Saatlerce, bedenimde dudaklarının değmediği yer kalmanaya kadar, akşam olup, gece gelen kadar aynı yatakta delirirmiş gibi sevişmiştik. Duygu geçişlerini anlamaya çalışmaktan zihnim bulanmıştı. Biraz tatlı, biraz öfkeli, biraz hırçın, çokça tutukluydu. Hâlâ tek bir kelime etmedi. Onun ağzından çıkacak tek bir söze ihtiyacım vardı, bu kadar saat bu yatakta olanların bir teselliye ihtiyacı vardı. Yine bacaklarımın arasındayken yüzünü yüzüme getirdi. Yüzlerimiz çok yakın olmasına rağmen öpmedi bu defa. Nefesi yüzümü yalayıp çekerken yine kendini sertçe içime bastırdı. Bacaklarım, kasıklarım, kadınlığım çok acıyordu. O sanki tanıdığım o adam değilmiş gibi bakıyordu. Koyuya dönen gözleri beni korkutuyordu. Kendini üzerme bırakıp göğsüme koydu başını. Sarıp sarmalarken bile elleri çok sıkıydı.

