Nazife Hanım, oğluna söve söve Masal'ı arkasına katmış, kliniğin önündeki lüks aracının şoför koltuğuna oturdu ve motoru çalıştırdı. Korumaları anında etraflarını sarmış, trafiğin arasına karıştılar. Maya, bitkin bir halde arka koltuğa çökmüştü; aklı tamamen Köpük'teydi. Masal ise ön koltukta, bir türlü durduramadığı gözyaşlarını silip duruyordu. Nazife Hanım'ın öfkesi, sadece Barlas'a değil, gelinindeki bu zayıflığa da yönelmişti. Masal'ın ağlayışına daha çok sinirleniyordu. Masal'ın hızla evden fırlayışını merak etmiş, peşinden çıkmıştı. Adamlarından yerini öğrenmişti. Kesinlikle oğlunun, karısının gözü önünde başka bir kadınla kırıştırmasını beklemiyordu. Aniden frene basar gibi duraksadı, direksiyonu tutan eklemleri bembeyazdı. "Ağlamayı kes artık Masal!" diye gürledi. "Ne bu halin

