Saatler süren toplantı bittiğinde biz yerlerimizde oturuyorduk. Alp yine sessizliğe büründü, toplantı boyunca tek bir kelime dahi etmemişti. Gözleri Eray'ın üstündeydi, Eray sırf Alp kudursun diye sırıtıp duruyordu. Telefonumu, not defterimi alıp ayağa kalktım. Alp benimle aynı anda kalkmıştı. Alp önde ben peşinde kapıya yürürken, tamda Alp kapıyı açmışken Eray'ın sesi ikimizi de durdurdu. "Hazal, on dakika sonra odama gelir misin?" Alp hızla geri dönünce gözlerimiz buluştu. Bana korku dolu bakışlarla bakarken içim paramparçaydı. "Tamam" dedim Eray'a dönmeye tenezzül etmeyerek. Ben bu dünyanın bana verdiği en güzel gözlere bakıyordum. Kapıyı çekerek çıktık. Merdivenleri kullanarak üst kata çıkarken Alp öfkeli adımlarla önden gidiyordu. Bir şeyler homurdanıyordu ama arkasından topukla

