Valentina, o sessiz ve tok seslenişle irkildiğinde, salonda asılı olan huzurlu hava bir anda paramparça olmuş gibiydi. Elina’nın dudaklarından çıkan kelime havada yankılandı: “Peki Madam... Valentina.” Bir anda zaman durmuş gibiydi. Ayaklarının dibinden yukarı tırmanan bir ürpertiyle gözlerini Elina’ya dikti Valentina. İlk başta hiçbir şey söylemedi. Yıllardır bu ismi, yalnızca bir kişiden —o da Vanessa’dan— kardeşinden duymuştu. Şimdi karşısında, genç ve gözlerinde korkusuz bir parıltı taşıyan Elina duruyor, sanki onu en savunmasız yerinden yakalamış gibi adını söylüyordu. “Bu ismi söyleyerek ne yapmak istiyorsun?” dedi, sesi hafifçe titreyerek. “Canımı mı yakmak istiyorsun? Kimi diriltiyorsun böyle, Elina?” Elina, kadının dudaklarının gerisinde titreyen o kaygıyı görebiliyordu. Kendin

