Avluda oturan Muhteber Hanım, oğlunun yüzündeki o bıçak sırtı ifadeyi görünce ters giden bir şeyler olduğunu anladı. Mir, annesinin yanına varmadan gür sesiyle tüm konağı inletti: — “Hicran! Gel buraya!” Hicran telaşla avluya süzüldü. Mir, kardeşine bakarken sesi emredici ama derinden geliyordu: — “Yukarı çık. Zeyno’ya yardım et. Kendine çekidüzen versin, en düzgün kıyafetlerini giysin. Bir saate hastaneye, Devran’ın yanına gideceğiz.” Muhteber Hanım yerinden fırladı: — “Mir! Ne bu acele? Ne oluyor?” Mir, annesine döndü. Gözlerindeki o kararlılık, kadının itirazlarını boğazına düğümledi: — “Söz yerini buluyor ana. Hazırlan… Bu gece Devran’dan bacısını resmen isteyeceğim. Gelinini hastane odasında, dostumun şahitliğinde kabul edeceksin.” Muhteber Hanım’ın “Olmaz!” diyecek olan ferya

