Ying Yang Elindeki mendili atınca bütün arabalar gazladı. Koltuğun yanlarından tutundum gözlerim yarı açık yarı kapalı önde iki kişi daha vardı. "Korkma Türk kızı"dedi hiç güven vermeyen sesiyle sesinin tınısı ayrı bir güzel çıkıyordu orası ayrı mesele.
Sollarken arabayı önümüze kırınca "anam"dedim "Hahhssssshh" dedi sinirle.
Tekrar sollamaya başladı bu sefer başarılı olmuştu. Önümüzde son bir arabada vardı. Bunu geçersek birinci olacaktık tabi ben bildiğim tüm duaları okumaya başlamıştım.
En son sert bir viraj ile dönünce ben gözlerimi kapatmıştım bile. Durduğumuzu bile fark etmemiştim "Enuzubillahimineşeytaniraccim" diye devam ediyordum ben en son.
"Geldik yakut"dedi gözümün önce birini sonra diğerini açtım pencereden baktım evet durmuşuz.
Bir baktım ona bana alayla bakıyordu "Kazandık"
"Afferim sana beni kalpten götürmeye niyetlisin galiba"diye aşağıya indim lanet gelsin elim ayağım titriyor valla ya. Yürüyerek geri gitmeye başladım kapı açıldı adım sesleri geldi kolumdan tutup kendine çevirdi "Bin arabaya"
"Ya git işte kazandın ne arabası hayatta binmem ben o arabaya"dedim kolumu çekmeye çalışırken.
"Bin dedim şu arabaya yolda bu halde koşturacağını falan mı sanıyorsun sen"üstüme şöyle bir baktım okul forması vardı evet eteği biraz kısaydı ne kadar indirmeye çalışsam da kısa oluyordu.
"Ama"dedi ama nedir yahu ne diyeceğimi bilemedim ki ben şimdi. Kolumdan tuttuğu gibi sürüklemeye başladı sürüklerken suratına baktım, o şaheser gülüşünden eser yoktu.
Beni arabaya tıktı. Sonra önden dolanıp kendi de arabaya bindi. Eve doğru giderken ne ondan ne de benden ses çıkıyordu arabada. Gelince direk indim o da bir şey demeden gaza bastı zaten. Eve doğru çıktım merdivenlerden sonra da kapıyı anahtarımla açtım. Annem mutfaktaydı "Geldin mi Yakut"diye seslendi.
"Yok anne hala okuldayım"dedim içeriye geçerken
"Anneye laf atma sorduk işte"dedi mutfaktan önlük ile çıkarken. "Hem ne yaptım biliyor musun"dedi
"Ne yaptın anam "dedim ona bakıp
"Kuru fasulye pilav"
"Ovvv " dedim içeriye geçerken "Turşu var mı turşu"
"Türkiyeden geldi"
"anam"dedim hemen odama geçip üzerimi değiştirdim ellerimi falan yıkadım sofraya oturdum yemekten sonra da odama gittim ders çalıştım. Dil de baya ilerlediğimi umut ediyordum kendi kendime.
Yataktan kalktım kitaplarım yatağın üzerinde duruyordu. Annemle babam içeride konuşuyorlardı.
"Ara tatil de Türkiye'ye gideriz o zaman " annemin bu dediğine gözlerim açıldı
Ana Türkiye'ye gidince. Vala süper olur "Yakut alışamadı buraya orada kalın " babam orada mı kalmamızı istiyordu.
"Sen ne olacaksın" diye sordu annem
"Ben senide düşünüyorum aslında burada konu yok komşu yok dil de bilmiyorsun sıkılıyorsun evde Türkiye'ye dönerseniz Yakut derslerinden de geri kalmaz "
Kapıya yaslandım aslında çok güzel olurdu ama gerisini dinlemedim yatağıma geri döndüm. Yatağımın kenarında duran sazı aldım. Saz çalmayı seviyorum böyle tam insanın kalbine dokunan bir ezgisi var.
Her elim değişinde tellere içimi titretiyordu bu şarkının melodisi. Hani bir bölümü vardır en çok sevdiğim bölümüdür. Sazı elimden bıraktım kapıda annem ile babam beni dinliyorlardı. Onlara gülümsedim.
...
Sabah gene formamı giyindim okula doğru yürümeye başladım ellerim ceplerimde. Kulaklığım kulaklarımda şarkı dinleyerek gidiyordum kaldırımda. Yanımdan kırmızı bir spor araba geçti sanırım Han Sang'dı bu. Yürürken şarkıya ister istemez ritimle birlikte yürüyordum.
Okulun bahçesine girdiğimde etrafta gene gönüllü çöp toplayıcıları vardı. Okuldan içeriye girdiğimde yeri boylamam bir oldu ellerimi yere vurarak kalktım "Senin benimle ne derdin var" diye bağırmaya başladım.
Yumurta atınca üzerime şaşkınlıkla ağzım açıldı. Utanç, pişmanlık can ağrısı bizde can acımazdı ağrırdı. Yaktı herkesin bana gülmesi buharlaştı gözlerimde son buldu. Shin Ji koşarak geldi "Ne yapıyorsunuz" diye çekti beni.
Han sang sonradan girdi beni öyle görünce kaşları çatıldı yanıma doğru ağır adımlarla geldi "Beğendin mi şaheserini" dedim ellerimi iki yana açıp.
"Kim yaptı bunu" dedi sinirli sesi ile kimse cevap vermedi. "Kim yaptı bunu "diye bağırınca yutkundum.
"Choi Dong" Choi dong geri çekildi birkaç adım. "Hesabını sorarım bunun" dedi benim kolumdan tutup okulun çıkışına doğru sürüklemeye başladı.
"Dur... bir saniye... nereye" diye kesik kesik soruyordum.
"Önce şu üzerini temizleyeyim" dedi arka tarafa doğru götürdü hadi canım dışarıdaki yerde banyo varmış. Beni itekledi içeriye "Ne yapıyorsun ya" dedim ona şaşkınca bakarken ceketimi çıkarmak için yakamdan tutu bende geri gitmeye çalıştım.
"Yakut" dedi uyarır tonda
"Sen çık ben hallederim" dedim sakince
"Çek ellerini" dedi bana sinirle ellerim ellerinin üzerinde duruyordu ve sanırım yumurtalıydı.
"Çık dışarıya "dedim bende sinirle
"Sana o ellerini çek dedim sanki hiç biri geçmedi ya vücudunu da benden saklıyorsun" dediği an tokadı bastım. Başı yana döndü.
"Herkesi kendiniz gibi mi sanıyorsunuz ha "diye yanından çektim gittim. Pencereden baktığımda şaşkınca olduğu yerde kalmıştı.