyelim komtanım" dedi destek timindekilerden biri
" Termal kamera var" deyip ona da itiraz etti yavşak
" Ne bok yicez kardeşim her dediğimize muhalifsin amına koyduğum"
" Basit bir keşif görevi nasıl bu hale geldi?"
" Mete kardeşim doğru soruyu yanlış zamanda sormak gibi sikik bir huyun var senin" Tam bu esnada başımı yasladığım taştan yeni bir mermi çarpması ile balistik kaska kaya parçaları döküldü
" Şimdi ne bok yiyeceğiz de çıkacağız buradan onu söyle yarrak!"
" Var aklımda bir şey!"
Hah şimdi sıçtık! Bu sefer götümüze bir füze girsin de şu piç de rahat etsin artık!
" Güven banaaa!" diye sürünerek yer değiştirmeye başkadı
" Ulan yarrak sana ne zaman güvensem eşşeğin s****i tuttum" bir kurşun daha saklandığım kayaya isabet etti. Bir parça kaya daha kaska, dolayısı ile kafama çarptı...
" Sizde sıkacaksanız doğru düzgün sıkın lan götler, kabede şeytan mı taşlıyorsunuz amına koduğumun yeteneksizleri" siperden çıkıp şarjörü nerde ise üstlerine boşaltıp birkaç çığlık sesini duyup geri siperime döndüm.
Asteğmen Caner kınayan gözlerle bakıyordu " Komtanım eğitimde şunu yapsak bizi sikersiniz"
" Şimdi de yapsan sikerim aslanım... Şu apoletteki yıldızı görüyor musun, ha işte bu yıldızın bana verdiği yetki ile sikerim"
Seda
Yeni evimde kahvemi içerken sonunda beklediğim arama geldi.
" En nihayet aklına gelebildim"
" Yardımına ihtiyacım var, ne kadar istersen veririm"
Ben bu ses tonunu biliyorum...
" Hıh! Noldu senin gibir bir adamın benim gibi birisinin yardımına neden ihtiyacı olsun? En son beni iş yerinden kovarken burnun kaf dağını deliyordu"
Hoşnutsuz bir derin nefes alma sesi geldi
" Saçmalamayı bırak da söyle, öncekinin 2 katını veririm. Hem senin de intikamını almış olacağım. "
Sonunda dikkatimi çekmişti... para teklifi ile değil, intikamımı alacağına dair sarf ettiği cümle ile...
" Ne istiyorsun?"
" Buket'i "
Takıntılı manyak!
Ne ara yolumu böyle kaybettim... Siz sebep oldunuz! O ve Volkan... Beni kullandınız! Benim aşkımı kullandı Volkan... onunla barışır barışmaz ilk beni harcadı...
Oysa bana kendisi demişti, ' Beni kurtar' demişti...
" Tamam ne istiyorsan yapacağım"
Cenk
Çatışmanın en şiddetli anında " Nerde bu yarrak?" diye bağırırken korkunç bir patlama sesi geldi...
Toz duman her yeri kaplamıştı... Kafamızla boynumuzu koruduk etrafa yayılan taş ve şarapnel parçalarına karşı yaralanmamak için
" Naptın yine göt herif, insan bir haber veririr" diye kulak çınlaması ile bağırırken tozun içinden gelen Mete'yi gördüm
Yüzünde o piç sırıtma
" Nasıl bu kadar şiddetli patlama oldu?"
"Yanımda ne olur ne olmaz diye bir iki malzeme getirmiştim" dediğinde taktik ayna ile etrafı gözetledi siperden çıkmadan
" Var mı biri?"
" Drone uçurup bakmak lazım ama hepsini siktim gibi, " deyip bana baktı " Üstelik kırmızı bibersiz" diye göz kırptı piç
Çevre güvenliği ve kontrolü bitmiş sağ kalan 4 piç teslim olmuştu.
Sırıtarak bize bakıyorlardı.
" Neye gülüyor lan bu götler " dedi Caner kafası atmış şekilde
" Sen bizi yakaladın ne olacak sanıyorsun asker, biz elimizi kolumuzu sallaya sallaya çıkacağız ha!"
Mete ile göz göze geldik. " Kaybettiniz, o kadar salaksınız ki kaybettiğinizi görmüyorsunuz bile! Koca dünyada kimseniz yok, tek başınızasınız! Kimse sizi bu coğrafyada istemiyor, en sonunda siz de bu coğrafyadan silinip gideceksiniz"
2 tim içinde en yetkili bendim. Herkesin gözü üstümde. Kolunda sıyrık yaradı olan Mustafa'nın da gözü üstümde. Herkes ne yapacağıma bakıyordu.
Mete ile göz göze geldik tekrar. O yarım gülümsemesini attı
" Caner!"
" Emredin komtanım" bizden komut bekliyordu
" Oğlum rapor geç, buluşma noktasına intikal ederken yakaladığımız 4 terörist kendileri uçurumdan attı. Son sözleri ' Biz vatanımıza ihanet etmiş şerefsizleriz, bu utançla yaşayamayız ' oldu de " dedim üstlerine doğru giderek.
...
Bir çığlık sesi daha yükseldi " Bu 14 salise diğerinden daha geç düştü" dedi Mustafa kronometreye bakarak
" Komtanım sebebi ne?"
" Kütle ,özkütle aslanım, yer çekimin herkesi aynı oranda etkiler ama herkes aynı oranda hissetmez .... e rüzgar etkisi de var... bir de bak bu farkındaysan yanlamsına düştü, dalma pozisyonunda düşse daha hızlı olurdu... paraşüt eğitiminden aklına gelsin. Basit fizik kuralları aslanım"
" Valla komtanım bize böyle anlatmadılar ki okulda... böyle anlattılar da biz mi anlamadık?"
" Nısh olmaz öyle, fizikte uygulama şart, bak nasıl anladın!"
Gözüm ayak üstü fizik dersi veren Mete piçine takıldı
" Fizik kurallarına çok inanmayın fizik insanlar uçamaz der, yalan! Bak adamlar uçtu" dedim son adamın çakılma sesi de yankılanınca Mete ile Mustafa uçurumdan aşağı bakıp bana döndü " Komtanım sanki pek uçamadı!"
" Nısh, Uçmayı biliyorlar, konmada sorun var" deyip Mete'nin elindeki m4 ümü alıp devam ettim.
" Yemin ediyorum benim adım çıktı! " diye söylenerek takip ediyordu beni Mete puştu... Herhalde oğlum !
Buket
Bacağındaki destek olmadan yürümüştü.. Fizik tedavi uzmanı " Kısa sürede destekten kurtulacaksınız komtanım" dediğinde çocuk gibi sevindi
Destekten kurtulur kurtulmaz karargaha dönmek istediğini biliyordum, bu onu evde daha az görmem demekti ama olsun...
Volkan işine aşık bir adamdı. Aksi bir durum yaşasa nasıl toparladık bilemiyorum.
Ekibine 2 yeni subay gelmişti. Selim 'in yerine ise kimseyi istememişti daha. Selim ile konuşmadan hareket etmek istememişti.
Koridorda beklerken sonunda bana doğru yürüyüşünü gördüm. Yorulduğunu aksıyordu ama giderek azalmıştı bu da.
Çok dikkat etmeyince anlamıyordu bile karşıdaki. Yanıma gelir gelmez kollarını boynuma sarıp kendine çekti, göğsüne dayayıp Kafamın üstüne sayısız öpücük kondurdu
"2 hafta sonra karargaha dönüyorum " Şimdi neşesi anlaşılmıştı
" Siktim o Cenk'i " diye devam etti. Yok neşesinin sebebini anlamamışım.
" Hadi çok geç kalmayalım, Buğlem bizi bekliyor "
Çok korkuyorum, umarım benden nefret etmiyordur. Ya ediyorsa... Ne yaparım?
Seda
Uzaktan takip ediyordum. Doğukan ile yaptığımız plan için günlük rutinlerini öğrenmeye çalışıyordum.
Onları gördüm. Hastaneden çıkışlarını... Volkan'ın kollarının arasındaydı.. Volkan'ın beline sarılmış!
Parmaklarımın ucunun basınçtan sızlaması ile kendime geldim.. Direksiyonu o kadar sert sıkmıştım ki parmak uçlarım gerilmişti.
Bir kaç saniyede kendim ile mücadele ettim, aracı üstüne sürüp onu ezmemek için ama halen kazanabilirdim.
Buket hayatımızdan defolup gittiğinde Volkan için tekrar savaşabilirdim. Sonuçta bir defa benimle oldu!
Üstelik kötü de ayrılmadık! Evet bir umudum vardı ve bu umut ile yaşamaya devam edecektim!
Buket, sen gittikten sonra ise onu teselli etmek bana düşecekti...
Elimi el freninden tekrar çektim ve ayağımı gazın üstünden çekip derin bir nefes aldım.
' Sabret, çok az kaldı!"