Bölüm 6

789 Words
"Türkiye'yi özledim Shin Ji tamam burayı sevdim hatta tek dostumsun"dedim ona bakıp gülümsedi bana. "Ama ülke başka be"dedim Anlıyorum seni"dedi dostane bir tavırla Ying yangı n gülme sesi gelince o tarafa döndüm Han Sang da gülüyordu. Gülerken bana bakar kendi gülüşü yoktu. Gözlerini içi parlıyordu ben niye bu duruma üzüldüm. Yok be ne üzülmesi üzülmedim ki. İç çekip yerimden kalktım. Shin Ji de benimle kalktı beraber sınıfa doğru yürümeye başladık. Choi Dong bana bakıp sırıtıyordu hayır yani bu kıza ne oluyorsa artık. Yanından geçip giderken bana sırıttı gene. Sırama geldiğimde Shin Ji'nin yanına oturdum. Han Sang kapıdan girince kaşları çatıldı yanıma gelip ayakta durdu kafamı kaldırıp ona baktım "Köle" sinirle başımı salladım. "Gene ne istiyorsun ya rahat bıraksan olmuyor mu" dediğimde başını olumsuz anlamda salladı ve güldü. Gene güldü ya. "İstediğim birkaç şey var aslında yarın kurstan sonra yanıma geliyorsun" "Sebep"dedim şaşkınca "Sebebini gelince görürsün Türk kızı"dedi sonra da beni kaldırdı ayağa "Ve yerin benim yanım bundan sonra "diye sırasına sürükledi. Sıraya zoraki oturdum "Allahım neyle sınıyorsun beni ya hadi sınıyorsun niye bu sıpa" diye yandan ona baktım o da anlamış gibi sırıtıyordu sırıtmak bir insana bu kadar yakışır mı ya. "Türk kızı Türkçe küfür falan mı ediyorsun" dedi bilmiş bilmiş "Evet ediyorum" dedim sinirle Gülerek bana baktı sonra başını kapıya çevirdi yüzü düştü. Jung Rae kapıdan Han sang'a bakıyordu. Yanımıza doğru ağır adımlarla geldi Han sang istifini hiç bozmadan Jung Rae'ye baktı. Bu çocuk ta baya yakışıklı. Koreli erkekler neden bu kadar yakışıklı oluyor ki kesinlikle benim beğenme tarzım bozulmuş olmalı. Korece konuşmaya başladı arada kelime yakalıyordum "Bu .....yeni Ying yang..."gibi şeyler. "....seni.....Ying Yang....Yakut" ne diyorlar lan bunlar. Han Sang 'ı dürtükledim yandan. "Ne diyor" bu dediğime güldü. Jung Rae de ona şaşkınca baktı. Han sang düzelip alay içeren bir ifade ile gene ban baktı "Boş ver"dedi. Jung Rae yanıma gelip önüme eğildi "Merhaba ben Jung Rae" "Yakut"diye gülümsedim. "Türk müsün " "Evet " "Ne güzel memnun oldum " Han Sang 'a bakıp gitti. Ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. O gittikten sonra Han Sang bana döndü "Ne diye konuşuyorsun onunla "diye sinirle soludu. "İyi de konuştu cevap verdim vermese miydim anlamadım ki" kaşları çatıldı. Başını salladı. "Saf mısın Türk kızı" "Ne diyorsun sen be"diye sinirle kalktım tabi o geri oturttu. Ona sinirle döndüm Hoca gelince mecbur hocaya bakmak zorunda kaldım. Ders boyunca benimle konuşmadı. Bende konuşmasın diye dua ediyordum zaten. Ders bittiğinde yanıma eğildi "Kurs çıkışı seni alırım"diye gitti. Ona şaşkınca bakarken kapıdan çıktı gitti. Diğer derslerde de gelmedi nereye gittiğini gerçekten merak ediyordum. Tabi kurs çıkışın babama ne yalan uyduracağımı da merak ediyordum. Ders çıkışı anneme mesaj atıp doğru kursa gideceğimi yazdım. Kursa geçtim gene canımı dişime takıp çalışmaya başladım. Arada kelime yakalayabiliyorsam iyi yolda ilerlediğim anlamına geliyordu bu. Kurs çıkışı arabasının kaportasına yaslanmış bir Han Sang beklemiyordum. Bence onu görmezden gelip yanından geçsem daha iyi olurdu ki bende öyle yapacakken "Yakut" dedi uyarır tonda Hass dedim içimden. Mecbur geri döndüm bahane bahane "Ya han sang annem evde ol dedi halı silecekmişiz" dediğimde bana geri zekalı mısın tarzında baktı. Halı silecekmişiz ne ya. "Yakut Saçmalama da bin şu arabaya" diye zorla bindirdi. Ama ya anneme kursun uzadığını merak etmemesi gerektiğini içeren bir mesaj attım. Han Sang offladı "Kemer" dedi "Ha" dedim ne kemeri lan, yoksa sapık falan mı derken önüme eğilince gözlerim açıldı şaşkınlıkla Emniyet kemerini taktı haa o kemer o kemer miymiş. Kendisi takmadan gazladı. Baya uzun süren ve sonraya korktuğum yolculuğun ardından bir sürü araba bulunan yere gelince şaşırdım. "Buraya niye geldik" "Yarışa katılacağız sende yanımda oturacaksın" dediğinde başımı olumlu salladım "Nee" dedim sonra "Ne diyorsun be babam tek parça beni karşısında görmezse seni keser" tehdit bence işe yarayabilirdi ama arabaların arasına sıraya girince taktiğin bir işe yaramadığını anladım. "Allahım valla gencim ben şu gülüşü güzel kalbi taş olan çocuğu ne diye bana gönderdim tamam imtihan dünyası..."yandan bana bakan gülerek bakan Han Sang'ı unutmuştum. "Ne diyorsun Türk kızı" "Ya ben şurada ineyim sen tek git gel hem ben sana ayak bağı da olmam ha" başını cama çevirdi. Kapıları kilitledi. "annecim" dedim sesli bir şekilde kısa şort giymiş bir kız ön tarafa geçti. Han Sang kızı baştan aşağı süzdü. "Bence o kız yanına gelsin" dediğimde bana bir süre baktı güldü yandan sonra gene döndü. Ana dikkatli bakınca bu kız Ying Yang olduğunu gördüm. Şerefsiz kendisi de isterdi tabi benim yerimde Ying Yang'ın olmasını. Ying Yang Elindeki mendili atınca bütün arabalar gazladı. Koltuğun yanlarından tutundum gözlerim yarı açık yarı kapalı önde iki kişi daha vardı. "Korkma Türk kızı" dedi hiç güven vermeyen sesiyle sesinin tınısı ayrı bir güzel çıkıyordu orası ayrı mesele. Sollarken arabayı önümüze kırınca "anam" dedim "Hahhssssshh" dedi sinirle. Tekrar sollamaya başladı bu sefer başarılı olmuştu. Önümüzde son bir arabada vardı. Bunu geçersek birinci olacaktık tabi ben bildiğim tüm duaları okumaya başlamıştım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD