" Kapıların hepsini kapatın "
Sert sesim, hangarın içinde yankı yapmış ve tüm herkesin benden yavaşça uzaklaşmasına sebep olmuştu.. Büyük demir kapılar korumalar tarafından kapatıldığında, gözlerim her birinin üzerinde geziniyordu.. Arkadaşlarını kaybeden bir iki kız çocuğunun ağladığını görebiliyordum, ama şu anda odaklanmam gereken daha önemli bir konu vardı.. Kim, neden ufacık bir kız çocuğunun canına kast'etmişti.. Uzun zaman önce, yeniden böyle bir olay yaşanmıştı.. Ve sonuçları hem benim için, hemde yapan için çok ağır olmuştu.. Sinirden ellerim titriyordu, içimde kopan fırtınadan bahsetmiyordum bile.. Yeniden aynı şeyleri yaşayamazdım, yeniden günahsız insanların cansız bedenlerinin parçalarını çöplüklerde arayamazdım..
Gözlerimin delicesine yandığını hissediyordum, ama bu kadar insanın içinde ağlama lüksüm yoktu.. Bana güvenen, beni evi bilen bu insanların güvenleri çok kıymetliydi benim için..
Asaf abinin arkadaki odalardan birinden çıktığını gördüğümde, ellerim ile yüzümü kapatmış ve derin derin soluklar almaya çalışıyordum.. Artık yaşamayan o minik bedeni, sardığı battaniye ile birlikte içeriye almıştı.. Şimdi ise üzerinde yırtılacakmış gibi duran siyah gömleğinin kollarını indirirken, delici bakışları benden bir milim olsun ayrılmıyordu.. Biliyordum, kendine zor hakim oluyor ve benim ağzıma sıçmak için yanlız kalmamızı bekliyordu.. Ya babam, babama nasıl hesap verecektim asıl..
" Şimdi, tek tek her birinize soracak değilim.. Kim yaptı bunu gören, duyan, bilen var mı..? "
Herkes birbirine bakıyor ve sessizlik uzuyordu.. Dişlerimi o kadar çok sıkıyordum ki, gıcırtısı kulaklarımı dolduruyordu.. Bu insanlar sıradanlıktan çok uzak olanlardı.. Evsiz olmaları, yada şu an zararsız görünmeleri kimseyi yanıltmamalıydı.. Bir kısmı hırsızlıktan, bir kısmı gasp ve cinayetten, başka diğer bir kısmı ise uyuşturucu ve benzeri maddelerin içinde yaşamını sürdürmeye çalışmış insanlardı.. Tabii bu noktaya kadar.. Eğer benden habersiz, bir tanesinin bile eski yaşamına gizli saklı devam ettiğini öğrenecek olursam dünyadaki cehennemi yaşamasına bizzat öncülük edeceğimi her bir çöplük üyesi çok iyi bilirdi..
" Şeker alıp gelicem demişti.. " diyen cılız ses, kalabalığın içinden duyulmuştu.. Düşüncelere daldığım için, kimden geldiğini anlayamadığım bir sesti bu.. Çattığım kaşlarımın altındaki mavi gözlerim ile kimin konuştuğunu anlamaya çalışıyordum ki, Asaf abinin ortalara doğru ilerlemesi ile kalabalığın içindeki bir çocuğun ensesine yapışması bir oldu..
" Konuş.. " diye tısladığında, 13-14 yaşlarındaki çocuk hıçkırarak ağlamaya başlamıştı.. Bir kaç hızlı adımla hemen yanlarına ulaştım ve çocuğun önünde diz çökerek omuzlarından tuttum yavaşça.. Asaf abi burnundan sert bir soluk bırakarak, zavallı çocuğu bırakmış ama yanımızdan da uzaklaşmamıştı.. Yaralı suratının parçalanmış kısmını avuç içiyle ovaladığını farkettiğimde, patlamaya hazır bir bombadan farkı olmadığını anlayabiliyordum.. O yüzden çocuğun yönünü, sadece benim suratımı görecek şekilde çevirdim..
Sıtma tutmuş gibi titriyordu zavallıcık ve korkuyla diğerlerinin üzerinde gezdiriyordu gözlerini.. Sanki birileriyle, göz teması kurmaya çalışırmış gibi bir hali vardı.. Başımı yavaşça diğerlerine çevirdim, ama çocuğun kimi aradığını anlayamadım.. Haliyle 60 kişiyle aynı zamanda göz teması kurmak imkansızdı.. Asaf abid bir şeylerden kıllanmış olacak ki, sert sesinin hangarda yankı yapacağı şekilde bağırdı..
" Geri basın lan, açılın biraz.. "
Kalabalık bizden 4-5 adım uzaklaşsa da, yinede tüm gözler üzerimizdeydi ve konuşmaya korkmaktan daha fazla bir seviyedeydi ellerim arasındakinin korkusu..
" Gel benimle.. " diyerek, hala hıçkırmaktan omuzları sarsılan çocuğu önüme aldım ve en uçtaki odaya doğru ilerledim.. Peşimden gelen ayak seslerinin sahibini biliyordum ve toplanan insanların kendi aralarında geçen fısıltılarını da öyle.. Sonunda istediğim odanın önüne gelir gelmez, kapısını açtım ve içeriye soktum çocuğu kendimle birlikte.. Kapının kapanma sesini duysam da, geri dönüp bakmadım.. Tek kişilik yatağın ucuna oturttuğum çocuk, yerden gözlerini ayırmıyor devamlı içini çekiyordu.. Tam anlamıyla nefes alabildiğinden emin değildim, çünkü suratının rengi kırmızıyla morun ortadı bir ton almıştı..
" Şimdi sana soracağım her soruya, iyice düşün ve öyle cevap ver.. İsmin Kerim'di değil mi.. "
Başını salladı sadece.. Bu sefer bende başımı çevirmiş ve kapının önünde dikilen adamla göz göze gelmiştim.. Kollarını gögsünün üzerinde birleştirmiş, hiç taviz vermeyen bakışları ile çocuktan gözlerini ayırmıyordu.. Bu insanları, Asaf abiden daha iyi tanıyacak kimse yoktu.. Çünkü uzun yıllar, onlar gibi sokaklarda yaşamış ve kanından insanlar yüzünden de başına gelmeyen kalmamıştı.. Tam da şuan, bu zavallı çocuğa bir kez bağırsa, tüm cettini dökecek kadar korkutacağını biliyordum.. Ama benim istediğim bu değildi.. Ben güven üzerine kurduğum bu yerde, insanları korkutarak değil de mümkün olduğunca konuşarak olayları çözmenin daha iyi olacağını düşünüyordum.. En son çare, zaten kaçınılmaz olduğunda gözümü de kırpacak değildim..
" Şimdi, söyle bakalım bana.. İnci'yi en son sen mi gördün, ne şekerinden bahsetti sana.. "
Önce bir kapının önündeki adama baktı korkarak, sonra yeniden benimle göz teması kurması için çenesinden tuttum ve kendime çevirdim..
" Korkma, ne ben nede Asaf abin sana zarar verecek son insanlar bile değiliz.. Ama İnci'ye kimin dokunduğunu öğrenmemiz gerek, ya sırada sen varsan.. Ya kız kardeşin, ya bir diğer arkadaşın varsa.. Hadi, korkma anlat bana.. "
" Ama bana çok kızarsın.. "
" Neden kızayım sana, sen mi bir şey yaptın yoksa İnciye.. "
" Hayır, ama yabancılarla muhatap oldum ve sen kuralları çiğneyeni çöplükten atarsın.. Ama yemin ederim, ben istemedim Bela.. O alın dedi.. "
" Kim.. " diyerek tıslayan Asaf abinin artık sabrı kalmadığını anlayamayana kör cahil denirdi.. İki elini dizleri üzerine koymuş ve belini kırarak çocuğun üzerine eğilmişti.. Dışarıdan bakan biri için, sanki kurbanına son dileğini soran bir Azrail gibiydi..
" A- Adamı bir kere gördüm.. Elindeki siyah çantasıyla yanımıza geldi ve bize şeker verdi.. Önce almak istemedik, ama. "
" Ama ne.. Bak Kerim, ne biliyorsan anlat, kaybedecek tek bir dakikamız dahi yok.. " diyen sesim yüksek ve sert çıkmıştı.. Yanağından bir damla kayarak çenesinde kaybolduğunda, çöktüğüm yerden ayağa kalktım ve bende ellerimi belime dayadım.. Duvarlar üzerime üzerime geliyordu artık..
" Sonra.. Gürkan abi geldi ve selamlaştılar adamla.. Şekerleri almamız ve arkadaşlarımıza da dağıtmamız için ısrar etti.. Hem zaten bir torba şekerde Gürkan abiye verince adam, bizde aldık işte.. Ama İnci çok fazla yedi.. Ben ona dokunacak dedim, ama beni dinlemedi.. Yemin ederim Gürkan abi çok ısrar etti, alt tarafı şeker Bela duymaz dedi.. "
Elleriyle yüzünü kapattı ve yeniden hıçkırıklarla ağlamaya başladı.. Gözüm seğiriyordu, hatta görüşüm karardı kısa bir an.. İçeride canına susamış bir köstebek vardı, öyle mi.. Daha şaşkınlığımı atamadan kapının çarpan sesi ile yerimden sıçradığımda, Asaf abinin kükreyen sesiyle kendimi nasıl odadan dışarıya attım farkında değildim..
" Gürkaaan.. "
Asaf abinin sesi hangarda yankı yapmış ve korumaların hemen toplanmasına sebep olmuştu.. Patronlarının deli hallerini bildikleri için, konuşmasına fırsat vermeden büyük demir kapılar ardına kadar açıldı.. Meydandaki topluluk Asaf Abinin yeniden bağırması ile hem şaşkın hemde korkmuş gözüküyorlardı.. Korkmalılardı da..
" Gürkan.. Nerdesin lan a*ına koyduğumun kansızı.. "
" Abi, sabahtan beridir yok Gürkan.. Yeni iş buldum dedi ama, ne işi olduğunu demedi.. "
Gürkanın arkadaşlarından biriydi bu konuşan.. Asaf abinin yumrukları birilerine inmek istermiş gibi sımsıkı duruyordu, başını yarım şekilde çevirdiğinde göz göze gelmemiz kaçınılmaz olmuştu.. Benimde ondan kalır yanım yoktu hani, dışarıdan bakan biri için belkide tepemden dumanlar çıkıyordu..
" Hepiniz kulaklarınızı dört açın her deliğe bakılacak, yarın sabaha kadar o Gürkan puştunu karşımda görmezsem sonuçlarına siz katlanırsınız.. " diye bağırdım ve sesimin gecenin karanlığında yankı yapmasına izin verdim..
Kalabalıktan bir uğultu yükseldiğinde, korumaların dahi paniklediğini görebiliyordum.. Herkes sağa sola dağılmaya başlamıştı bile.. Sadece Sude vardı, dışarıdaki betondan yapılmış bankın üzerinde oturmuş öylece yeri izliyordu.. Şokta gibiydi sanki, gerçi normaldi de bu çünkü Gürkanla yakın sayılabilecek kadar samimiyetleri vardı.. Bir kaç kere baş başa takılmalarını yakalasakta, kanka oldukları konusunda Sude çok ısrarcıydı.. Onunla da konuşacaktım, ama önce Asaf abiyle bir plan kurmamız şarttı.. O bilirdi Gürkan'ın hangi deliğe girebileceğini..
Biraz ileride korumalara talimatlar veren adamın yanına ilerlerken, sanki yaklaştığımı hissetmiş gibi aniden bana çevirdi bedenini.. Bu hareketi içimde geri kaçma isteği uyandırsa da, belli etmemeye çalışarak yinede dibine varıncaya dek durmadım..
" Evet, nereden başlıyoruz.. Varmı aklından geçen biri, sence kime çalışıyor olabilir.. " diyerek lafa girdim, ama ne yazık ki düşündüğümün aksine beni görmezden geleceği beklediğim bir şey değildi..
" Dediğin gibi biz bir yerden başlayacağız, aklın burada kalmasın.. Ama sen hemen eve gidiyorsun, yeteri kadar kaybımız var zaten.. "
" Ne demek şimdi bu.. Herkes o puşttu ararken ve incinin cansız bedeni içeride yatarken eve gitmemi mi söylüyorsun bana.. "
Burnunun dibine kadar girdiğim adamla, dişlerimi sıkarak konuşuyordum çünkü o kadar sert çizgiler çiziyordu ki bana.. Eğer yumuşarsam, o çizgilerine çarpıp bir yerlerimi kıracağımdan çok emindim..
" Aynen öyle, direk eve gidiyorsun.. Bir gelişme olursa zaten haberini alırsın.. " dedikten sonra yeniden korumalara dönmüştü.. Ama beni tanımıyormuş gibi davranıyordu ve ben sinirlenmeye başlıyordum..
" Sudeyi çocuklardan biri eve bıraksın, ben hiç bir yere gitmiyorum.. Hadi ne bakıyorsunuz suratıma bön bön.. "
Bağırmam korumaları tedirğin etse de, yinede Asaf abiden onay almadan hiç biri atağa geçmiyordu.. Ben ise sıktığım yumruklarımı bu kasıntı herifin karşılık vermeyeceğinden emin olsam, direk suratına nasıl geçirirdim diye kafamda kurgulamaya başlamıştım bile.. Kahretsin ki, bu tür işlerde babamın bir seçme şansı olsa Asafı seçmeyeceğine garanti veremiyordum.. Kabul ediyordum, ikiside acımasızlıkta yarışırlardı..
Omuzlarının gerildiğini görebiliyordum.. O kadar yavaş döndü ki bana, boğazıma yapışması olasılığını hesapladığımdan bu yavaşlık beni huzursuz etti.. Ela gözlerini kısmış, benim mavilerime küçümseyerek baktı ve sonra bir adımla aramızdaki mesafeyi kapattı.. Yemin ederim, bir ayağım otomatikman havalandı ve geriye gitmek için arkaya doğru çekildi.. Ama tabii mertliğe bok sürdürecek de değildim, tabiki o adımı atmamak için kendimle büyük bir mücadele verdim..
" Elimde büyüdün sayılır Ela.. O yüzden abi sözü dinle ve eve git.. Yoksa Bela olman, yada Karadağlı'nın biriciği olman umrumda olmaz.. Kasırga olur, bu çöplüğü yerle bir ederim.. "
" Burası benim, bu insanlar benim.. Benim olanlarla arama, babam dahi olsa giremez.. Sana saygım var, ama beni zorlama.. "
Dudağının kenarı yavaşça hareketlendiğinde, tam arkamda bir noktaya dikti gözlerini ve kaşını havaya kaldırarak benimde oraya bakmamı sağladı.. Sude sessiz sessiz ağlıyordu hala çöktüğü yerde..
" Burası benim diyorsun, ama içeride dönenlerden haberin yok.. Sence dostun Sude, İnci için mi gözyaşı döküyor.. Yoksa sevgilisi Gürkan için mi.. Şimdi söyle bana bayan Bela, bu işi ben mi çözeyim yoksa baban mı.. Baban dahil olursa, ne olacak biliyorsun değil mi.. "
Boğazıma oturan taşı, yutmak istedim ama beceremedim.. Gözlerimi Sude'den bir an olsun ayıramazken, eğer Asaf abinin söyledikleri doğru ise babamın neler yapabileceğini çok iyi biliyordum.. Zaten dile getiremeden, benden önce dile getiren adama bakma gereği bile duymamıştım..
" Karadağlı bir an düşünmez, Gürkan piçiyle birlikte Sude'yi de harcar.. Bu işle alakası varmış, yada yokmuş umursamaz bile.. Çünkü bizim dünyamız böyle Ela, harcayan elbet bir gün harcanır.. "
✓ ✓ ✓ ✓ ✓
Arabayı ani bir frenle durdurdum evin bahçesinde.. Babamın adamlarının bakışları üzerimdeydi, ama şimdi onlarla lak lak yapacak bir halde değildim.. Asaf abinin koyduğu postayla, tıpış tıpış evin yolunu tutmuştum ve salonun yanan ışıklarından da anlaşıldığı üzere beni bekleyen sorgunun ağırlığı altında eziliyordum.. Hata yapma lüksüm olamazdı, eğlenceye dalıp işleri boşlama lüksüm ise hiç olamazdı.. Adımın bir ağırlığı varsa, bunu en iyi şekilde yapmam şarttı.. Karadağlı kuralları denen bu düzen, Türkan Şoray kurallarını bile sollardı..
Babamında dediği gibi " düşmanlar uyumazdı, düşmanlar en zayıf anında yapardı kalleşliğini..
İşte Asaf abinin, bugün ki tavrı da bu yüzdendi.. Onca eğitimden sonra, nasıl aynı şeylerin yaşanmasına izin verebildiğimeydi bu siniri.. Haksızda sayılmazdı.. Ama adımın Ela olduğu kadarda emindim ki, Sude'nin aptal bir aşık olması dışında bu işle hiç bir alakası yoktu.. Arabanın içinde oturmuş, kendimle yaptığım mahkemeyi, karanlığın içinde karşıma dikilen silüet ile kesmek zorunda kalmıştım..
Kalander Karadağlı, koca çınarım, babam..
Hala eve giremeyeceğimi anlamış gibi, kendisi dışarı çıkmış ve arabanın tam önünde duruyordu.. Elleri kumaş pantalonunun içindeydi ve yüzünde anlayamadığım bir ifade ile bana bakıyordu.. Sonra sol elini çıkarttı pantolonunun içinden ve işaret parmağını havaya kaldırarak aşağıya inmemi işaret etti.. El frenini sert bir şekilde çektim ve zaten fokurdayan içimi kusmak için hızla indim arabadan..
" Ben gelmeden haberim gelmiş anlaşılan, Asaf abi hiç vakit kaybetmiyor maşallah.. "
Hiç bir cevap vermedi.. Yavaşça arkasını döndü ve evin arka tarafına doğru yürümeye başladığında korumaların gittiğimiz bölgeden uzaklaştığını görebiliyordum.. Sırtım sıkıntıdan dolayı ıp'ıslak olmuştu, ama buna rağmen ceketimi çıkarttım ve soğuk havanın bedenime diken gibi bakmasına izin verdim.. Bahçenin kör noktasına geldiğinde, adımlarını durdurdu ve evin üst katına bir bakış attıktan sonra bana dikti bakışlarını..
" Seni dinliyorum anlat, ama sesinin yüksekliğine dikkat ederek konuş.. "
Annemin bizi duymaması için buraya geldiğimizin farkındaydım.. Ama sakin kalamıyordum, gerçi kalmakta istemiyordum ya orası ayrı meseleydi..
" Neyini anlatayım baba, içeride bir köstebek varmış.. Çocuklara şeker diye, uyuşturucu vermişler zaten haberi gelmiştir sana.. Ama ben o şerefsizi aramak varken evdeyim, neden.. Çünkü Asaf abimiz öyle istedi.. Baba, bak tamam her konuda bana destek oluyor ama.. "
" Asaf senin güvenliğini riske atacak her konuda, sana dahi emir verebilecek bir mevkide Ela.. Bunu sana bin defa söyledim ve bin defa daha söylemek istemiyorum artık.. Demek ki senin zayıf düşeceğin, yada çözemiyeceğin bir durum olmuş ki geri çekilmeni istemiş.. "
" Ama baba, çöplüğü ben kurdum.. O insanları ben bir araya getirdim, Asaf abi değil.. Kimseye saygısızlık etmek istemiyorum, ama benim zayıf yanımı deşekleyip durmayın.. Yoksa hiç iyi şeyler olmayacak.. Oldu olacak, veliahtın olarak Asafı ilan ette, hepimiz rahat edelim.. "
" Elaa.. " diyerek tıslayan sesi ile, ileriye gittiğimi anlamıştım.. Ama susmak benlik bir eylem değildi, haksız dahi olsam konuşmadan duramazdım ki ben..
" Bana bir şey olduğunda, yerime geçecek olan tek evladım sensin.. Ama o zaman gelinceye dek, daha öğrenmen gereken çok şey var.. Kanın deli akıyor farkındayım, ama bu işin sonu bir anlık alev topuyla halledilecek gibi durmuyor.. O yüzden durman gereken yeri iyi belirle, yada belirleyene de engel olma.. Ben senin bir damla göz yaşın için dünyayı yakarım, ama sende biraz kendini düşünmeye gayret et.. Önce kendin, sonrası sonra.. "
Dişlerimi sıkarken, başımı salladım sessiz kalarak.. Ne diyebilirdim ki, karşımdaki adam babam olmasının dışında koskoca Kalander Karadağlı idi sonuçta..
" Peki baba.. Konuşmamız bittiğine göre, odama gidebilir miyim artık.. "
Yüzündeki sert ifade kırıldı ve dudağının yavaşça yanaklarına doğru hareket ettiğini farkettim.. Aramızdaki mesafeyi bir iki adımla kapatmaya başlarken, kollarını iki yana açarak mavi gözlerimin en derinliklerine bakıyordu..
" Önce babaya bir sarıl bakalım, küsmü uyuyacağız şimdi.. Çok ayıp.. "
Gönülsüzmüş gibi gözüksemde, kolları arasına girdiğimde tüm herşey yoluna girmiş gibiydi sanki.. Saçlarıma sayısız öpücükler kondururken, uzun boylu olmama rağmen onun kolları arasında küçücük kalmama gülümsemeden edemedim..
" Omuzlarında çok fazla yük var farkındayım.. Ama zamanla alışacaksın, yıllardır seni bu günler için hazırlamıyor muyuz zaten.. "
" Bazen, keşke bir abim olsaydı diyorum.. O zaman tek derdim, erkek arkadaşımla sizi nasıl tanıştıracağım olurdu.. "
" Bir abin var zaten Ela'm.. Ve sakın bir erkek arkadaşım var deme, yoksa durduk yere elin piçinin kafasına sıkmak zorunda kalırım.. "
Kalbimde ince bir sızı peydah oldu bu sözüyle.. Evet biri vardı, ama asla abim yerine koymayacağım biriydi bu..
" Öz abim değil o benim baba.. Habire şunu söyleyip durma lütfen, götü kalkıyo sonra Metehan beyin.. Yüzüne diyeceğim zaten ilk karşılaşmamız da, abi dediğin karındaş olur.. Öyle dışarıdan gelipte, ben senin abinimle olunmuyor o işler.. "
Bana sessiz ol diyordu, ama bahçede yankılanan bir kahkaha attığında bu sefer " şiiişht, annem uyanacak " diyerek uyaran kişi bendim..
" Neyse, haftaya burada olacak.. Kendin söylersin artık.. "
Gözlerim kocaman açıldı bu dediğine.. Kollarından yavaşça sıyrıldığımda, hala gülümseyerek bakıyordu yüzüme..
" Nasıl yani, Metehan mı geliyor.. Ama bana bir şey söylemedi, daha iki gün önce yazışmıştık.. "
Dudaklarını büzdü önce, omuzlarını kaldırırken haylaz bir çocuk gibiydi.. Bir eliyle dudakları üzerine fermuar çekerken, beni de kolunun altına aldı ve eve doğru yürütmeye başladı.. Anlaşılan bana süpriz yapacaktı beyefendi, o yüzden söylememiş olacaktı..
Bu gece olan tüm kötü anları unutmuştum bile.. Kalbim boğazımda atıyordu resmen.. Midemdeki kelebekler, bağımsızlığını ilan etmişti onun ismini duyunca..
Metehan.. Benim yürek sızımdı..
Birlikte büyüdük biz.. Babalarımız hem ortak, hemde can dosttuydu birbirlerine.. Annelerimiz ise, kız kardeş gibilerdi.. Bizide iki kardeş olarak büyütmeye çalışmışlardı.. Ama ben, o gözle bakamadım hiç bir zaman Metehana.. Yazları Trabzona giderdim babaneme.. Abin gezdirsin seni diyerek Metehana emanet ederlerdi beni.. Bir kez olsun abi dememiş olsam dahi, Metehan da dahil herkes için abimdi o..
Kalbime söz dinletememem benim suçum muydu.. Adını dahi duyduğunda, dört nala koşan kalbimim sorumlusu sadece ben miydim.. Gizli saklı çektiğim, resimleri vardı odamın en güzel köşelerinde.. Göz yaşımla ıslattığım mektuplarımı, hiç bir zaman cesaret edipte veremedim kendisine..
Ama belki bu sefer olurdu.. Belki gözlerinin içine bakar ve gör artık beni diyebilirdim kim bilir..
Kalbimin bir serçe gibi kanat çırpmasını, sadece benim duyuyor olmam yararımaydı.. Çünkü Karadağlı'nın bu hislerimden haberinin olması demek, Metehanın ortadan kaldırılması demekti..