~Esil~
Günü hastaneyi ve hastaları tanımakla geçirdikten sonra kıdemli şef, Efi doktor Erol Bey, yurt dışından dönene kadar hastası Efir Bey'i bana vermişti.
Erol Bey, makalesi için yurt dışına gitmişti ve bu sırada da yıllık iznini kullanıp tatil yapmak istiyormuş. Hâl böyle olunca yurt dışında kalacağı süre baya uzuyordu. Bundan dolayı Efir Bey'i bana vermeye karar vermişlerdi. Efir Bey'in dosyasını alıp eve gelmiştim.
“Kızım ilk günün nasıl geçti?”
Annemin sorusuyla düşüncelerimden sıyrılıp ona döndüm. Elinde kahve tepkisini görünce “Söyleseydin ben yapardım.” dedim.
“Kızıma bir kahve pişirdim diye incilerim dökülmedi.”
Kahvemi aldığımda annemde kahvesini alıp tepsiyi sehpaya bıraktı. Sehpada gördüğüm çikolata tabaklarıyla ayakta uyuduğumu anladım. Çikolata tabaklarından birini önüme çekip “Evde artık tek başınasın. Her şeyi sen yapacağın için akşamları ben sana yardımcı olacağım.” dedim.
Kafasını sağa sola sallayıp “Gerekmiyor kızım, hem yaptığım iki kişilik işler. Geniş bir aileye hazırlık yapmıyorum.” demesiyle başımı sallamakla yetindim.
Anneme gün içinde yaptıklarımı anlattıktan sonra annem, işime sımsıkı sarılmamı tavsiye edip kendisine yeni bir kahve yapmak için odadan çıktı. Benim canım istemediği için koltukta uzanıp telefonu elime aldım. Ekranı açtığımda Whats+App’tan gelen bildirimleri görmemle gülümsedim.
Geçenlerde bana mesaj atan bilinmeyen kişinin arkadaşlık teklifini kabul etmiştim. Dünden sonrada daha şimdi mesaj atıyordu.
0 545***: Nasılsın, iyi misin? (21.03)
0 545***: Cevap gelmediğine göre iyi değilsin. (21.18)
0 545***: Neden cevap vermiyorsun? (21.49)
Belli aralıklarla attığı mesajlarla gülümsedim.
“Bakalım engellemiş mi?”
Parmaklarımı klavyede gezdirip mesaj yazmaya başladım.
Telefonum sessizdeydi. Bundan dolayı mesajlarını göremedim. Kusura bakma.
İyiyim ama yorgunum. Bugün çok çalıştım.
Telefonun sesini açıp gözlerimi tavana diktim. Bir yanım yaptığımın yanlış olduğunu söylese de bilinmeyen bu kişi tarafından hâlim hatırım tek soruluyordu. O da benim gibi yalnız biri olabilir. Hem birbirimizden bir şey istemiyoruz ya da rahatsız etmiyoruz. Durum bundan ibaretken kendimi kötü hissetmemem gerekiyordu.
“Kesinlikle!”
Sesi bir şekilde kendimi onaylarken gelen bildirim sesiyle telefonumu kavradım. Ekranda gördüğüm mesajla gülümsedim.
0 545***: Ben de benimle konuşmaktan vazgeçtiğini düşündüm bal gözlü kadın ama yorgunsan uyu.
Parmaklarım klavyede gezerken yorgunluğum geçmeye başlamıştı.
Yorgunum ama koltuğa uzanmışım. Seninle konuşabilirim.
0 545***: Olsun. Yarın işe gideceksin. Benim yüzümden uykusuz kalmanı istemem.
Gelen mesajla mutlu olurken “Hayırdır Esil?” diye gelen sesle korkuyla telefonu bıraktım. Telefon burnuma düşerken “Ayy!” diye acıyla inledim.
Annem, telefonu yüzümden çekip “İyi misin kızım?” diye sorduğunda koltuktan doğruldum.
“Anne burnumu kırdım sayende!” diye isyan ettim.
Elimi burnumdan çekip elime baktı. Elimde kan girmeyince “Bir şey olmamış!” diye üstüne bir de kızdı.
“Anne bir şey olması için illa kan mı akması gerekiyor.”
Başını sallayıp “Evet hem sen pişmiş kelle gibi telefona bakıp ne sırıtıyordun?” demesiyle bir an kal gelse de “Arkadaşımla mesajlaşıyordum. Komik bir şeyler söylüyordu.” dedim.
İnanmayan gözlerle bana bakıp “İnanayım mı?” diye sordu.
“İnan anne!” dedim ve koltuktaki telefonumu elime aldım. Ekranda gördüğümle “Hayır ya!” diye bağırıp aramayı sonlandırdım ve mesaj yazmaya başladım.
Telefon yüzüme düşünce yüzüme değerken otomatik olarak arama gerçekleşti. Yani ben seni aramadım. Yanlış anlama lütfen.
Mesajı yollayıp anneme döndüm.
“Anne yaptığını beğendin mi?” diye isyan ettim.
“Ne yaptım?”
“Senin yüzünden arkadaşımı aradım!”
Kaşlarını çatıp “Esil iyi misin? Arkadaşını aramışsın. Nihat’ı değil!” demesiyle arkadaşın bilinmeyen biri olduğunu söyleyemeyeceğim için “Gece geç saat ya, ayıp olur diye düşündüm.” demek zorunda kaldım.
Kafasını sallayıp yanımdan kalkınca ben de odama gitmek için ayağa kalktım.
“Uyumaya gideyim. Bir şeye ihtiyacın var mı?”
“Yok kızım ama bundan sonra arkadaşınla konuşurken fazla heyecanlanma!” diye laf sokarak konuştuğunda bir şey demeden oturma odasından çıktım.
İlk önce banyoya geçip dişlerimi fırçalayıp elimi yüzümü yıkadım. Aynada burnumu kontrol edip bir şeyi olmadığına emin okduktan sonra banyodan çıktım. Odama girip yatağa geçtiğimde telefonumu açtım. Gelen cevaplarla rahatlamıştım.
0 545***: Önemli değil. Burnun nasıl?
0 545***: Çok acıdı mı?
Biraz sızlıyor ama iyiyim.
0 545***: İyi birisin bal gözlü kadın. Canının acımasını istemem. Kendine dikkat et.
Bilinmeyen bu kişinin beni tanımadan iyi biri bulmasına şaşırsam da profilimden kaynaklı öyle konuştuğunu biliyordum.
Bana bal gözlü kadın diye hitap ediyorsun ama benim sana hitap edebileceğim hiçbir kavram yok.
Ne cevap vereceğini merakla beklemeye başladım.
0 545***: Ne demek istersin?
Gelen cevapla üzülmüştüm. Hakkında bilgi vermeyeceğini belli ediyordu.
Göz rengini söyle. Ben de sana öyle hitap edeyim.
0 545***: Kehribar.
Gelen cevapla gülümsedim.
Teşekkür ederim kehribar gözlü kişi. İyi geceler.
Mesajıma beğeni atmasıyla telefonu kapatıp yatağa girdim...