
"Hay Allah bi bu eksikti!" diye söylenmekten kendini alamadı üzerine dökülen kahveyi eliyle silmeye çalışıp daha da batırırken.
"Daha kötü yapıyorsun." demesiyle birlikte biriktirdiği sinirini kustu Doğa.
"Ya öyle mi peki sen ne önerirsin? Zaten bütün bunlar hep senin suçun!" Doğa'nın koyu kahve sinirle bakan gözleri Erkan'ın buz mavisi şaşkın gözleri buluştu, ikisi de birbirinin gözlerine bakmaktan kendilerini alamıyorlardı.
***
Soluk soluğa kalmış şekilde arkadaşının yanına oturdu. "Noldu sana Doğa nefessiz kalmışsın yoksa maratonlara mı hazırlanıyorsun?" diye dalga geçmişti arkadaşı fakat Doğa bunu anlamayacak kadar dalgındı hep o salak mavi gözler yüzünden! "Ne maratonundan bahsediyorsun Melis?" yerinde kaykılarak "Hani şu köprünün üstünde koşuyor ya insanlar neyse sen onu boşver de neler kaçırdın neler?.." soran gözlerle arkadaşına bakmakla yetindi zaten Melis çoktan anlatmaya başlamıştı.
***
"Ya valla bugün hiç dışarı çıkasım yok Onur." diyerek önündeki kitapları kenara ittirdi.
"İkna edilmek istiyorsun çünkü sonra dersten kalınca suçlayacak biri lazım. Ben bu oyunlara gelmem." dedi ve arkasından kahkaha sesi duyuldu telefondan ardından "Teklif var ısrar yok." diye ekledi.
Telefonu diğer eline alıp sıkıntıdan ofladıktan sonra saate baktı ve konuşmaya devam etti "İyi 10da beni her zamanki yerden alırsın. Geç kalma döverim."
***
İçeri adım atmasıyla gerilemesi bir oldu. Mekan kalabalıktı bar kısmı bunu hayliyle belli ediyordu. Çarptığı kişiye özür dilemek için ağzını o açmıştı ki o mavi gözlerle karşılaştı. Bu sefer mavi gözler kızgınlıkla şaşkın kahve gözlere bakıyordu. 'Ödeştik' diye düşündü Doğa, Erkan üzerine dökülmüş Mojito'nun izlerini silmeye çalışan Erkan'a bakarken.
"Daha kötü yapıyorsun." dedi bilmiş bilmiş sırıtarak.

