Arafta Volkan

1141 Words
Buket Tablo karşımda duruyor bense öylece bekliyordum. Bir sürü tüpü elime alıp bıraktım ama ilk defa tabloma kırmızı astar atarak başlamaya karar verdim. Tüpü palete sıkarken öylesine şiddetli fışkırdı ki içerisinden, üstüm başım elim... Her yer kıpkırmızıydı. Neden bu kadar kötü hissettim... Tabloya sıçrayan kırmızı boya, elimdeki, üstümdeki, yerdeki... Neden gözlerim doldu. Ardı önü su bazlı bir boya! silersin, yıkarsın geçer... Neden ağlıyorsun şimdi Buket? Doğan Armaca Sesim çıktığı kadar bağırdım "Yardım edin, destek yollayın çabuk! " Gözüm kan içindeki kıza takıldı " Allahın manyakları!" Volkan'ın üstüne düşmüş büyük bir demir dolabı tutuyordum, bıraksam bacağını kopartacaktı... Son gücümle direnirken bir yandan da bas bas bağırıyordum " Yardım edin piçlerrrr!" " Doğan neredesin?" Mete'nin sesiydi " Doğu girişi, çabuk ol çabukkk!" Birkaç saniyede yanıma geldi, zira demir dolabın parçalanmış köşesi elimi kesmişti güçlükle kavrıyordum. Acı bir yanda dursun kandan, terden elimden kaymak üzereydi artık " Siktir " deyip aşağı eğildi, Selçuk ise benimle birlikte dolabı tutmaya başlamıştı. silah sesleri durmuştu. " Kıza bak " dedim yardıma koşan Oğuz'a. " Yaşıyor " " Dışarı çıkart!" Kızı sırtına alırken uyardı " Çok vaktimiz yok komtanım, çok ses çıkarttık! Piçlerden birisinin telsizine çağırı geldi, cevap gitmeyince bakmaya geleceklerdir " " Tamam, çıkart kızı" Mete ile göz göze gelmiştik. " Bu defa yarrağı yedik" dedi Volkan' a bakarak. " Cenk lazımdı şimdi" deyince Mete dolabın altına sürünerek Volkan'a ulaştı. " Turnike yapıyorum. Kemiği kırmış, deri tutuyor " " Çoklu kırık mı komtanım?" diye sorunca Selçuk " Un ufak" dedi sesini siktiğim " Mete, o ağzını iyi bir şey demek için açmayacaksan açma piç! Yap turnikeyi, çıkartacağız kardeşimi. " Cengiz geldi bu sinirin üstüne birde o piç geldi... Mete yetmedi çünkü! Kulağımın arkası kaldı gel orayı da sen sik piç! "Komtanım diğerlerinin de durumu iyi değil, Hakan ile Selim 'in sağlam kemiği kalmamış. Hakan iç kanama geçiriyor " Mete dolabın altından başını çıkarttı. "Ateş yarbay " dedi " Amına koyayım adamın daha yeni disiplin soruşturması bitti, tekrar mı başına çıkacağız?" Mete aniden hareketlendi " Bana biraz zaman verin, Cengiz başında bekle, çekerken dikkat et deri tutuyor !" Var aklında bir şey bu piçin ama! Selçuk ile yüklenip dolabı kaldırıp başka köşeye attık. Birkaç dakika sonra yanımıza geldi öksürükler eşliğinde. İçerideki duman halen çökmemişti. " Morfinle" dedim uyanmak üzere olan Volkan'ı fark edip , Mete'ye döndüm " Nedir?" " 2 helikopter geliyor. " " Nasıl?" " Boşver nasılını! morfinlediniz mı?" Kafamı salladım, " Kız ne durumda?" " İyi, neden bombayı atınca kaçmamışlar ki?" Doğru soruydu, neden saklanmalıdılar? " Bir şey engel olmuş belli" dedi Selçuk yerde yatan Volkan'ın haline bakarak Bir müddet diken üstünde bekledik, Hakan'ın durumu giderek ağırlaşıyordu ki semada helikopterleri gördük. Birisi iniş yaparken diğeri saldırı uçuşuna geçti Kısa bir müddet bir yerleri taradı ve döndü Olabilecek en hızlı şekilde helikopterlere taşıdık yaralıları. 2 helikopterle yurda doğru yola çıktık. Elim sürekli Volkan'ın elindeydi. " Geçecek kardeşim, iyi olacaksın" Gözüm ise karın bölgesinde kanaması olan kızda. Kendine gelir gibi olduğunda bir şey söylemeye çalıştığını fark ettik. Volkan'ın ise tüm vücudunun kasılarak travmatik şoka girişi aynı anda oldu " Bir terslik var" dedi hekim subay müdahale ederken. Mete konuşmaya çalışan kıza kulağını dayadı " Bir daha tekrarla" " Ne?... siktir! ilaçlamışlar, yüksek doz" denmesi ile tekrar bir telaş başladı müdahalede. Daha kötüsü olamazdı amına koyayım, daha ne kaldı... Mete Merkezle görüştüğümde yaralıların durumunu anlatmıştım ama ilaçtan yeni haberimiz olmuştu Bilgiyi hızla geçtiğimde en yakın hastaneye teşkikat askeri profesörler ile en iyi profesörleri yönlendirmeye başlamışlardı bile. Adana Balcalı Üniversite Hastanesine ulaştığımızda bizi alanının en iyi hekimleri karşıladı. Askeri hekimler ve profesörlerin en iyilerini toplamıştı kısa sürede başkan. Mikrocerrahi uzmanı profesör ise ekibi ile Antalya'dan yola çıkmıştı. Alanında bir doğayen olan akciğer cerrahı Suat bey hızla Selim ' e ilk müdahalesini yaptı ve ciğerlerin bir tanesini kurtarmayı başardı ama Volkan'ın ameliyatı daha uzun süreceğe benziyordu. Hepimiz hastane koridoruna çökmüş üstümüzdenki kardeş kanları ile iyi haberlerini bekliyorduk. Cenk'in telefonunu cevapladım bir müddet sonra. " Konuşsana amına koduğum iyi misiniz?" " Adana'ya gelin!" Sesi kesildi bir an, derin bir nefes aldı " Hangisi? yaşıyor mu?" " Buket'i de al gel, Buğlem'i bize bırakın. Nazlı ile bizde kalsınlar. Süsü sahip çıkar. iç kanama var, dalağını aldılar. Sol bacak parçalandı. Ellerinden geleni yapıyorlar topla mak için ama ameliyat süresi uzun olacağından dayanamayacağını düşünürse doktor ampüte edecek. Buket'i getir. öyle bir şey olursa... " " Kapat geliyoruz" Buket'ten başka kimse onu sakinleştiremezdi öyle bir durum yaşanırsa. Derin bir nefes aldım. Üstümdeki kanlara baktım, kaçı şerefsizlerin kaçı kardeşimin. Sonra da ameliyathane önünde yere çökmüş bekleyen Askerlere ilişti gözüm. Derken bir çocuk geldi yanımıza. " Komtanım buyurun" deyip sıcak çay, kahve ,su olan tepsileri tuttular tek tek hepimize. Ardından genç bir kız, tuzlu tatlı atıştırmalık olan şeyler getirmiş. Üniversite öğrencileri belli. Gözleri kıpkırmızı Ah be çocuklar! Bir müddet sonra ameliyathanenin önüne tostu ,böreği ,çöreği, sigara getireni... başımızda bizimle dua edeni... Gözüm Doğan'a takıldı. O da gençlere bakıyordu. Gözünde gurur ile bana dönüp acı bir gülümseme ile başını ile selam çaktı. Aldım selamını. Bir o bir de ben anladık... Buket Yine ve yine huzuruna limon sıkan birisi. Elimdeki kırmızı boyayı yıkamış kurulurken bir türlü ardı arkası kesilmeden çalan zil sesi ile kapıya gittim. Ben daha kapıya yaklaşamadan açılma sesi geldi... " Ne diyorsun lan sen?" diyerek girdi Gökhan içeri. Yanında Cenk de vardı. " Noluyor be ?" dedim ikisinin evime adeta dalmasına bakıp " Bana bakın bu saatte size bubble tea falan ısmarlamam!" İkisi de konuşmuyordu, bir müddet karşılıklı bakıştık " Ne? Ne var söylesenize?" Sessizliği Cenk bozdu " Hazırlan Adana'ya gidiyoruz, helikopter kalacak birazdan" " Ne helikopteri neden?" Suratıma bakıyorlardı " Söylesenize ne oldu?" Siz hiç sorduğunuz bir sorunun cevabından korktunuz mu ama öyle böyle korkmak değil... Tüm benliğinizle o birkaç saniyelik suskunlukta yüz ifadesinden eline, bakışına dek cevap arayarak... çaresizce kıvranarak! " Volkan ameliyatta, çıkınca ilk seni görsün" demesine kalmadı ki dünyam karardı. Yere düşerken Gökhan'ın " Öyle damdan düşer gibi söylenir mi amına koduğ... " sonrası karanlık. " Volkan!.." Gözlerimi açtğımında kulağımda yankılanan pervane sesi ile bir an içinde bulunduğum gerçekliği sorguladım. Birkaç saniyede her şey hafızamda canlandı " Volkan? Öldü mü doğru söyleyin!" " Saçma sapan konuşma, ölmüş olsa seni helikopter ile neden götürelim" Cenk'in sesi bariz şekilde sinirliydi. Bu iyi bir şey. Üzgün değildi ,sinirliydi ! " İçime doğdu amına koyayım, seksen defa aradım bu gün! piçe dedim ,ben niye gitmiyorum, diye. çocuğum varmış? göte bak ,sanki kendinin yok" Gökhan'a dertleniyordu. O an canlandı gözümde... 'Ne zaman gelirim belli değil... yüzünü göreyim... bekle beni geleceğim!" " Nesi var, çok mu ağır durumu?" ağlamaktan güçlükle konuşabiliniştim. Gözlerine yalvararak baktığım " Lütfen söyle, kendimi hazırlayayım" dediğimde Gökhan'ın Cenk'e kafa sallayarak onay verdiğin gördüm İkisi de karşımda oturuyordu. " Dalağını almışlar, ameliyat uzun sürebilrmiş, ilaç vermişler o yüzden de ameliyatı elden geldikçe kısa tutmaları lazım ama " " Ama neeee?" feryadım helikopterin sesinden bile fazla çıktığına eminim. Ama ne, ne? içim tükeniyor ne? acıdan ölüyorum neeee? " Bacağını ampute etmek zorunda kalabilirler" " Ne?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD