Gecenin o karanlık, boğucu didişmesi yerini sabahın kör, çiğ aydınlığına bıraktığında odadaki ayaz ikisinin de tenini ürpertiyordu. Ömer, divanın üzerinde gözlerini açtığında boynundaki o sert kasılmayı hissetti. Munich'in konforlu yataklarından sonra bu konak odasındaki dar divan, ona her sabah bu topraklara ait olduğunu acı bir şekilde hatırlatıyordu. Doğruldu, gömleğinin kırışan yakasını düzeltirken gözleri yatağa kaydı. Leyla, yatağın tam köşesinde, sırtını duvara yaslamış bir halde, gözleri yarı açık bir nöbetçi gibi pencereden dışarıyı izliyordu. Dün gece çalıların arasında yırtılan elbisesinin etekleri yatağın kenarından aşağı sarkmıştı. O dikbaşlı, hırçın duruşundan en ufak bir şey kaybetmemişti. Ömer ayağa kalktı, banyoya doğru ilerlerken nane sabununun o keskin kokusu odaya yay

