İler ki bölümlerden bir kesit.
"Özel bir konuk seni locaya davet ediyor Ceylan. Patron, ağamızın gönlünü yapmanı gelecek tüm parayı sana bırakacağını söyledi" kaşlarım çatıldı. Bu patronun yapacağı bir şey değildi ama para konusunda sözünden dönmezdi umarım.
"Bir duş alıp çıkarım locaya"
"Kırmızı loca seni bekler aşkım" Yıldız bana göz kırpıp odadan çıktı. Hızla banyoya girdim. Dans ederek zengin olmayı hedefledim ama düşündüğüm gibi olmadı. Bu işte iyi para olsa da benden çok daha iyileri olduğu için bana sıra gelmiyordu. Çok nadir özel locaya davet ediliyordum. Buda o nadir anlardan biri. Zengin birine kapak atmayı çok denedim ama henüz başaramadım. Bir gün bir zengin ile evlenip oğlumu bulacaktım. Bedeli ne olursa olsun oğlumu benden koparan herkesten intikam alacaktım.
Kısa bir duş alıp makyajı mı tazeledim. Kusursuz hatlarımı ön plana çıkaran siyah mini bir elbise giydim. Uzun saçlarımı geriye verip kırmızı rujumu sürünce hazırdım. Hazırlanma odamdan çıkıp kırmızı locanın önüne geldim. Derin bir nefes alıp kapıyı çaldım. İçerden ses gelmeyince kaşlarım çatıldı ve tekrar çaldım. Umarım içerde üst üste, alt alta bir görüntü görmek zorunda kalmazdım. Mide bulantı mı yok saymaya çalışıp kapıyı yavaşça açtım.
Bakışlarım içeriye kaydığında ikili koltuğun çoğunu kaplamış başını geriye atmış genç bir adamla karşılaştım. Kapıyı kapatıp odanın ortasına yürüdüm.
"Bu gece hizmetinizdeyim efendim" dedim.
"Her çağıranın odasına gidiyor musun?" diye sordu. Hem öfke hem şaşkınlıkla adamın yüzünü net görmeye çalıştım. Sesine aşinaydım sanki. Neden sesi bana yabancı gelmedi?
"Elbette. Paramı ödeyen herkes için dans ederim." Bedeni kaskatı görünüyordu. Buda kendini her kadının sahibi sanan piçlerden biriydi anlaşılan.
"Ne kadar ileri gidersin?"
"İstediğin şeye bağlı"
"Mesela?"
"Direk dansı"
"Devam et" sabrım iyice tükenmişti. Daha önce hiç yapmadığım bir şeyi söyleyerek
"Striptiz" dedim. Yüzünü sert şekilde bana dönerken bacaklarım titredi. Geriye doğru bir adımla sendeledim. O kehribar rengi gözleri nerden tanıyordum? Delici bakışları bedenimi turlayıp gözlerime çıkarken ben bu adamın her şeyinin neden tanıdık olduğunu düşünüyordum.
"Peki altıma da yatar mısın?" soruyu tiksinerek sormuş yakışıklı yüzünü iğrenir bir ifadeyle şekillendirmişti. Sinir tüm bedenimi esir alırken
"Bedelini ödersen neden olmasın?" sesimde ki öfkeye engel olamadım. Bir hışımla ayağa kalkıp önümde dikildi. Korkuyla geriye adımladım. Kolumu sert şekilde kavrayıp
"O zaman görevini yap" dedi. Kolumu kurtarmaya çalışıp
"Seni piç" diye tısladım.
"Sen kimsin ki bana dokunuyorsun? Derhal çek elini" kolumu bırakmadığı gibi daha da sıktı.
"Altına yatarım dedin"
"Ukala tavrına karşılık dedim. Şimdi çek elini yoksa koca oğlan Mert ile tanışırsın" Onu korumaların başı ile tehdit ettim. Yüzü şekilden şekile girdi. Elini belime koyduğu zaman bu son damla olmuştu. Dansçılar istemediği sürece onlara kimse dokunamazdı. Bunlara diğer bayan çalışanlar da dahildi.
"Mert" diye bağırdım bu adama karşı koyamayacağımı anlayınca. Sırtım duvarı buldu kısa bir sürede dudaklarım kalın dudakların baskısıyla susturuldu. Gözlerim şokla büyüdü dudaklarım acımasızca emilirken. Ne olduğunu bilmiyordum şu an... Tek bildiğim şey bu adamın hiç bir şeyi bana yabancı gelmiyordu...