5. Bölüm: Tanışma

536 Words
~Esil~ Dün gerekli belgeleri teslim ettiğim gibi bugünde iş başı yapmak için hazırdım. Şimdi kıdemli şefle toplantımızı yapıyorduk. Deneyimsiz olsam da TUS eğitimimi tamamladığım için kıdemli şeften sonra, odadaki en iyi doktordum. Diğer dört arkadaşsa burada asistanlardı. “Beşiniz birlikte dördüncü kattaki hastalarla ilgileneceksiniz.” Başımı sallayıp onay verdiğimde elindeki dosyayı bana verip asistanlara döndü. “Beni duydunuz mu?” Asistanlar onaylayınca kıdemli şef odadan çıktı. Elimdeki dosyaya göz atarken Caner’in sesiyle başımı kaldırdım. “Çok heyecanlıyım, gidelim mi?” Dosyayı kapatıp kapıya yürüdüm. Odadan çıkıp asansöre bindik. Dördüncü kata basıp bekledim. Caner, heyecanını paylaşırken gülümseyerek onu dinliyordum. Selin ve Kanat, konuşmaya katılırken Gamze, bizden uzak kalmayı tercih ediyordu. Asansör durunca asansörden çıkıp etrafa baktım. Her katta olduğu gibi burada da on oda vardı. Asistanlara dönüp “Hepimiz aynı odaya girmeyelim. Tek tek odaları gezip hastalara bakalım.” dedim. Selin, onaylayıp “Hepimize iki hasta düşecek ve onunla ilgileneceğiz. Girdiğimiz ilk iki oda direkten hastamız olsa!” dediğinde başımı olumsuzca salladım. “Dağılımlar hastanın durumuna göre yapılacak!” Selin, hoşnutsuz baksa da doğru olan buydu. Dağılmalarını söyleyip bekledim. Her biri bir daya girerken ben de direkt önümde kalan kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı tıklatıp bekledim. İçerden ses gelmeyince kapının kolunu indirip kapıyı açtım. İçeriye girip etrafa baktım. Bir adam yatakta oturmuş bağdaş kurmuştu. Gözleri kapalı olduğu için beni görmüyordu ama ellerini iki yana açmış ve avuç içlerini yukarıya çevirmişti. “Yoga mı yapıyor?” Bu oda hastanedeki odalardan farklıydı. Hastanedeki odalar genellikle ikili ve üçlüyken bu oda tek kişilikti. VIP oda olabilir. Gözlerimi etrafta gezdirirken yatağın başında gördüğüm isimle gözlerimi adama çevirdim. “Efir KARATAŞ” Bu adam için yaptığım şikâyet sayesinde bu işe kabul görmüştüm. Demek ki adamda sıradan biri değilmiş ki, şikâyetim hemen dikkate alınıp incelenmiş. Odadan çıkmak için arkamı döndüğümde duyduğum sesle duraksadım. “Tuttu be!” Asansördeyken de böyle bağırmıştı. Efir’e döndüğümde yerinden kalkmış yatağın önünde duruyordu. Gözlerini kısmış bana bakarken “Tuttu!” dedi. “Ne?” diye dikkatle sorduğumda başını sağa sola salladı. Elini havaya kaldırıp bir şeye dokunurmuş gibi aşağı yukarı salladı ve hafifçe tebessüm etti. Başını çevirip yatağa baktığında yanına yaklaştım. Durumu hakkında bilgim olmadığı için dikkatli konuşmaya özen gösterdim. “Merhaba Efir Bey, ben Esil TUNA. Burada yeniyim.” Yüzünü hafifçe bana çevirip ardından tişörtünün ucunu tutup bana yaklaştırdı. “Merhaba.” Tokalaşmaya çalıştığını anlayınca tişörtünü ucunu sıkıp bıraktım. “Nasılsın?” diye sorduğumda yüzünü çevirdi. Yatağa oturup bana baktı. “Sana ne?” demesiyle başımı salladım. “Merak ettim. İstersen bir daha sormam.” Yüzüme bir süre baktı. Ardından başını çevirip “Burada mı kalacaksın artık?” diye sorduğunda kafamı salladım. “Evet, istemiyor musun?” Cevap vermedi. Yüzünü tamamıyla pencere tarafına çevirince kendini iletişime kapattığını anladım. “Daha sonra görüşürüz. Kendine dikkat et.” “Sen de bal...” Duraksayıp konuşmayınca “Canın bal mı istiyor?” diye ilgiyle sordum. Omzunun üstünde bana dönüp başını sağa sola salladı. Eliyle beni işaret edip “Seni istiyorum!” demesiyle şaşkınlıkla yüzüne baktım. “Beni mı?” diye sorduğumda kafasını salladı. “Çok güzelsin.” Duyduğum iltifatla gülümsemeden edemedim. “Teşekkür ederim.” “Ama benim değilsin!” demesiyle “Eğer istersen doktorun olabilirim.” dedim. Kafasını sağa sola salladı. Tekrar yüzünü pencere tarafına çevirince söylediklerini bana ısınmasına verdim...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD