Selvi Kılıç Odada sadece üçümüzdük; hava, yaklaşan fırtınanın ağırlığıyla doluydu. Titreyen ellerimle telefonun ekranını Volkan abiye ve ablama çevirdim. Şükran geliyordu. Babamla konuşmak, her şeyi yerle bir etmek için yola çıkmıştı. Bir arkadaşına attığı mesajda zehir saçıyordu: "Mutluluğu ona zindan edeceğim, herkesin içinde rezil olacak!" “Mesajı yeni atmış, şu an yolda!” dedim sesimdeki korkuyu gizleyemeyerek. “Ne yapacağız?” Volkan abi, duyduklarının ağırlığıyla öfkesine hakim olamadı ve duvara sert bir yumruk indirdi. Ablam Ece, dehşet içinde onu sakinleştirmeye çalışırken, planını hızlıca devreye soktu: “Hemen içeri geçelim, babam cevabını versin. O kadın gelmeden şu yüzükler takılsın en azından. Selvi, sen kapıya yakın dur. Gelirse ne yap et, içeri girmesine engel ol!”

