9 -

2284 Words
Devran kalabalık aşiret yemeklerinden, davetlerden, nişan ve düğün gibi göstermelik günlerden nefret ederdi. Fakat ne yazık ki o da Ahlatlı aşiretinin tek lideriydi ve her yıl düzenlenen yemekli toplantı bu sene onun konağında gerçekleşecekti. Dost aşiretler toplanır o yıl içerisinde olan olayları süzgeçten geçirir, kimin nerde hükmü vardı gün yüzüne çıkardı. Diğer aşiretler diğerleriyle sürekli içli dışlı olsa da Devran hepsiyle biraz mesafeliydi, ilişkileri belli bir seviyede tutar, herkeste onun bu tutumunu bilirdi. Kolay değildi. Devran dokuz sene önce aşiretin lideri olmuştu ve hatrı sayılır gücüyle güç gösterilerinde geri kalmamıştı ama bunu gösterişten daha çok işinde başarısıyla göstermişti. Aşiretlerin en az bir büyüğüyle iş ortaklığı vardı Konakta ise büyük bir hengame üç gündür sürüyordu. Günler öncesinden hazırlanan kazan kazan yemeklere yenileri ekleniyor, evdeki çalışanlar yetmediği için civardan yardımcılar geliyordu. Konağın bahçesinde kesilen koçlar erkekler tarafından parçalanıp içeriye kavrulmadı ya da haşlanması için gönderiliyordu. Tüm bu kargaşanın arasında Devran'ın kaldığı katta yaprak kımıldamıyor Agit atsan yere düşmeyecek mutfakta ne yapacağını bilemeden şaşkın şaşkın ortalıkta dolanıyordu. En sonunda da kıdemli kadınlardan biri "Beyim siz elinizi bulaştırmayın biz hallediyoruz, yukarı çıkın isterseniz" deyince Agit ne yapayım der gibi masada et doğrayan Afşin'e baktı. O da yardım etmek için gelmişti ama kimse ona el sürdürmüyordu. Afşin samimi bir tebessümle Agit'e hafifçe omuz atıp "Senin hazırlıkta ne işin var güzel oğlan, evin beyisin sen, git kocanın yanında otur" dediğinde oflayarak "Yardım etseydim" dese de mutfağa kontrol için gelen hanımağının "Oğul senin burda ne işin var üstün başın et kokacak, yukarı çık üstünü başını değiştir" demesiyle bu kez azar işitmemek için uslu uslu mutfaktan çıkıp merdivenlere yöneldi. Mutfak dışında konağın bir çok yerinde de çalışanlar vardı ve oğlanı gördüklerinde uzun uzun süzerek fısıldaşıyorlardı ve Agit çoğunu da duyuyordu. "Devran Ağa'nın eşi bu muymuş?" diyene diğeri gülerek "Pek bir güzelmiş, aynı kadın gibi" deyince öteki elindeki işi bırakmadan yanlarına yanaşıp "Kadın gibi işte kadın da değil erkekte, nikah düşmez ki buna, ne demeye aldıysa" diyerek burun kıvırdı. İlk konuşan ise diğerini dürtüp "Alsa ne, garibim koca yüzü göremeden gönderirler yakında" dedi. Konuşmaları duyan Agit başı önde yürürken onu izleyen Zelal Hanım'ın küçümseyen bakışlarıyla keyifli keyifli izlediğini gördü. O da merdivenlerden inerken yanında geçen oğlana "Ah zavallı oğlan, sen de eş olacağım, koca koynuna gireceğim mi sandın? Hizmetçisin sen burda, aha bak bunlar gibi" diyerek gülünce Agit başını kaldırıp omuzlarını dikleştirdi. "Ben onun koynuna girmeye gelmedim, ona eş olmaya geldim. Eşime hizmet etmeye de gocunmam." O, merdivenleri hızlı hızlı çıkmaya devam edince Zelal Hanım onları izleyen kadınlara dönüp "İşinize bakın siz" diye çıkışarak merdivenleri indi. Agit istemeden ayaklarını yere vura vura en üst kata çıkıp odasına girdi ve bir hışımla kapıyı kapattı. Sinir oluyordu artık herkesin onun hakkında atıp tutmasına, yatak odalarına kadar karışmalarına. Devran'la yapsalar ne yapmasalar ne, kime niye laf düşüyordu ki. Devran istese, yapabilse elbette alırdı onu koynuna, kucağına alan adam neden diğer türlü de istemesin ki. Hizmetçiyse de Devran'a hizmet ediyordu başkalarına değil ki. Ama işte kimseye cevapta veremiyordu. Mesaj gelen telefonunu uzun cepli eteğinin cebinden çıkarıp ekranı açtı ve mesajı okudu. Devran : Odama gelir misin? Önemli Agit mesajı ekrandan okuyup cevap yazmak yerine odasındaki kapıyı açıp diğer odaya geçti. Çalışma masasında önündeki kağıtlarla ilgilenen adamın dikkatini çekmek için hafifçe öksürdü. Başını kağıtlardan kaldıran adam suratı asık oğlanı görünce kaşlarını çattı, elindeki kalemi bırakıp parmaklarını hareket ettirdi. -Yine ne söylediler? Canını sıkmışlar - Agit artık bir şeyleri saklamak istemediği için ve Devran'la daha rahat konuşabildiği için masanın önündeki koltuğa oflayarak oturdu ve elleriyle anlatmaya başladı. - Saçma sapan şeyler işte. Her zaman ki gibi. Ama umursamadan merak etme - Devran sinirli bir soluk vererek devam etti. - Zelal mi? - Agit onun annesine ismiyle hitap ettiğini fark etmişti ama şu anda sinirli olduğu için söylediğini düşündü. Sadece başını sallayarak cevap verdi ve parmaklarıyla başka bir şey sordu. - Önemli demiştin. Bir şey mi isteyecektin?- Devran biraz daha sakinleşerek bu kez çekmecenin içindeki KURALLAR yazılı kağıdı çıkarıp bir süre kaşları çatılı 8. maddenin üstündeki çiziğe baktı. Agit karalamıştı üstünü ve o günden sonra her fırsatta sarılmak için bahaneler üretmişti. Onun sadece sarılmak isteyeceğini beklemiyordu, fiziksel yakınlık ya da aynı odada yatmak istiyorum demesini beklemişti ama Agit'in tek beklentisi ona sarılıp yanında olduğunu hissetmek istemesiydi. Derin bir nefes verirken gülümsediğinin farkında bile değildi ama onu izleyen oğlanı fark ettiğinde cidileşerek başını iki yana salladı ve 5.maddeyi elindeki kalemle işaret etti. 5. Aile yemeklerinde yanımdan ayrılmayacaksın, başkaları bana hizmet etmeyecek. Agit maddeyi okuduğunda hızlı hızlı başını salladı ve konuşmak için hazırlanırken Devran'ın elini kaldırmasıyla durdu. Devran bu kez not defterine uzun uzun bir şeyler yazarak Agit'in önüne uzattı. Merakla yazılanları okuyan genç anlayışla başını salladı. - Bu akşam aşiret yemeği benim konağımda yapılacak ve diğer tüm aşiretler burada olacak. Senden tek isteğim ve ricam onlar buradayken yanımdan bir saniye bile ayrılma. Emin ol beni küçük düşürmek isteyen bir sürü insanla karşılacaksın ama lütfen onlara karşı Devran Ahlatlı'nın eşi olarak davran- Agit gülümseyerek uzun uzun Devran'ın ciddi yüzünü izledi ve omuzlarını dikleştirip bu kez gururla konuştu. "Ben Devran Ahlatlı'nın eşiyim ve bunu herkese de gösterebilirim. Tüm gün boyunca yanından bir an bile ayrılmayacağım." Devran samimi bir tebessümle başını sallayarak parmaklarıyla konuşmaya devam etti. - Biliyor musun mükemmel bir eşsin - sonra durup yüzü düşerken buruk bir gülümsemeyle devam etti. - Belki de sana istediğin gibi bir eş olamayan benimdir - Oturduğu koltuktan fırlayan oğlan "Sen istediğim gibi bir eşsin ki" diyerek ona doğru yürüyüp tam kollarını açtığında birden durup "Sarılmak istiyorum" deyince Devran gülerek üst bacaklarına vurarak kaşlarıyla gösterip - Kucağıma oturacaksan kabul ederim - diye işaret etti. Yine yüzü kıpkırmızı olan Agit "Bilerek yapıyorsun" dediğinde Devran sen bilirsin der gibi ellerini iki yana açtı ama birden ona kollarını dolayıp sonrada kucağına yan oturan oğlanla gülerek kolunu beline sardı. O derin bir soluk alırken Agit başı omzunda "Alışırsam ama kızmak yok" diye mırıldandı. Karşılığında da başını sallayarak ona küçük bir kahkaha atan adamla kollarını daha da boynuna sardı. "Ben söyleyeyim de." Akşam yavaş yavaş gelmeye başlayan misafirlerle konağın bahçesi çoktan arabalarla dolmuş yola kadar taşmıştı. Ahlatlı ailesinin büyükleri misafirleri ikinci kattaki büyük salona yönlendirerek çoktan ikramlara başlanmıştı. Boylu boyunda divana kurulan dost aşiretler sohbet muhabbete başlamıştı bile. Artık gelenin gidenin haddi hesabı olmayan kalabalık alt katta konuşma sesleri yükselirken en üst katta yine sakinlik hakimdi ama Agit'in odasında zerre sakinlik yoktu. Çünkü genç oğlan ne giymeliyim nasıl görünmeliyim telaşına düşmüştü. Devran ona nasıl görünmek istiyorsan öyle giyin, buna ben dahil kimse karışamaz demişti ama Agit yine de oflaya oflaya ne giyeceğim diye dolanıyordu. Dakikalar sonra odasının kapısı tıklatıldı ve içeri giren Afşin'in elindeki büyük bir kaç kutuyla kaşlarını çattı. Afşin imalı imalı sırıtarak "Devran Ağa göndermiş senin için aç bi bak" diyerek yatağın üstüne koydu. Agit heyecanlı heyecanlı en büyük kutuyu açtığında gördüğü bembeyaz elbiseyle elini ağzına götürüp "Abla bu çok güzel" diyerek elbiseyi kutudan çıkarttı. Kutudan düşen kağıdı yatağın üstünden alıp içinden okudu. -Eğer nasıl görünmem gerekiyor derken cevap bulamazsan bu elbiseyi üzerinde görmeyi çok isterim. - Kağıdın biraz daha aşağısında biraz daha küçük harflerle başka bir şey yazıyordu. - Bu elbise annemin, eminim senin üzerinde görmek isterdi - Agit şokla başını kaldırıp Afşin'e baktı. "Elbise Zelal Hanım'ınmış" dedi ama gözleri dolu dolu ona bakan kadınla kaşlarını çattı. "Hayır güzel oğlan, bu elbise Devran Ağa'nın öz annesi Jiyan Hanım'ın." Agit gözleri kocaman odanın kapalı kapısına baktı ve Afşin'i odada bırakıp büyük kapıyı açarak diğer odaya koştu. Devran'ı yatak odasında takım elbiseyle sandalyesinde görünce koşarak boynuna atılıp "Teşekkür ederim" diye mırıldandı. Kollarını Agit'in beline dolayan adam bu kez başını onun omzuna koydu. Agit yanaklarından süzülen yaşlarla başını iki yana salladı. "Neden? Neden daha önce söylemedin?" Devran omuz silkerek sarılmayı bırakıp geri çekilen oğlanın ağlayan gözlerine baktı ve başını hafif yana yatırarak buruk bir gülümsemeyle parmaklarını hareket ettirdi. - Zamanı gelince öğreneceksin demiştim. Daha öğreneceğin çok şey var güzel oğlan- Agit son iki kelimeyle utanarak gözlerini kocaman açtı ve hızla - Ne dedin? - diye sordu. Devran umursamaz gibi ceketini düzeltti ama Agit'in ısrarcı bakışlarına dayanamayıp güldü. "Güzel oğlan" diye sesli bir şekilde söyleyip - Öyle diyorlar sana - diye devam etti. Agit onun konuşmasına mı kızsa güzel oğlan demesine mi mutlu olsa bilemeyerek başını yere eğdi ama hızlıca başını kaldırıp "Sana konuşma diyorum kaç kere" deyince Devran'ın yüzü düştü ve eliyle konuşmaya devam etti. - Sesim seni rahatsız mı ediyor? - Agit bu defa ciddi anlamda sinirlenip Devran'ın sandalyesinin önünde dizleri üzerine çöktü. "Keşke her gün biraz daha sesini duysam diye dua ediyorum ama senin canını yakacak her şey önce benim canımı yakıyor." Devran yutkunarak sandalyesini biraz geri çekip ayağa kalkan oğlana şaşırarak baktı. Ondan böyle bir cümleyi beklemiyordu, şimdi ise onun gözlerinde gördüğü ve acımaya zerre kadar benzemeyen umudu beklemiyordu. Agit ise ne söylediğini fark ettiğinde geri geri adımlayarak "Ben hazırlanayım artık" diye fısıldayarak kapıya yöneldi. Odada yalnız kalan Devran ise uzun zamandır bakamadığı aynalara döndü. Oturduğu tekerlekli sandalye ona çok şeyi anlatıyordu. Eli boğazına giderken yüzünü buruşturdu. Yıllar önce o kadına sesli bir şekilde sadece tek bir kelime ettiğinde metalik boğuk çıkan sesinden korkan ve acıyan bakışını hatırladı. Ama Agit'in gözlerinde konuşsun diyen umut dolu bakışlarının arkasındaki konuşursa canı yanacak diye korkan o bakışı görmüştü ve bu Devran'ı hiç bilmediği bir çıkmaza sokuyordu. Agit bembeyaz elbisenin içinde ve omuzlarını çoktan aşmış dalgalı simsiyah saçlarıyla aynasının karşısında derin bir nefes verdi. Nasıl göründüğünü bilmiyordu ama onun hazırlanmasına yardım eden Afşin'in gözlerinde gördüğü hayran bakışlara utanarak başını eğdi. "Oldum mu abla?" Afşin farkında olmadan doldurduğu gözleriyle "Jiyan Hanım'ım seni görseydi, en çok sana yakıştığını söylerdi, çok güzel oldun güzel oğlan" dedi. Agit alt dudağını ısırarak "Teşekkür ederim abla ama Devran'ın annesine daha çok yakışmıştır eminim" diye mırıldandı. Afşin hızla toparlanıp "Dur şimdi duygusallık zamanı değil, aç nalahım şu kutuyu da" deyip oğlanın eline büyük dikdörtgen kadife kutuyu tutuşturdu. Agit heyecanla o kutuyu da açıp gördüğü kolyeyle bu defa ciddi anlamda şoka girdi. Çünkü içindeki yemyeşil zümrüt kolye ışıl ışıl parlıyordu. Agit korkuyla "Abla bu" dediğinde Afşin beğeniyle kolyeye bakıp "Devran Ağa'm zevkli adamdır" diye konuştu. Agit ise kutudaki küçük kağıdı alarak yine içinden okudu. - Tüm gece gözlerimi gözlerinden ayırma ve yanımda kal - Kolyede Devran'ın gözleri gibi yemyeşildi ve göz alıcıydı. Genç oğlan titreyen elleriyle kolyeyi kutudan çıkarıp boynuna taktı ve aynadaki görüntüsünü izledi. Yemyeşil kolyesi ve bembeyaz elbisesiyle şimdi Devran Ahlatlı'nın eşi olmuştu. Tüm hazırlığını bitirip anlaştıkları gibi aşağı inmek için Devran'ın odaskma geçti. Onu bekleyen adam karşında gördüğü genç oğlanla kaşları havalandı. Eli eli arasında parmaklarıyla oynayan Agit eğdiği başını kaldırıp Devran'ın şaşkın bakışlarına korkuyla "Olmamış mı?" diye sordu. Saniye saniye dudakları kıvrılan adamın sessiz mırıltısını duyamamıştı. "Çok güzel" diye fısıldayan adam hızla öksürerek elleriyle sadece - Olmuş - diye gösterdi. Heyecanlı olduğu için dolanan eli ayağını toparlayan genç - Aşağı inelim mi? - diye sordu ve Devran'ın sakin baş sallamasıyla sandalyenin arkasına geçip kendine güçlü olacaksın diye telkinlerde bulunup kapıyı açıyor asansöre sürdü. Bir kaç saniye sonra indikleri katla sandalyeyi misafirlerin olduğu büyük odaya devam etti. İkili onlar için açılan büyük kapıyla salona girdiklerinde onları gören adamlardan aşiret liderleri hariç hepsi ayağa kalktı. Agit onu divanın baş köşesine götürürken kadınların olduğu taraftan gelen Alara Hanım'la kaşlarını çattı. Normalde Devran toplantı yapacağı zamanlar tercüman olarak Ağa'nın hemen dibinde olurdu. Zelal Hanım haber verince hemen hazırlanıp gelmişti. Bu yüzden de hızlı adımlarla Devran'ın yanına gitti. Şimdi solunda Agit sağında Alara Hanım vardı ve tüm gözler onları izliyordu. Devran sakince geldiğini şimdi öğrendiği sağındaki kadına dönüp parmaklarını hareket ettirdi. -Geldiğin için teşekkür ederim ama benim adıma eşim konuşacak, gecenin tadını çıkar - Kadın el hareketlerine bozularak Agit'e sert bir bakış atıp geri çekildi ve kadınların olduğu yere döndü. Zelal Hanım'a da bir şeyler fısıldadıyıp koltuğuna oturdu. Devran bu defa solundaki oğlana dönüp aynı şekilde parmaklarıyla konuştu. - Ben ne söylersem harfiyen sesli bir şekilde ilet - Agit hızla başını sallayarak onaylayıp Devran'dan bir adım uzaklaşıp göz teması kurarak hafif çapraz döndü. Bu sayede hem Devran'ın konuşmalarını görüyordu hem de kalabalığa hitap edebiliyordu. Devran kalabalıkta göz gezdirip oturmak için müsaade bekleyenler için eliyle otımalarını rica etti. Yavaş yavaş oturan adamlarla Agit'e döndü. - Öncelikle davetimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim, hoşgeldiniz - Agit olduğu gibi cümleyi sesli bir şekilde söyleyip başlarını sallayıp ellerini göğüslerine koyan adamlar "Hoş gördük Devran Ağa" diyerek onayladılar. Hafif öksürerek devam eden Devran tekrar Agit'e dönüp devam etti. - Bu saatten itibaren vekilim eşim Agit Ahlatlı'dır. Size söyleyecekleri bizzat benim cümlelerimdir - Kalabalık sesli mırıltılarla bir süre Agit'i izlediler. Heyecandan elleri buz gibi olan oğlan destek arar gibi Devran'ın gözlerine baktı ve sakince gözlerini açıp kapatan adamla derin bir soluk verdi. Sesler yavaş yavaş kesilip Devran'ın elini kaldırmasıyla tamamen kesildi ve Agit'e dönüp konuşmaya devam etti. Her söylediğini olduğu gibi seslendiren oğlanla yıl içerisinde şirketlerinin ne durumda olduğunu, nerelere nasıl yardımlar gittiğini, kimlerle yeni anlaşmalara girmeye karar verdiğini uzun uzun anlattı. Bazen onaylayan, bazen de şaşkınlıklarını belirten seslerle konuşmalar devam etti. Sormak istedikleri sorular soruldu, Devran'ın cevabını çeviren Agit'le aldıkları yanıtlar ya kabul edildi ya da anlaşma yapmaktan geri çekilmek isteyenler sürüp gitti. Devran konuşmanın sonlarına doğru tekrar hepsine toplantı için teşekkür etti. Onun konuşmayı bitirdiğini sanan Agit ise başarılı bir şekilde onu temsil ettiği için gururla omuzlarını dikleştirdi. Ama Devran'ın konuşması bitmemişti. Gözlerinin içine bakan oğlanla gülümseyerek kalabalığa döndü ve bu kez onlara hitaben parmaklarını hareket ettirdi ve sesli bir şekilde dile getirmeye hazır olan Agit'le hiç kimsenin beklemediği o cümleleri kurdu. - Sahip olduğum şirketlerin yüzde elli birlik hissesinin artık eşim Agit Ahlatlı'ya ait olduğunu bildirir... - Agit neyi söyledim ben diye şokla Devran'a döndü ama devam etmesini işaret eden adamla korkuyla yutkunarak başını salladı. - Bundan sonraki tüm anlaşmalar için eşimin de söz hakkı olduğunu bilmenizi isterim - Agit'in sesi giderek düşerken Alara dahil tüm Ahlatlı ailesi yerlerinden fırladılar. Çünkü artık Agit Ahlatlı sadece Devran'ın eşi değil şirket hisselerinin de sahibiydi. Devran'ın imzalayıp Alara'ya verdiği evraklarda bizzat kendi el yazısıyla yazdığı cümleler ve altına attığı imza Agit'i artık bir hizmetçi değil, hepsinin sahibi yapmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD