Ön Tanıtım
Kapı açıldığı zaman sesini duymamıştı bile. Üvey annesinin üzerine giydirdiği, elbisenin altından bile giymeye utanacağı iki tül parçasını çekiştirirken bedeni ateşler içinde yanıyordu. Üvey annesi ona ne içirmişti? Hem kafası sersem, hem bedeni ateşlerde yanıyordu.
"Sabahlığı çıkar" dedi kalın bir ses. Yanlız olduğunu düşündüğü için irkildi. Sesin geldiği yöne doğru döndü yüzünü. Buğulu gözlerle kim olduğunu anlamaya çalıştı. Uzun boylu, yapılı olduğunu görüyordu. Yüzünde maskesi vardı.
"Kim... Kimsin sen?" diye sordu zorla yutkunurken. Aklı mantığı bunu almıyordu. Ne demişti üvey annesi?
"Bir çocuk doğurup babanı hapisten çıkaracaksın" demişti. Deva kabul etmemişti başta ama sonra içine sinmeye başladı. Evlendikten sonra elbette çocuğu olabilirdi.
"Seninle konuşmak için zamanım yok. Şimdi soyun" Deva'nın elleri sabahlığın önünü iyice kavradı. İri cüsseli adam iki adımda üzerinde büyüdü.
" Evlenme..." sözünü tamamlayamadan elinin üzerinde baskı hissetti. Elleri sabahlıktan sert şekilde çekildi. Sabahlık omuzlarından sıyrılırken bedeni ılık havayla ürperdi. İçten alev alev yanıyor, dıştan üşüyor gibiydi. Derme çatma bir köy evi olduğu için daha fazlası beklenemezdi.
"Lütfen efendim" dedi ne dediğini bilemeden. Beli güçlü kollarla kavranıp yatağa boylu boyunca uzandı. Adamın soyunduğunu, soyunurken kendisini izlediğini bulanık gözlerle gördü. Ellerini etrafına sardı korunma iç güdüsüyle. Ayak bilekleri sert şekilde kavranıp bacakları açılınca istemsiz bir çığlık attı. Üzerine gelen adamın omuzlarını tuttu.
İşte kaderi tam olarak o gece tamamen değişti...