Ece Kahvaltı masasında, kalabalığın tam ortasında oturuyordum ama ruhum çoktan o odadan firar etmişti. Zihnimin kıvrımlarında sadece dün gece vardı; Volkan’la aramızdaki o gergin sessizlik, o kapanmayan mesafe ve tenime çarpan o yakıcı nefes... Her bir detay, bir mühür gibi yüreğime kazınmıştı. Gerçekten bana karşı bir şeyler mi hissediyordu, yoksa ben kendi yalnızlığımın içinde devasa bir hayal dünyası mı inşa ediyordum? Bu belirsizlik, zehirli bir sarmaşık gibi düşüncelerimi sarıyordu. Masadakilerin sesleri bir uğultudan ibaretti. Aslan heyecanla bir şeyler anlatıyor, babam Koray her zamanki sertliğiyle araya giriyor, Cengiz amca ise cümlelerinin arasına o meşhur iğneleyici imalarını serpiştiriyordu. Kimseyi duymuyordum. Benim kalbim, dün gecenin karanlığında, o bakışın hapsolduğ

