Uzattığı eliyle bakışları arasında git gel yapan gözlerim sonunda bakışlarına teslim oldu.
"Defne..Defne Demir." Eline değen elime baktı. Üst dudağı yukarıya kıvrılırken konuştum. "Memnun oldum."
Cevap vermeden elini çekti ve konuştu. "Az önceki teklifim hâlâ daha geçerli, Defne." Gülümsedim. "Tamam."
"Tamam?"
"Tamam. Teklifini kabul ediyorum." Çalan telefonun aramızdaki bakılmayı bölmesiyle cebindeki telefonu alıp meşgule attı. "Gidelim..Az kaldı." dedi telefonundaki saate bakarak.
"Neye?"
"Yeni yıla girmemize." Kolumu kavrayan parmaklarıyla beni çekiştirirken rahatsız olsamda onun adımlarına ayak uydurdum.
"Acaba nereye gidiyoruz?" dedim küçük bir çocuğun annesine ve babasına merakla söylenmesi gibi çıktım sesim.
Bakışlarını yürüdüğü yoldan çekmedi. Yüzünü incelemedim bu zaman diliminde. Kemikli suratı, elmacık kemiklerini kucaklıyordu. Yeni çıkmaya başlayan sakalları ona daha genç bir hava katıyordu. Kirpikleri bir örümcek bacağı gibi uzun, dudakları ise bir et bebek kadar dolgundu.
Sus çizginin üstündeki sakallarına değdi gözlerim. Alt dudağını bu saniyede ıslatmasınla gözlerimi gözlerine çevirdim. Bana bakıyordu. Allah kahretsin! Bu güzelliği izlerken yakalanmıştım. Yanaklarıma oturan kan çanağını tahmin edebiliyordum.
Telaşla yanaklarımın içini dişledim. Ela gözleri yanaklarındaki gamzelere kaydı. "En sevdiğim yere." dedi efkarlı bir sesle.
Arabaya geldiğimizi farketmemle sürücü koltuğunun yanındaki kapıyı açtı ve kolumu serbest bıraktı. Parmaklarını bedenime değmiyordu ama varlığı sanki üstüme uyguladığı kuvvet hâlâ daha devam ediyordu.
Yavaşça yerleşmemle kapıyı kapattı ve arabanın önünden geçip sürücü koltuğuna bindi. "Nereye gittiğimizle ilgili ipucu istesem." kaşlarım kendiliğinden havalandı. Tanımadığım bir adamın arabasına binmenin saçmalığıyla nereye gittiğimizle ilgili bilgi edinmek istiyordum. Umarım en sevdiği yer bir otel odası çıkmazdı!
Ela gözlerinin git gide yaklaşmasıyla burnu burnuma değdi. Telaşla gözlerim kapanırken üstümde hissettiğim emniyet kemerinin sıkılığıyla köşeye sıkıştığını hissettim.
Gözlerimi hafifçe aralamamla onun suratını görmemle kalbim ritmini kaybetti. Bana neler oluyordu? Sanki bu adam beni bakışlarıyla kendine bağlıyor, içine çekiyordu.
Alt dudağını ıslatıp derin bir nefes alıp verdi. "Sadece bir ipucu." dedi benimle dalga geçer gibi çıkan ses tonuyla. İşaret parmağını kaldırdı ve gözlerime doğru tuttu.
"Tamam mı?" Gamzeme değen işaret parmağıyla donup kalırken göz kapaklarıma ağırlık çöktü. Kalbimin sesini duymamasını ümit ederek "Tamam." dedim.
"Galata kulesi ile kız kulesini kucaklıyor sevdiğim yer." Emniyet kemerinin takma sesi cümlesinin arkasından gelirken yavaşça geriye çekilip arabayı çalıştırdı. Parmak boğumları direksiyonu serbest bir şekilde bakarken bakışları bana kaydı ve arabayı çalıştırdı.
Sanırım boğaza gidiyorduk. Arabanın içindeki yoğun karamel kokusu kaloriferi çalıştırmasıyla ortaya çıktı. Bu koku içinde esrarengiz bir şeyler barındırıyordu sanki. Cebindeki telefonu çıkarıp şarkı açarken onu inceledim. Sanki içimden bir yerlerde benimle oynadığıyla ilgili sesler duyuyordum ama onlara kulak tıkadım.
Sevdiğim grubun şarkısıyla gülümsedim. "En sevdiğim şarkı." dedik aynı anda. Gözlerinin kenarlarındaki çizgileri gördüm. Sanki o da gülümsemişti. Yüzüme oturan aptal gülümsemeyi silip başımı camdan tarafa çevirip hâlâ daha yağan karı izledim. Melekler yeryüzünü işgal ediyordu.
"Sanırım yeni yıla trafikte gireceğiz." Sesindeki huzursuzlukla bakışlarımı yola çevirdim. Cidden bir sürü araba yolda kalmıştı. Sanırım kaza olmuştu.
Saatime bakmamla yıl başıma girmemize beş dakika olduğunu görmemle yüzümü buruşturdum. "Beş dakika sonra yeni yıl." Omuzların kendiliğinden çökerken şarkının sesini biraz daha açtı. "Dans et, benimle." Gözlerindeki baskıyla kavrulurken arabadan indi. Ne cevap vereceğimi bilemezken çoktan kapıyı açmış araçtan inmemi bekliyordu. Hafifçe eğilip emniyet kemerini çözmesiyle kolumu tekrar kavradı ve bedenim hareketlendi.
"Teşekkürler bayım ama dans etmeyi bilmiyorum." dedim beni arabanın önüne çekerken. Beni hızlıca kendine çekmesiyle göğsüm bedenine çarptı. Belimde sıkılaşan parmaklarının baskısı beni hareketsiz bırakırken başımı hafifçe kaldırdım. Boy farkımız çok olmasa da vardı. Ela gözleri yuvalarından çıkacak gibi bakarken nefesimi tuttum.
"Hanımefendi bu dansınızı bana lütfedin." Yüzünde bir milim bile oynamazken sağ elimi sol elini hapsetti ve tam kalbinin üstüne koydu. Kalbi sanki avuçlarımda atıyordu.
Arkadan gelen şarkı sesi zihnimdeki perdeleri birer birer kaldırırken birkaç salise tebessümünü yakalar gibi oldum. Gülüşünün o kadar kısa sürmesi bile beni kendine hipnoz etmişti.
Beni kendine mühürledi.
"Hırsızsın." İrislerinin büyümesiyle belimdeki parmaklarının baskısı büyüdü. Çenesinin kasılmaya başladığını hissetmemle kaşlarım çatıldı. "Anlamadım?"
"Hırsızsın. Bunda anlamayacak ne var?" dedi benimle usulca dans ederken. "Hırsız değilim." dedim geriye doğru çekilmeye çalışırken.
"Kalbimi çaldın." Avuçlarımın içinde atan kalbiyle burnunu burnuma sürttü. Ne yapacağımı bilemeden geri çekileceğim sırada bileğimden kavradı ve o anda dudağı dudağıma değdi.
Bedenime binlerce iğne batıyordu. Bileğimi serbest bırakıp yüzümü avuçları arasına aldı. Müziğin sesi kesilmişti sanki. Ya da ben tüm duyu organlarımın işlevini kaybediyordum.
Ellerim benden habersiz bir şekilde onun köprücük kemiğini kuşatırken fısıldadı. "Çok güzelsin." Yanaklarımın bu kadar ısınmasının sebebi neydi? Halbuki dışarıda kar yağıyordu. Bedenim niye ısınmaya başlıyordu.
Dudağını tekrar dudağıma sürtmesiyle tırnaklarımı onun omzuna batırdım. Gözlerinde gördüğüm gözlerimin yansımasıyla ne yapacağımı bilemezken dudağım kendiliğinden aralandı. Gözlerimi kapatma isteğiyle savaşırken soğuk parmaklarını sıcak yüzümde hissettim. Baş parmağıyla yanaklarımı okşuyordu.
Üst üste dudağıma kondurduğu öpücüklerle kasıklarımın kasılmaya başladığını hissettim. Son kondurduğu öpücükle gözlerime bakıp benden izin istedi. Gözlerim kendiliğinden kapanırken onun sularına kendimi serbest bırakmam uzun sürmedi.
Alt dudağımı dişleri arasına alıp hafifçe kemirdikten sonra üst dudağımı bir kez daha öptü. Aralanmış dudaklarımın arasından dilini soktu. Dilindeki sigara tadını tadarken buldum kendimi. Ayak parmaklarımın üstünde yükseldim ve omzundaki ellerim onun ensesine doğru kaydı.
Öpüşmemiz git gide sertleşirken bir yay gibi gerildiğimi hissettim. Belime yerleştirdiği eliyle beni biraz daha kendine bastırdı. Nefesim kesilirken geri çekilmeye yeltenmemle izin verdi.
"Tüm hayatımın hırsızı olman dileğiyle. Mutlu yıllar Defne."
Bir günde 3026 kelime fazla olmasada zor. Umarım beğenip yorum yaparsanız, beynim çürüdü, burda.
Yazım yanlışı olabilir. Şimdiden kusura bakmayın.
Yazar iletişim:
Instagram: @gamzemmaraz