Zeyno ve Mir, kalpleri ağızlarında içeri girdiklerinde; Devran’ı bembeyaz odada makinalar arasında, hayata tutunmaya çalışan yaralı bir aslan gibi buldular. Devran’ın feri gitmiş gözleri Zeyno’yu bulunca dudaklarında zayıf bir tebessüm belirdi. — “Çok şükür…” dedi Devran, sesi bir hırıltı gibi çıksa da huzur doluydu. “İyisin.” Zeyno, abisinin eline kapanmamak için kendini zor tuttu, hıçkırıkları boğazında düğümlendi. — “Ben iyiyim abi, sen beni düşünme. Sen iyi ol, kurban olurum sana… Bak uyandın ya, geçecek her şey.” Ancak Devran’ın acelesi vardı; vaktinin daraldığını ya da bu fırsatı bir daha bulamayacağını hissediyor gibi lafı hiç dolandırmadı. Bakışlarını Mir’e, sonra tekrar kardeşine çevirdi. — “Zeyno, eğer benim gerçekten iyi olmamı istiyorsan, beni dinle ,” dedi ciddiyetle. Zey

