Herşey bir şekilde geçiyordu da, yıllarca kandırılmışlık hissi insanın içini kemiriyordu. Beklemek, bir açıklama duymak, aptal olmadığına inanmak istiyor insan. Aptal olduğumu düşünmek istemiyordum ama sanki bunu kafama sokmaya çalışıyordu iç sesim. Zaten yalın ayak bastım ben aşk denen beyin oyununa, hâlâ bile çok fazla inanıyordum buna. Hâlâ bir açıklama duymak isteyecek kadar korkuyorum kaybetmekten. Alp olunca söz konusu her şey o kadar da basit gelmiyordu bana. Kalbimin yenildiği bir savaş olsun istemiyordum bununda. Özeldi, beni buna inandırmıştı. Nefes alırken acıyan bir ben var içimde... En çokta Alp'i kaybetme korkusu. "Hazal?" Sesiyle irkildim, dalmıştım. "Geç kaldım biraz kusura bakm-" derken yanıma oturmuştu. "Sen ağlıyorsun?" Durduramıyordum gözyaşlarımı. İçimde bir yangın

