Zeyno, üzerindeki kabanın sıcaklığı ve duyduğu sesin derinliğiyle irkilerek gözlerini açtı. Başını masadan kaldırdığında hemen karşısında oturan Mir Bedirhan’ın buz gibi ama bir o kadar da yorgun bakan gözleriyle karşılaştı. Bir an rüyada olduğunu sandı; sonra gerçeklerin ağırlığı göğsüne oturdu. Mir, ifadesini hiç bozmadan hafifçe geriye yaslanarak konuştu: — “Nihayet uyandın, emanet… Şehirde seni aramadığım delik kalmadı; sen gelip abinin başucunda sızmışsın,” dedi. Zeyno şaşkınlıkla etrafına bakındı. Omuzlarındaki kabanın ağırlığını ve Mir’in varlığını yeni kavrıyordu. Titreyen elleriyle kabanın yakalarını tuttu; sesi uykulu ama mahcuptu: — “Mir Ağa? Sen… Sen ne zamandır buradasın?” Mir, saatine bakıp soğuk bir tebessümle cevap verdi: — “Tüm şehri ayağa kaldırdığımdan beri buraday

