Sınır boyundaki hareketlilik kasabayı tamamen ablukaya almışken, Karaslan Konağı’nın büyük divan odasında iki ailenin de kaderini değiştirecek o karar verilmişti. Asaf Karaslan, ardı ardına gelen baskınların ve Elif’in gidişinin yarattığı otorite boşluğunu doldurmak için aşiretin ileri gelenlerini toplamıştı. Ağır ahşap masanın başında, ellerinde tespihlerle oturan yaşlı adamların ortasında Ömer duruyordu. Munich’te aldığı hukuk eğitiminin, modern adalet tezlerinin bu topraklarda bir hiç olduğunu babasının şu sözleriyle bir kez daha anlamıştı: "Bu topraklarda kanunu kitabına göre yazanlar değil, gücü elinde tutanlar yaşar Ömer. Ben yaşlandım, Selim Aladağ kapımıza dayanmışken bu aşiretin başına sert bir el lazım. Bugünden sonra Karaslanların ağası sensin oğul." Omuzlarına zorla yerleşti

