Fatih’ten gelen bu ani hareketi beklemediğim için sadece kollarımı havada kaldırmakla yetindim, kaskatı kesilen vücudumla başka tepki veremedim. Bedenimi saran sıcaklığı, solunum sistemi felç eden kahve ve sedir karışımı kokusu, iliklerimi bile titretti. Kaburgamın altındaki büyük hareketlilik ise, içimde zelzele etkisi yarattı. “İyisin…” nefesi kulağıma bunu fısıldarken, içime oluk oluk heyecan aktı. Uyuşmuş bedenime zihnim bu odadaki en son anımı hatırlatınca, öfkem damarlarıma akıp beni kendime getirdi. Havaya kaldırdığım kollarımı indirdim ve onu var gücümle ittim. Bedenimden ayrılışı beni kutuplardaki buzlu sulara atılmışa döndürse de, istifimi bozmadım. “Sen ne yaptığını zannediyorsun! Bana sarılma haddini nereden buluyorsun? Sakın ama sakın, bir daha benimle bu kadar yakın

