Geceden Kara, kardan beyaz

1398 Words
Volkan Mitin verdiği bilgi ve belgelerle güya - takipte olan bir operasyonu- baltalamışız ama biz uzun süredir durumun böyle olmadığının farkındaydık. Mitteki arkadaşımın bana emanet ettiği belgelere ulaştığımda ise durum tam olarak kanıtlayabilirdik ama asıl soru, kime kanıtlayacaktık? Raporu sunacağımız adamdan, soruşturmayı yapacak adama dek herkes kirliydi! Hakkımızda iç denetim, disiplin, görevden uzaklaştırılma uygulanmıştı Normal şartlarda elimizdeki belgeleri kullanmamız gerekirdi ama bu okları daha çok üstümüze çekmekti. Biz de ilk plana sadık kaldık. " Tatbikata çıktık, bir çocuk pusuya düşen askerleri bildirdi, müdahale ettik" Sadece biz değil aynı zamanda hava kuvvetlerinde Yarbay Ateş ve filosunun da disiplin soruşturmasına alınıp görevden süreç sonlanana dek uzaklaştırıldıklarını öğrenmiştik. Tam 12 tim özel kuvvet personeli ile bir hava filo vazifemizi yapmış olmanın bedelini ödemiştik. Bir de canı ile ödeyenler vardı tabi. Bu operasyonun can bedeli 4 asker 1 sivil kayıp ve görünüşte hava koşuluna bağlı görünen bir helikopter kazası ile Tahsin albayın ile 2 farklı rütbeleri askeri pilota mal olmuştu. Doğan ' Bu silahları alırlarsa aldıkları gibi - biz soruşturuyoruz - deyip talep ederler' dediği için ne kadar silah varsa hepsini imha ettik, kullanılamaz hale getirdik. İçlerinden sadece bir tanesini aldık incelemek için. Evimde Doğan, Cenk, Murat, ile oturumuş Mitci kardeşimden gelen evrakların üstün kötü içeriğini paylaşıyorum Doğan biten sigarasını yeni bir dal sigara ile değiştirip " Kuzey Irak'a da yığıyorlar" dedi sesi sıkıntılı çıkarak. " Arkadaş aradı, 'hareketlilik var ' dedi. Sonra bakmış son nesil silahlar geçiyor piçlere. Ruslar ile Ukrayna için anlaşma sağlanmış. Rusya Ukrayna' ya yollanan silahların geri iadesini istemiş. Amerika da silahları bölgedeki YPG, PYD ye taşıyor. Yeni Suriye yönetimi ile de anlaştı. Orduya girecekler o silahlar ile. kullanım hakkı bu piçlerde olacak. Karşılığında da Suriye'nin borcu ödendi" cümlesini tamamlar tamamlamaz sıkıntı ile nefes vererek. " Yani şimdi silahsızlanma denirken aslında silahlanıyorlar öyle mi?" diye sorguladı Murat. " Sadece silahlanmıyorlar, ordu oluyorlar artık!" işin ciddiyetini vurguluyordu yüzümüzü buruşturan gerçeği dillendirerek. " Bu dışarıdakilerin takibini kim yapıyor" dediğinde Doğan hiç içimin almadığı o konuşmayı yaptım " Hiç kimse. " Herkes tüm dikkati ile bana dönmüştü. " Kardeşim sen ne dediğinin farkında mısın? ulan saldırı hazırlığı bu!" dedi sinirle ayağa fırlayıp Doğan. " Sınırlar gitti, iç güvenlik hiç olmadığı kadar tehdit altında, 6 ay el ense taşak kebabı yapan erler ile bir düzine bedelli, birde hızlandırılmış teğmenlerimiz çıktı, deneyimliler olarak hedef tahtasında ya da soruşturmadayız... Ya emekli edildik, ya görevden uzaklaştırıldık ya el çektirildik. " "Ulan istihbarat nasıl takip etmez" dediğinde Murat kolundaki bandajla oynayarak " Ediyor abi etmez olur mu, bizi takip ediyor ya!" " Hazır olmamız lazım !" dediğimde herkesin gözü bana dönmüştü " Neye?" diye sordu Cenk sesi otoriter şekilde çıkarak " Savaşa! " O gün hayatımızın dönüm noktası olduğunu bilmeden aldığımız kararlar ile içtiğimiz andı sonuna dek yerine getirmek için karar almıştık. Herkes dağıldığında Cenk gülümseyerek yanıma geldi. Karısı ile barıştığı andan itibaren yüzünde güller açıyordu yavşağın. " Cimcime ne zaman gelecek, daha bana pasta yapacaktı" dedi duvardaki kızımın fotoğrafına bakarken " Bir hafta sonra, o da muamma! Annneannesinin kedisi yavruladı onları büyütmeden gelmez" Kızımı çok özlemiştim ama görevim yüzünden alışmıştık onunla uzak kalmaya, o da benimle uzak kalmaya alışmış olacak ki nereye giderse gitsin hiç aramıyordu beni eşek sıpası. " Ne iş?" deyip kafası ile pencereden yan evi göstererek. Bahçede Buket kalabalık bir grubu yolcu ediyordu, içinde o piçin de olduğu. Elini beline attı Buket'in, kendine çekip yanağından öptü Buket'i. Bir zamanlar benim olanı... İçimde bir yumru çöktü, yine ne kadar öküz varsa göğüs kafesimdeki yerini aldı! " Siktir et ! görüyorsun işte!" dediğimde Cenk " Ne gördüğümü söylememi ister misin?" diye karşılık verdi. Sorusundan ima akıyordu! " İstemez, illa bir şey söyleyeceksen piç Mete'den kızı nasıl almayı planladığını anlat" dedim mutfak dolabından bir bira çıkartıp salona geçerken. " Valla alacam, vermezlerse de kaçıracam " İnternette dolaşan videodaki evlenmek isteyen kızın taklidini yaparak. Kahkaha atmama sebep olmuştu şaklabanlığı. " Bok kaçırırsın, vurur lan seni!" " Vallahi vurur ibne!" dedi koltuğa kendini bırakıp " Ankara'ya geçişin ne oldu?" Kafasını salladı " Soruşturma biter bitmez geliyorum." Hakkâri’den gelmeyi hiç istemiyordu ama bir arada olmalıydık, birbirimize destek olmalı, arkamızı kollamalıydık. O da bunun farkındaydı. " Hayalet mi hallediyor senin tayin işini?" diye sorunca kafasını salladı " Ne kadar güvenebiliriz bu adama" dedi içimde defalarca kendime sorduğum soruyu sorarak... Bilmiyordum. Ne kadar güvenilebilinirdi ki... Cevapsız bıraktım. " Nerede kalacaksınız?" deyince kafası ile Mete'lerin evini işaret edip " Birkaç gün Mete de kalacağız. Selim'in karşısındaki ev boşalıyormuş, evsahibi ile görüştüm çıkar çıkmaz yerleşeceğiz" dediğinde " İyi olur Mete'ye de yardım edersiniz alışma sürecinde " dedim. " Suriye'de kanlar içinde helikoptere taşırken ne dediğini hatırlıyor musun?" Kafamı salladım " Koruyamadım" Kan içinde helikoptere taşırken defalarca sayıklamıştı. Son gücüne dek, bilinci kaybolana dek! " İşte şimdi o duygudaki adamın bebeğine nasıl davrandığını düşün" Fazla korumacı olduğunu ima ediyordu " Düzelir " dedim ayaklanan Cenk'e bakıp " Nereye lan?" " Beynim sikildi gidip yatacağım" Biten birasını masaya katıp yavşak. " Ulan bari çöpe atsaydın. " Söylene söylene bira şişesini çöpe atarken kapı çaldı " Yine ne unuttun göt!" deyip kapıyı açtığımda yine oydu karşımda. Gecenin bir yarısı, üstelik yağmur yağıyor, soğukta ıslak üstü başı ile... Nasıl bu kadar ıslanmış olabilir ki? " Girebilir miyim?" Çok ıslaktı , titriyordu. Çekildim kapıdan girsin diye. İçeri geçti, gözü koltukta. Otur dememi bekliyordu. "Geç " dedim ıslak kıyafetlerini süzüp Geçip oturdu, elleri sürekli elbisesinin eteğinde, büküyor ucunu geri açıyor. Parmakları, eli kızarmış soğuktan... Derin derin nefes veriyordu " Sen nasıl bu kadar ıslandın?" Sorduğum sorunun cevabını biliyordum sanki. Az önce evindeki insanları geçirirken üstünde olan kıyafetlerdi Belli ki eve girmemiş, Cenk var diye bana da gelememiş... Beklemiş, yağmur altında beklemiş! Öksürmeye başladı. Al işte hasta olacak. " Manyak mısın kızım, bu halde oturulur mu? git evine üstünü başını kurut" deyip kolundan tutup kaldırdım ve hole doğru sürüklemeye başladım " Ama ben?" " Ama sen ne amına koyayım? Ne lan? söyleyeceğin bir bok mu var? Varsa söyle... Hadi bekliyorum!" Gözlerime yaş dolu gözlerle bakıyordu " Ne istiyorsun kızım sen? Sana tek erkek yetmiyor mu ? " Sinirle kollarındaki elimi daha da sıkarak sormuştum bu soruyu, içimi yakarak... Acı ile yüzünü buruşturdu ve yine o silah! Gözyaşları... Belki aptal bir ergen olsam inanırdım " Kapıma elinde bir adamın yüzüğü ile bu saatte gelip evimden çıkmamak için neden direniyorsun?" Hiç bir sorunun cevabı yok " Konuşsana lan!" deyip yumruğumu başının yanına duvara geçirdiğimde hızımdan ıslanmaktan kurtulmuş birkaç saç teli yüzüne doğru havalandı, korku ile gözünü kapattı. Ürkmüştü, ona vuracağımı mı sandı, yok artık! Böyle bir şeyi asla yapmam! Elime sarıldı, duvarda kan izi bırakan elimi kendine çektiğinde sıyrılan elimin derisinin üstüne gözyaşları döküldü... Titriyordu, soğuktan mı? üşüyor muydu? üstü ıslak , üşüyordur kesin! " Saralım" dedi ürkek bakışlarla bana bakarak. " İstemez" deyip çekmeye çalıştım iki eli ile tuttu bu defa elimi. " Bırakma işte!" dedi ağlayan bir sesle. Neyi bırakmamayım, amına koyim ne? Söylesene ne? Diğer elimde belinden tutup kendime çektim, tüm bedeni bedenime yapışmış, gözlerini gözlerime dikmişti. Kaçmıyor , beni uzaklaştırmaya çalışmıyordu. " Çıkart" dedim gözlerine bakarak, gözüm sürekli titreten dudağına kayıyordu. Öpmek için yanıp tutuştuğum dudağına. Daha fazla direnemedim. Eğilip alnımı alnına dayadım belinden daha da kendime çekerek. Tüm vücudum alev almıştı, bu kız bana bunu nasıl yapıyor. Teninin enfes kokusu dolduruyordu ciğerimi. " Çıkart şu yüzüğü" Bekledim, dudağıma doğru hamle yaptı, kendimi çektim. Ellerimle bedenini sarıp ada tezgahın üstüne oturttum. Aramızdaki boy farkı azalmıştı Kontrolümü kaybediyordum, onu istiyordum, şu dünyada hiç bir şeyi istemediğim kadar istiyordum. Ellerimle ıslak saçlarını yüzünden çektim, baş parmağımı dudağına bastırarak gezdirirken kendimi çok zor bir eşikte tutuyordum. Gözlerine baktım " Sana çıkart şu yüzüğü dedim Buket!" Hadi be kızım, hadi çıkart! söz veriyorum her şeyi unutacağım yeter ki çıkart. Bana ait ol tekrar. Başını salladı, sağa sola salladı başını... Hayır mı demek istiyor " Çıkartmayacak mısın?" diye sordum kaşlarımı çatıp elimden geldikçe sakin kalmaya çalışarak. " Yapamam" dediğinde kendimi çektim. Uzaklaştım , aramızda bir adım mesafe vardı. Ben ondan uzaklaşınca boşluğa düşer gibi oldu bedeni, bakışları " Ne diye geldin, lan madem çıkartmayacaksın madem... lan sen! siktir git gözüm görmesin seni" deyip kolundan tutup evden çıkarttığımda kapıyı kapatacağım an arasına girdi " Volkan lütfen, seni çok özledim" " Ne diyorsun lan sen, elinde başkasının yüzüğü ile altıma girmeye mi geldin? Sen nasıl bir... sen nasıl bu kadar ucuz olabilirsin?" Midemi bulandırmıştı sözleri. Doğru mu anladım ben, başkasına ait hali ile bana mı geldi. Benimle yatmak için mi gelmiş? Nasıl bu kadar ucuzlaşabilir? Benim başkasının yüzüğünü taşıyan kadını koynuma alacağımı mı sanmış? Hayatımdaki en büyük hayal kırıklığım oldun Buket!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD