Ağır tepsiyi ellerimde dengeleyerek merdivenleri dikkatle, yavaşça tırmanıyordum. Adamın gözünde beş para değerim yoktu. Bir de beceriksiz olarak sıfatlandırılmak istemiyordum. Hayatım boyunca bir kez olsun mutfağa girmeyen ben, bu halime deli gibi gülmek istiyordum. Devletin nezdinde resmî kocan olan ama beni bir türlü karılığına kabul etmeyen Barlas'ın, canımı yakmak için her bahaneye sığınacağını tahmin etmek zor değildi. Tepsiden bir damla dökülse, Barlas'ın bunu yeni bir aşağılama fırsatına çevireceğinden emindim. Son basamağı geçtiğimde, odanın kapısı görüş alanıma girdi. Barlas içerideydi. Duşta olmalıydı ama o kapının arkasındaki varlığı, bütün havayı kesiyordu. Tepsiyi daha sıkı tuttum. Kapıyı çalmalı mıydım? Yoksa "karımsın" dediği için direkt mi girmeliydim? Çalarsam saygısızl

