Birkaç saniye öylece bakışmıştık, içeriye tamamen girerek soğuk hava ile bedenim arasındaki soğukluğu kesmişti. Gözlüklü, siyah saçlı, siyaha yakın gözleri ve sevimli bir suratı vardı. Gülümseyerek aramızdaki konuşmayı o başlattı
“Özür dilerim, bu kadar süre tek başıma kalıyordum bu yüzden görünce şaşırdım, oda arkadaşımsın değil mi? Hoş geldin. Eğer yardım edilecek eşyan falan varsa hemen yardım edeyim.”
Çok nezaketli ve hızlı konuştuğu için cümlesinin birazını anlayamamıştım ama gerçekten bu şekilde karşılandığım için rahatlamıştım en azından suratı asık birine benzemiyordu, elindeki sırt çantasını hemen yanına koyarak bana yaklaştı ama onu ellerim ile durdurdum.
“Çok teşekkür ederim ama eşyalarım bu kadar aşağı kattaki bir odadan geldim, sen hiç zahmet etme.”
“Tamam o zaman yine de yardıma ihtiyacın olursa hiç çekinme bu arada ben Deniz Tıp Fakültesi dördüncü sınıfım senin ismin nedir?”
“Memnun oldum Deniz bende Alya, Sınıf Öğretmenliği üçüncü sınıfım.”
Deniz üzerindeki montu çıkarıp askıya asmaya başlarken bana gülümsedi. Odanın içerisinde minik bir giyinme kabini vardı, dolabındaki eşyaları eline alarak oraya doğru yönelmeye başlarken bana karşı gülümsemesine devam ediyordu.
“Bende memnun oldum Alya, saçların doğal değil mi? Çok güzeller gerçekten.”
Cana yakın tavrı hoşuma gitmişti, bugünkü yaşadığım ihanet hissi ve diğer kötü duyguların üzerine bu şekilde bir oda arkadaşına sahip olmak biraz daha içimdeki sıkıntılardan uzaklaştırmıştı beni. Eşyalarımın hepsini yarım saatte güzelce yerleştirerek yatağıma doğru uzandım. Denizde üzerini değiştirerek duşa girmişti.
Telefonumdaki sosyal medya hesabımda boş boş dolanırken aklıma bugün yaşadıklarım geliyordu, güzel başladığım gün iğrenç bir şekilde bitiyordu, yarın sınavım vardı ama bu ruh hali ile çalışmak gelmiyordu içimden. Onlara karşı her saniye sanki çok az söylemişim gibi geliyordu, içimdeki öfkenin seviyesi arttıkça söylemek istediğim aslında ne kadar çok kelimenin olduğunu anlıyordum ama onlarla uğraşmak bile istemiyordum asla. Sosyal medya hesabımda dolaşırken önüme Begümüm paylaştığı fotoğraf düşünce sinirden yine dişlerimi gıcırdattım ve homurdanarak Begümü ve Ömer’i telefonumdaki her yerden engelleyerek numaralarını sildim. Artık bana hiçbir yerden ulaşmaya cüret edemezlerdi zaten biraz olsun gururları varsa böyle bir şey yapmazlardı. Onların bir anda fotoğraflarını görmek içimde bastırdığım duyguları ortaya çıkarmıştı, tekrar ağlamamak için verdiğim savaşı kaybetmiştim.
Birer birer dökülen gözyaşlarıma sövmek istiyordum onlar için akıttığım her gözyaşı kendime bir hakaret gibi geliyordu, gözyaşlarıma kızarken elimde çalan telefonumun ekranına baktım, Elifti. Onun yaşanan hiçbir şeyden haberi yoktu ve odaya girdiğinde boş dolabımı gördüğünde nasıl bir tepki verdiğini tahmin edebiliyordum, bana kesin çok kızacaktı; sakin bir yapısı olabilirdi ama kızdığında içindeki sakin kişiliği yerini bir şeytana teslim ediyordu bu yüzden onu çok fazla sinirlendirmek istemiyordum ama çalan telefondan bile öfkesini hissedebiliyordum.
Açmak istemesem de açmak zorunda idim. Begüm artık gözümde bir hiçti ama Elif açıklamayı hak ediyordu. Onu gerçekten seviyordum. Telefonun açma tuşuna dokunarak kulağıma götürdüm.
“Alya, odadan mı taşındın?”
Direk söylediği cümlenin bu olacağını biliyordum. Kelimeleri toparlamak amacı ile biraz durdum ve ağlamamın geçtiğine emin olduğum an konuşmaya başladım.
“Elif, sakin ol hadi yurdun kantinine gel sana olanları anlatayım.”
“Tamam, hızlı ol geliyorum.”
Hiçbir şey dememe fırsat vermeden telefonu direk suratıma kapatmıştı. Hızlıca yatağımdan kalkarak üzerime kalın polarımı ve yünlü çoraplarımı giyerek odadan çıktım. Deniz hala duşta idi, kapıyı arkamdan kapatarak kantine doğru ilerlemeye başladım. Merdivenlerden inerek yan binaya ilerledim. Vardığımda Elif de çoktan varmış beni pencerenin yanında masada dışarıyı izler bir şekilde beni bekliyordu.
Ona doğru gitmeden önce iki sıcak kahve aldım, içerisi sıcak olsa da içim üşüyordu ve tedirgindim. Aldığım kahve konuşmamızın esnasında belki Elif’i biraz daha yatıştırırdı. Temenniler eşliğinde Elif’e doğru yürümeye başladım bana doğru döndüğünde duruşunu düzelterek yanına varana kadar izlemeyi sürdürdü. Kam karşısına oturarak kahvelerimizi ortamıza koydum. Konuşmaya mecalim olduğunu sanmıyordum. Yaşadığım ilk duyguların ağırlığı üzerimden gitmiyordu ve şu an Elif’e tekrar bunları anlatacak olmam içimdeki siniri tetiklemişti, bana anlatmam için emir veren bakışlar atıyordu. Sessizdi ama sinirli olduğunun farkındaydım. Üç yıldır aynı odadaydık ve Begüm’ü aslında hiç tanımadığımı fark ettiğimde Elifin de aslında içinde tanımadığım bir tarafı olduğunu merak etmiştim ama saçmaladığımın farkındaydım, Elif gerçekten sessiz ama sadıktı belki o da farkındaydı benim Ömer’e karşı duygularımın ama asla Begüm gibi olacağını sanmıyordum çünkü Elif kariyerini her zaman önceliğine veren biriydi. Aşk veya buna benzer şeyler ile ilgilenmiyor ve kendisinden tavsiye istenildiğinde ise her zaman dürüst olmanın gerektiğini savunuyordu. Anlatmaya başlamam gerektiğini hissettim ne kadar erken anlatırsam o kadar erken biterdi ve bu durumdan kurtulurdum.
“Elif, geçen seneden beri Ömer de hoşlanıyordum, hatta hoşlanmaktan da öte olduğunu düşünüyorum.”
Elif kafası ile onaylayarak
“Biliyorum.”
Bildiğini tahmin etmiştim. Sessiz ama bir o kadar zeki idi ya da ben gerçekten duygularımı sakladığımı sanıyordum.
“O kadar çok mu belli oluyordu?”
“Evet, hepimiz anlamıştık ama biliyorsun belki içinde duygu karmaşası yaşadığını düşündüğüm için ben özellikle senin anlatmanı bekledim. Begüm bir şeyler anlattı ama zaten böyle bir durum yaşanacağı da belliydi çünkü onun da Ömer’e karşı olan duygularını anlayabiliyordum ama yine de karışmak istemedim çünkü ikinizde arkadaşımsınız nasıl birbirinize söyleyerek düşman olmanızı izleyebilirdim ki? Düşüncelerimin gerçek olmuş olması cidden çok üzdü beni ama odadan taşınman daha da üzdü beni.”
“Ne yapabilirdim ki? Begüm sana ne anlattı bilmiyorum ama Elif benim bir suçum yok anlıyor musun? Ben onlar tarafından kandırıldım hem de bir yıl boyunca. Gözümün önünde birbirilerine olan aşklarının oyuncağı oldum ben. Şu an anlatırken bile midem bulanıyor gerçekten, Ömer aylardır bana umut verip beni kullanmış, Begüm de sözde arkadaşlığımızı düşündüğü için ona karşı olan duygularını artırarak bu anı beklemiş. Onun ile bu yaşananlardan sonra nasıl hala aynı odada kalacağımı düşünebilirsin? Benim kaldığım odada bir boş yatak daha var eğer benimle aynı odada kalmak istiyorsan sen yanıma taşın ama ben bir daha o odaya dönmeyeceğim asla!”
Elif sessizce söylediklerimi dinlemeye devam ediyordu, gözlerini bile kırpmadan konuşmamı bölmeden dinlemişti. Benim bu yaşananlardan sonra nasıl odada kalmamı istediğine inanamıyordum. Begüm o odadan giderse dönebilirdim aksi takdirde asla o odaya adımımı atmayacaktım.
“Alya, anlıyorum haklısın. Aslında konuyu ikinizin ağzından dinlemek istemiştim, sende kendine göre haklısın Begüm’e göre ise senin davranışların gereksizmiş. Ömer’i sevse bile aranızdan çekilirmiş eğer olsaymışsınız gibi şeyler söylemişti. Bir erkek için aranızdaki dostluğunuzu bitirmeye değer mi?”
“Elif, bak kanka sana ne anlattı da bu şekilde düşünüyorsun bilmiyorum ama dost dediğin, dostu üzülürken, dostunu üzen kişinin yanına gitmez. Gözümün içine baka baka “Seviyorum” Dedi. Ömer’i sevdiğini kabul etti, bunca zamandır Ömer’e nasıl aşık olduğumu anlamasına rağmen, onun beni nasıl parçaladığını görmesine rağmen utanmadan bunu söyleyerek Ömer’in yanına gitti. Bu mu arkadaşlık, dostluk? Böyle dostluk olmaz olsun, istemiyorum onun arkadaşlığını, dostluğunu, sevgisini falan gitsin Ömer’e versin bu duygularını.”
O kadar sinirlenmiştim ki, karşımda ikimizi de anlamaya çalışıyor olabilirdi ama bu tavırları daha da sinirlenmeme yol açmıştı, ne söylerse söylesin Begüm’e karşı içimde bir gram sevgi kalmamıştı, dost dediğin kişiye bunları hissetmezdin ama o artık dostum falan değildi benim. Ayağa kalktım, o kadar şiddetli kalkmıştım ki oturduğum sandalye devrilmek üzere idi. Sinirimden dolayı hiçbir suçu olmayan Elifi de kırmak istemiyordum bu yüzden artık burada durmamam gerektiğinin farkındaydım. Eğer benimle aynı odada olmak istiyorsa benim odama geçebilirdi. Eski odasında kalmakta isteyebilirdi ben Begümle kalıyor diye ona darılmazdım ama bu konuşmayı artık yapmak istemiyordum. Artık onlar ile adımın aynı cümlelerde ortak kullanılmasına bile tahammülüm yoktu. Gitmek için arkamı dönerken Elif’e:
“Elif, benim seninle hiçbir sorunum yok kanka, ben seni seviyorum ama benim artık Begüm ile bir bağım yok. Seni de anlıyorum asla canını sıkma bu konu benim ve Begüm’ün arasında senin asla arada kalmanı istemiyorum. Şimdi gidiyorum bugün çok yoruldum bu konuşmayı burada noktalıyorum bir daha açılmasın lütfen öpüyorum seni, iyi geceler.”
El sallayarak hızlıca kantinin çıkışına doğru yürümeye başladım. Elif’i kırmak istemiyordum bu yüzden artık alakası olmayan bir konuyu konuşarak arada kalmaması gerekiyordu. Artık gerçekten bu konudan konuştukça midemin bulanmasına engel olamıyordum, içimdeki kusma isteği giderek daha da zorlaşıyordu. Bedenim gerçekten yorgundu, soğuk havada saatlerce ağlamıştım ve bedenime işleyen soğuk şu an acısını çıkarıyordu benden, her geçen saniye daha da üşüdüğümü hissediyordum galiba hasta oluyordum. Hızlıca sıcak yatağıma girmek istiyordum. Odaya vardığımda Deniz çoktan duştan çıkmıştı, saçlarına sardığı havlusu ile masanın başında idi. Önündeki yuvarlak aynasına bakarak yüzüne yerleştirdiği maskesini sabitliyordu.
“Hoş geldin Alya, gel beraber bakım yapalım.”
“Çok teşekkür ederim ama ben galiba biraz üşüttüm, yarında sınavım var uyumak istiyorum. Çok kolay gelsin.”
“İyi geceler”
Sıcak yatağıma uzandığımda yorganımın altına girerek gelen tüm ışığı önledim. Gerçekten çok üşüyordum ve aşırı uykum vardı yarın ki sınava kadar iyi olsam yeterdi son sınavımdı. Eğer hasta olacaksam sonra olayım diyerek dua ettim ve hemen uykuya dalmaya başladım. İlk kez bedenimin ağırlığı ve ruhumun ağırlığının birleşmesinden oluşan bir his yaşıyordum bu hissi bir daha yaşamamak için tüm kalbimi aşka kapatmıştım.
Ertesi sabah uyandığımda, alarmımın sesi ağrıyan başımı daha da ağrıtmıştı, ayağa kalkmaya gücüm yoktu resmen. Tüm bedenim sızlıyordu ama mecburdum, son sınavıma girmeliydim. İğrenç hissediyordum, çalışmamıştım bile ama yapacak bir şeyim yoktu ne kadar bildiğim varsa o kadar soru çözeceğime inanarak üzerimi giyindim ve uyuyan Deniz’i rahatsız etmeden odadan yavaşça çıktım. Bünyem çok sağlam olmasa da çok hasta olmazdım sevdiğim kış havası bugün iliklerime kadar üşüterek bedenimdeki ağrıyı artırırken attığım her adım sanki geri gitmek istiyormuş gibiydi.
Yurdun yolundan okulun yoluna doğru ilerlemeye başlarken montuma daha da sarılmaya başlamıştım, çok üşüyordum ve bakışlarımı yerden kaldırmaya bile mecalim yoktu. Yere bakara yavaşça yürümeye devam ediyorken bakışlarıma bir çift siyah bot girdiğinde aniden çarpmamak için olduğum yerde durdum.