Ece Babamlarla annem memlekete dönmüştü. Annem daha valizleri kapatmadan düğün hazırlıklarına başlayalım, anca yetişiriz demişti. Elif teyzeyle İstanbul’da çoktan telaşa düşmüşlerdi. Kumaşlar bakılıyor, listeler yapılıyor, kim nereye oturacak konuşuluyordu. Bu yaz çifte düğün vardı. Biz ise Muş’ta görevimizin başındaydık. Ecrin’le düğünlerimizin ayrı günlerde olmasını özellikle istemiştik. Mutluluğumuzu bölüşmek değil, ayrı ayrı doya doya yaşamak istiyorduk. Babam yazı tura atmıştı. Yazı benim, tura Ecrin. Yazı gelmişti. O gün o kadar gülmüştük ki… Ecrin’le Aslan’ın suratları asılmıştı. Halbuki aramızda sadece on beş gün olacaktı. Ama Aslan bozulmuştu. “Mutluluk bizim hakkımız değil zaten,” diye söylenip duruyordu. Babamları yolcu ettikten sonra rutinimize döndük. Hastane ve ev

