* * * Duracağını bile söylemiyordu, sadece ona “kocacığım” dediğinde bile yavaşlayacağını, ama yine de durmayacağını gayet net bir şekilde ifade ediyordu. Bu söylediklerinden sonra daha da korkmaya başladım. Sanki hiç korkmuyormuşum gibi ama bu korkumuz içinde aynı zamanda müthiş bir istek vardı; ona inanmak, güvenmek istiyordum. Şimdiye kadar bunu hep denemiştim ama işin ucunda o, hep beni bir şekilde yaratmıştı. Onu gördüm ki, bu sefer yanılmam çünkü bir kez daha kendimi onun kollarına bıraktım. Ellerim, onu omuzlarından kayarak yanıma düştü. Soluklarım o denli hızlanmıştı ki göğsüm bir körük misali inip kalkıyordu. Bakışlarım onun mavi gözlerindeydi; ürkek ürkek bakıyordum ona ve o, tüm cesaretiyle, tutkusuyla ve şehvetiyle bakıyordu bana. Ancak gözlerindeki o değişik ifade, o hüznü g

