Hanna Kılıç Göz kapaklarımın üzerine sanki tonlarca beton dökülmüştü. Karanlığın içinde sürüklenirken, uzaktan uzağa birilerinin ismimi fısıldadığını duyuyordum. Zihnim bir labirent gibiydi; bir yanda halaydaki o davulun gümbürtüsü, bir yanda Kaplan’ın keskin bakışları... Ve en son, Koray’ın omzundaki o huzurlu liman. Rüya mı görmüştüm? Yoksa Ecrin’i gerçekten o kalabalığın arasında, bir gölge gibi süzülürken mi görmüştüm? Bilincim yavaş yavaş, sanki sisli bir yolda ilerler gibi yerine geliyordu. Birkaç kez zorlayınca gözlerimi aralayabildim. Tavandaki o steril, parlak ışık gözlerimi bir bıçak gibi kamaştırdı. Refleksle tekrar kısmaya çalıştım, elimi yüzüme siper etmek istedim ama kolumdaki o ince sızı ve ağırlık beni durdurdu. “Buradayım hayatım... Korkma, yanındayım.” Koray’ın ses

